• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 12 °C

Yaşar Kemal’e ödül

Orhan Miroğlu

Fransa’nın en prestijli ödülü sayılan Légion d’Honneur Grand Officier nişanı Yaşar Kemal’e verildi. Yaşar Kemal, 1983 yılında Légion d’Honneur Commandeur nişanıyla daha sonra 1988 yılında da Sanat ve Edebiyat Commandeur nişanıyla taltif edilmişti.

İlk Nobel Ödüllerinin verildiği tarih olan 1901’den yüz sene önce 1802’de Napoléon Bonaparte tarafından ihdas edilen Légion d’Honneur, Fransa’nın en düzey nişanıdır.

Yaşar Kemal’e verilen nişanın töreni İstanbul’daki Fransa Sarayı’nda gerçekleşti ve nişanı Fransa Cumhurbaşkanı adına Orgeneral Jean-Louis Georgelin Yaşar Kemal’e takdim etti.

Törende Yaşar Kemal ve Orgeneral Jean-Louis Georgelin birer konuşma yaptılar.

Orgeneral’in Türkçeye de çevrilen konuşması Fransa’nın Türk edebiyatının büyük yazarını tanıtan kısa bir biyografi gibiydi. Bazı bölümlerini paylaşmak istiyorum:

“Kemal Sadık Göğceli, 1923 yılında Adana’nın (şimdiki ismi Göğçeadam olan) Hemite köyünde doğdunuz. Köyünüzde Osmanlılar tarafından buraya yerleştirilen Orta Asya, Moğolistan ve Mâveraünnehir kökenli göçmen Türkmenlerin torunları yaşıyordu. Büyük bir soya mensup bir Kürt aşiretinden gelen Kemal ailesi Birinci Dünya Savaşı esnasında Van Gölü yakınından kaçarak yerleştikleri bu köyün önemli bir değeriydi.

“Cicero’nun valilik yaptığı, Aziz Pavlus’un önemli isimlerinden biri olduğu, halkların, göçlerin ve trajedilerin birbiriyle karıştıkları antik Kilikya bölgesinde geçen çocukluğunuz, pek eski zamanlarda yerel ozanlar tarafından söylenen geleneksel halk destanlarından esinlenmiş folklorik yazınlara olan ilginizi arttırdı.

“Yutarcasına okuduğunuz ilk roman Alphonse Daudet’nin Le Petit Chose (Küçük Şey) isimli romanıydı. Fakat ergenliğinizin en önemli olayı, sizi tüm hayatınız boyunca yazmaya ve hep daha çok yazmaya itecek olan Don Kişot romanını okumanız oldu.

“Komünizm sempatizanı olduğunuz şüphesiyle ilk olarak 17 yaşında tutuklandınız. Daha sonra aynı nedenle 1950 yılında bir senenizi hapiste geçirdiniz. Yine de ‘tüm şiirlerimiz, tüm destanlarımız ve şarkılarımız, yüzyıllardır devam eden bir baskıya ve özgürlüğe duyulan aşka tanıklık ediyor’ açıklamasını yapacaktınız.

“1996 yılında Türk devletini Kürt sorununu ele alışına dair ‘Türkiye Üzerinde Kara Gökyüzü’ başlıklı makalenizden ötürü, Devlet Güvenlik Mahkemesi size 20 ay hapis cezası verdi.

“Eserleriniz kırk faklı dile çevrildi. 1950’li yıllarda Türkiye’nin kırsal topluluklarını ve görünümlerini etkilemiş büyük değişiklikleri ve ülkenizin sanayi çağına doğru yol alışını ortaya koyan eserleriniz ne maddi ne coğrafi herhangi bir sınır tanıyor.

“Türkiye’deki azınlıkların kültür ve dil haklarının savunucusu olmuş edebiyat dünyasının vazgeçilmez bir ismi olarak, yazınızın zenginliği ve çeşitliliği ile Türk edebiyatının tüm dünyaya yayılmasına eşi benzeri olmayan katkılarda bulundunuz.

