• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • İstanbul 29 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 16 °C

Yaşasın adalet!

Yusuf Karataş

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının son tutukluları da tahliye edilince Başbakan Erdoğan, “Adalet yerini buldu” demiş. Demek ki söz konusu olan bakan çocukları ve eski İçişleri Bakanı Güler’in “Önünde yatarım” dediği Reza Zarrab gibi “önemli şahsiyetler” olunca, adalet 73 günde yerini buluyormuş! Oysa aynı başbakan Sivas davasının 30 yılda sonuçlanmayıp zaman aşımına uğramasının ardından da “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun” demişti.

Bu ne menem bir adalet ki egemen sınıf ve güçler her defasında “Yaşasın adalet” diye bağırırken ezilen halk kesimleri ve emekçilerin “adalet bu mu?” feryadı hiç eksik olmuyor.

Gerçekten nedir bu adalet?

Hukuk önünde herkes eşit mi, yoksa bazıları daha mı eşit!

Aslında burjuva düzende “hukukun önünde eşitlik” söylemi, toplumsal eşitsizliğin üstünü örterek görünmez hale getiren bir araçtan başka bir şey değildir. Söylediklerimizi abartılı bulanlar varsa, mahkeme salonlarına baksınlar. Acaba bu garip kostümlü yargıçlar, törensel yargılamalar ve “yaz kızım”la başlayıp kimsenin anlamadığı maddelere dayalı kararlar niye var? Evet, burjuva düzende hukuk, eşitsizliğin üstünü örtmek için kullanılan bir tiyatrodur.

İnanmıyorsanız, size bu tiyatronun AKP döneminde halka karşı oynanan birkaç sahnesini de hatırlatalım.

Sahne 1 (Uğur Kaymaz Davası): Uğur Kaymaz, 2004’te Kızıltepe’de daha 12 yaşındayken babası Ahmet Kaymaz’la birlikte katledildi. 12 yaşında 13 kurşunla katledilen Uğur’un davası, güvenlik gerekçesiyle Eskişehir’e sürüldü. Yargılama sonucu mahkeme, polisleri meşru müdafaadan beraat ettirdi.

Sahne 2 (Ceylan Önkol Davası): Ceylan Önkol, 2009’da Lice’de koyun otlatırken meydana gelen bir patlamada yaşamını kaybetti. Ancak Lice Cumhuriyet Savcısının olay yerine “güvenlik” gerekçesiyle 3 gün sonra götürülmesi nedeniyle bu katliamla ilgili bir ize rastlanamadı! Sonra ne mi oldu? Savcıyı olay yerine götürmeyen askerlerle ilgili soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

Sahne 3 (JİTEM Davası): JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan’ın 2006’da yaptığı itiraflarından sonra Diyarbakır’da dava açılmıştı. Sivil ve askeri mahkemelerin yargılama yapmaya yetkili olmadıkları gerekçesiyle birbirlerine gönderip durdukları davada yetki krizi Yargıtay’a taşınmıştı. Yargıtay, davayı Diyarbakır 6. Ağır ceza Mahkemesine gönderdi. Sivil mahkeme şüphelilerin asker olması nedeniyle dosyayı tekrar Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderdi. Aygan’ın nasıl işlendiğini ayrıntılı olarak anlattığı birçok “faili meçhul” cinayetin zanlılarının yargılandığı bu davada adalet 7 yıl sonra yerini buldu! Askeri savcılık görevsizlik kararı verdi.

Sahne 4 (Şerzan Kurt Davası): Kürt öğrenci Şerzan Kurt, 2010 yılında Muğla’da öğrenciler arasında çıkan olaylar sırasında polis Gültekin Şahin tarafından açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi. Güvenlik gerekçesiyle Eskişehir’de görülen duruşma sonucunda 8 yıl ceza alan polis tahliye edildi ve halen görevine devam ediyor.

Sahne 5 (Lice Katliamı Davası): 1993’te Lice’de 16 kişinin katledilmesiyle ilgili dava, dönemin Diyarbakır Alay Komutanı Eşref Hatipoğlu’nun can güvenliği gerekçesiyle önce Eskişehir’e ve ardından da İzmir’e sürüldü. Dava devam ediyor…

Sahne 6 (Ali İsmail Korkmaz Davası): Üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, 2 Haziran 2013’te dövülerek öldürüldü. Birçok davanın “güvenlik” gerekçesiyle sürüldüğü Eskişehir’de gerçekleşen olayın davası, aynı gerekçeyle bu kez Kayseri’ye sürüldü. Dava devam ediyor…

Şimdi en başa, milyonlarca dolarlık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarında tutuklananların salıverildiği son sahneye geri dönelim. Savcıların yerlerinin değiştirilmesi ve HSYK’ye yapılan müdahaleler sonrasında gerçekleşen bu tahliyeler, artık ‘adalet tiyatrosunun’ yaldızlarının dökülmeye başladığını gösteriyor. İşte bugün Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme için bizi beklentiye sokmaya çalışanların bütün derdi, yaldızları dökülen bu tiyatroda oynanan oyunu uzatmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Ama bu çaba nafiledir, halkın azımsanmayacak bir kesimi perdenin arkasındaki gerçeği görmeye başlamıştır. Öyleyse artık bu oyunu bozma ve halk güçlerini halk demokrasisini kurma mücadelesinde birleştirmenin zamanıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89