• BIST 97.610
  • Altın 145,173
  • Dolar 3,5733
  • Euro 4,0106
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 15 °C

Yeni anayasa ve haddini bilen devlet

Hilal Kaplan

Devlet, vatandaştan daha güçlüdür. Devlet-vatandaş ilişkisi güç bağlamında asimetrik bir ilişkidir. Devletin, vatandaşını ezmemesi için onun gücünün sınırlarının keskin çizgilerle çizilmesi gereklidir. Ki bu işin sadece teorik kısmıdır, ama söz konusu ezici gücün teorik olarak sınırları belirlenmediği takdirde pratikte çok daha vahim sonuçlarla karşılaşılacağı kesindir.

Devlet-vatandaş bağlamındaki bariz asimetrik güç ilişkisine rağmen, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren yapılan her anayasanın mevcut ve belirleyici olan ortak özelliği vatandaşı devletten değil, devleti vatandaştan koruyan bir anlayışı içermeleridir. Zira devlet kendisini vatandaşların büyük çoğunluğunu ezerek var etmiştir; dolayısıyla kendisini koruma altına alma yolu vatandaşa karşı korunmaktan geçmektedir. Tabii bu açıktan değil, "devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü" gibi hamasi söylemler üzerinden gerçekleşir.

Devletin hoşuna gitmeyen her söylem, bu bölünmez olduğu iddia edilen birlik fikri üzerinden gayri meşru ilan edilebilir. Nitekim, düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan pek çok mahkeme kararında bu söz kalıbına başvurulduğunu görebiliriz. Liberalizm, sosyalizm veya Türk milliyetçiliği dışındaki her tür milliyetçilik gibi ideolojik bağlanmalardan ya da İslâm veya Hristiyanlık gibi dinlerden neşet eden her tür fikir veya fiil, devletin milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik addedilip yasaklanabilir, merkezin dışına itilip ezilebilir. Bu söz kalıbı, sadece değişmesi teklif dahi edilemeyen maddeler içinde değil; mevcut anayasanın farklı bölümlerinde de geçer.

Örneğin Gençleri Koruma başlığı altındaki 58. Maddede şöyle denir: "Devlet, istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır." (Milletin değil devletin büyük harfle yazıldığına ayrıca dikkat...)

Bu madde, devletin milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı bulunan görüşleri çok net tarif etmektedir aslında: Atatürkçülük haricindeki tüm görüşler. Buradaki mesela bir siyasî söylem olarak Atatürkçülük değildir. Esas mesele, devletin belli bir siyasî söylemi merkeze alıp, diğer tüm görüşleri gayri meşru ilan edebilecek yetkiye kendisini haiz görmesidir. Atatürkçülük de diğer görüşler gibi devlet korumasının dışına çıkartılıp, diğer görüşlerle masaya eşit şartlarda oturtulursa sorun da ortadan kalkar.

Vatandaşın fikri, zikri, giyimi, vb. üzerine bu kadar kısıtlayıcı güce sahip bir düzende yaşıyor olmamızı mümkün kılan ve 'kılıfına uyduran' bu anlayıştan da yeni anayasa vesilesiyle kurtulmak gereklidir. Aksi takdirde, tarihsel tecrübemizin de gösterdiği gibi devlet, çok kolay haddini aşıp, gücünü vatandaşı ezmek doğrultusunda kullanabilmektedir. Yasalar haddini (sınırını) bildirmediği takdirde, vatandaşın devlete haddini bildirmesi nerdeyse imkânsızdır.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89