“Yaşar Kemal,

“Edebiyat alanındaki olağanüstü eserleriniz için ve azınlıkların haklarını kültürel çeşitliliği ve kültürlerarası diyalogu büyük bir yüreklilikle savunmanızdan ötürü, Cumhurbaşkanı adına ‘Grand Officier dans L’ordre National de la Légion d’Honneur’ nişanını tarafınıza takdim ediyoruz.”

Yaşar Kemal’in konuşması kısa ama anlamlı ve biraz da hüzünlüydü doğrusu.

“Fransa dostluklarıyla onur ve sevinç duyduğum çok kişinin de ülkesidir” dedi.

Bu dostlardan birinin Roger Caillois olduğunu söyledi. Aralarında tartışırlarmış iki dost. Caillois Yaşar Kemal’in edebiyata çok şey yüklediğini söylermiş.

Yaşar Kemal, edebiyata ve romana bugün de çok şey yüklediğini ifade etti ve şöyle dedi:

“Birçok sançtı gibi ben de dünyayı güzellik kurtaracak diyorum. Ama bakıyorum yanım yörem cehennem. Roger Caillois ile tartışmamız geliyor aklıma. Gerçekten şu sanat dedikleri, hele bugünlerde ne işe yarıyor, benim emeklerim boşuna değil mi diye soruyorum kendi kendime?

“Sanat, gerçek sanat zulmün, şiddetin, tüketici oburluğunun, insanca olmayan her davranışın karşısındadır. Çünkü bana göre ne olursa olsun, her biçim sanatın birinci işi başkaldırıdır. Sanat insanları yalana, zulme, bitip tükenmeyen anlamsız savaşlara, bütün kötülüklere karşı uyarır..”

Yaşar Kemal’in binlerce roman sayfası yazarak ortaya koyduğu emek, kuşkusu olmasın, boşuna verilmiş bir emek değil. Fransa Sarayı’na, ödül töreni için gelen davetlilere baktım. Birkaç kuşak biraradaydık. Bizi buluşturan ve kuşaklar arasındaki mesafeyi kısaltan, belki de önemsizleştiren, Yaşar Kemal’in emeğiydi aslında. Hepimizin okuma serüveninde İnce Memed’in ve Yaşar Kemal’in sonrasında yazdığı romanların bambaşka bir yeri vardır.

Törenden bir gün önce Everest Yayınları’ndaydım. Dağıtımı yapılacak kitapların arasında şöyle bir dolaştım. Yaşar Kemal’in romanları sıra sıra duruyordu raflarda..

İnce Memed
, Demirciler Çarşısı Cinayeti, Ağrı Dağı Efsanesi ve diğerleri.. O romanlar altmış yıldır ne kitapçıların ne de dağıtımcıların raflarından indi, yıllardır dağıtılıp duruyor ve okunuyor.

İçimde kalmasın. Yaşar Ağabey’e verilen son ödül, ya da nişan, Nobel’i de hatırlatmadı değil. Yazıya oturduğumda dün Taraf’ta yer alan, Yasemin Çongar’ın çevirdiği ve Tim Parks’ın Nobel edebiyat ödüllerinin veriliş tarzını sorgulayan makalesini, makaleye komite başkanının verdiği cevabı okudum.

Vardığım sonuç şu: Eğer Nobel Komitesi Yaşar Kemal’in romanlarını okusaydı, Yaşar Kemal Nobel’i çoktan almıştı. Tabii siyasi sebepleri, devletin tavrını unutmamak ve Kürt aydınlarından bazılarının Avrupa’da yürüttüğü ‘beşinci kol’ faaliyetlerini de hatırlamak lazım.

Fransız Saray’ından çıkarken, içim buruktu. Yaşar Kemal’e Nobel verilmemiş olmasının edebî değil, siyasi sebepleri olabileceğini düşündüm. Bu konunun tartışılmasını Yaşar Kemal de pek istemedi. Dünyanın dört bir yanında yaşayan milyonlarca okur tarafından taltif edilmiş bir yazar olarak Yaşar Kemal’in Nobel’e hasret duymadığını biliyorum. Ama yine de bu konunun hakkıyla tartışılmamış olmasının edebiyatımız ve edebiyat tarihimiz açısından bir eksiklik olduğunu düşünüyorum.

Ortaya bir soru:

Yaşar Kemal’e Nobel Edebiyat Ödülü neden verilmedi?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89