• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin -1 °C

Yeni çözüm arayışları

Kurtuluş Tayiz

Kanlı bir açmaz, bir ölüm çıkmazı sanki yaşadığımız. Ne siyasetle, ne güvenlik tedbirleriyle bu soruna çözüm bulabiliyoruz; kan akmaya devam ediyor. İster PKK’yı suçlayalım ister devlet yöneticilerini, fark etmiyor, bu kısırdöngüden bir türlü çıkamıyoruz. Hiçbir şey değişmiyor.

PKK’nın savaşacak gücü var ama kazanacak gücü yok; hükümetin örgüte karşı mücadele kararlılığı var ama onu bitirme gücü yok. Bu yüzden sürgit bir savaşa mahkûm olmuş durumdayız. Kürtlerin hepsi PKK ve BDP’yi desteklese belki de bu kadar çok insan ölmeyecek, silaha ve şiddete gerek kalmayacaktı. PKK ve Kürtler mesut, Türkler de bu duruma razı olacak, Kürt meselesinde kansız bir çözüm yolu bulabilecektik.

Son 30 yıldır neredeyse sanki tek ve uzun bir günü yaşıyoruz. Hep aynı şeyler, farklılık yok. PKK saldırıyor, asker operasyon yapıyor, gençler feci şekilde ölüyor; Kürt meselesinde ara ara demokrasi lafları gündeme geliyor, silahların gölgesinde biraz barış ve çözüm arayışı beliriyor, sonra bir yerden yine bir saldırı oluyor ve kıyamet kopuyor...

Film hep başa sarıyor. Yeni bir şey yok. Dikkat edin; bu konuda kuşaklar arasında da bir algı farklılığı yok. Bir babayla oğlu Kürt meselesine ilişkin aşağı yukarı aynı algıya sahip, Kürt meselesi sözkonusu olunca babayla oğul arasındaki yaş farkı da bir anda siliniveriyor; çünkü farklı zamanlarda yaşasalar da aynı şeyleri tecrübe ediyorlar.

Bugün yaşadıklarımıza bakın. Dönüp yine aynı noktaya geldik. PKK’nın kanlı saldırıları artmaya başladı, toplumda bir infial hâli belirdi ve biz yeniden “silahsız çözüm”ü tartışmaya başladık. Madem akıl bu işi “silahsız” çözmeyi öneriyor, o zaman bunca genci hangi “kutsal” değerler adına toprağa gömdük? Aklımız şimdi mi başımıza geldi?

Yarını tahmin etmekte kimse zorlanmıyor, bu konuda neler olabileceğini yakın geçmişe bakarak kestiriyoruz, çünkü yıllardır aynı felaketler dizisini yaşıyoruz; bir süre demokratik çözüm arayışı, sonra yeniden pata küte çatışma ve ölüm dönemi...

Bu kısırdöngüyü Türkiye’nin AKP’yle, Başbakan Erdoğan ile aştığını, geride bıraktığını sanıyorduk, ümitlenmiştik; ama maalesef onlar da bir önceki politikacı kuşağın kopyası gibi. Buna rağmen hükümetten tümden ümit kesmiş değilim. İktidarlarının bu sorunu çözmeye yeter güçte olduğunu düşünüyorum. Ama onlar bunu düşünüyor mu, o kadar emin değilim.

Evet, Kürt meselesinin siyaset dışında bir çözümü yok. Politikacılar ve askerler bunun gayet farkında; kan deryasına dönmüş bir ortamda yeniden kansız bir çözümü konuşmaya başladık. İyi de yaptık. Hükümet sıkışınca böyle davranıyor, diyenler çok. Olsun. Silahlar konuşacağına politikacılar demagoji yapsın, sahte demokrasi paketleri uydursun, bol keseden vaatlerde bulunsun... Çözüme dair bir akıl, bir proje belki de ancak böyle konuşa konuşa ortaya çıkacaktır.

Ankara bunun ilk sinyalini vermeye başladı. Hükümetin yeni bir silahsız çözüm planı üzerinde çalıştığı haberleri geliyor. Başbakan Erdoğan, bu kanlı sürecin önüne geçmek için arayış içerisinde. Başbakan’ın partisinin 30 eylülde yapılacak olan kurultayında üç aşamalı yeni bir çözüm planını açıklaması bekleniyor.

Önceki gün Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, örgütle Oslo sürecinde olduğu gibi görüşmelerin yeniden yapılabileceği mesajını verdi. Bu açıklamaları Arınç, Bingöl’de 10 askerin hayatını kaybettiği bu sert iklimde yaptı ve tepki almadı. Bu çok önemli. Üstelik bu sözlerin etkisi hemen görüldü. Pek hayırlı bir niyetle olmasa da PKK’yla görüşmeleri gündeme getiren CHP de bu tartışmaya katıldı. Kemal Kılıçdaroğlu “Eğer PKK’ya silah bıraktıracaksa terör örgütüyle görüşmeler devam etmelidir” dedi. Hükümet için çok büyük şans. Muhalefet partisi örgütle kurulacak diyaloga açık destek veriyor. Medyada da Oslo sürecinin yeniden başlaması gerektiğini düşünen sesler yükseliyor. Mehmet Ali Birand, dünkü yazısında “İyi ki PKK’yla görüşülmüş, iyi ki protokol yapılmış” diyerek, bu konuda düşüncesini çok net bir şekilde ifade etti.

Ben PKK’ya endeksli barış ya da çözüm planlarının sonuç vereceğinden şüpheliyim. Bundan PKK’nın tümden yok sayılması veya dışlanması gerektiğini düşünmüyorum. Kürt sorunu Türkiye’nin sorunudur ve bütün bir toplumu ilgilendiriyor. Bu yüzden de Kürt sorununa Oslo’da değil bütün Türkiye’yi kapsayacak, meşruiyet tartışması doğurmayacak olan Meclis çatısı altında çözüm aranmalıdır. “Demokratik Çözüm ve Barış Planı” adıyla (İmralı ve Kandil’i dışlamadan) Kürt sorununda yeni bir sayfa açılabilir. CHP ve BDP’nin akan kanın durdurulmasına dair böyle kapsamlı bir girişime karşı çıkacağını sanmıyorum. Yeter ki Başbakan Erdoğan bu kararlılığı göstersin; yoksa Türkiye başka türlü bu kanlı açmazdan kendisini kurtaramayacak...

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89