• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 3 °C

Yaşadığımız rejimin adı demokrasi mi! Önce adını koyalım

Ergun Babahan

Hendek, barikat eleştirisi yapmadan önce içinde yaşadığımız rejimin adını doğru koymak gerekiyor. Çünkü toplumsal muhalefetin tarzı, içinde yaşanılan rejime göre değişecektir. Türkiye’nin Batı’sında otoriter yapısı ağır basan bir yönetim biçimi olduğu konusunda herkes hemfikir; ama Doğu’su çok farklı. 

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın açıklamaları, Doğu’daki yönetim biçiminin faşizm olduğu konusunda bir görüş birliği olduğunu gösteriyor. 

Şimdi seçimle işbaşına gelmiş tüm yöneticileriniz birer ikişer tutuklanıyor, bölgede görev yapan gazetecilerinizin başına sokak ortasında silah dayanıyor, polisler Kürtleri yere yatırıp “Size Türk’ün gücünü göstereceğiz” diye bağırıyor, yargı sizi yok sayıyorsa, devletin tepesi size imha edilmesi gereken böcekler gibi bakıyorsa, haksız sayılmaz. 

Hasan Cemal dünkü yazısında ‘Erdoğan Darbesi’ni kaleme aldı. 17- 25 Aralık yolsuzluk skandallarından sonra yargıya el koyan AKP, her türlü muhalefeti imkânsız hale getirdi. IŞİD’e ilişkin bir gerçeği dile getiren CHP milletvekili bile sözlerini yandaş medyadan okuyup öğrenen Erdoğan’ın hakaretlerine muhatap oldu.

Bugün gazeteciler haber yaptı diye casusluk suçlamasıyla cezaevine atılabiliyorsa, Anadolu’nun muhafazakâr insanları sırf Hizmet’e bağlı olduğu için hukuk dışı uygulamalara maruz kalıyorsa, AKP’yi ve Saray’ı ilgilendiren konularda yargıya güven sıfırlanmışsa, üniversiteler kışlaya çevrilmiş, bölgede işkence başlamışsa, kentler ve koca ilçeler tanklarla askerlerle işgal edilmişse, bu darbenin ortaya çıkardığı rejimin adını doğru koymak gerekir. 

Kürtler, 7 Haziran’da Türkiye ile birlikte yaşama arzusunu açıkça ortaya koydu. Karşılığı ne oldu: Aşağılanma, bombalanma, yakılıp yıkılma. Erdoğan, 7 Haziran darbesiyle Kürtlerin umudunu çaldı. Size bu topraklara hayat hakkı ancak benim belirlediğim koşullarda olur dedi. 

Bir Meclis çoğunluğu Diyarbakır, Suruç, Ankara bombaları hakkında soruşturma açılmasını engelliyorsa, sorumlularının kim olduğunu bildiği ve gerçeğin ortaya çıkmasından korktuğu için yapıyordur bunu. Kürtleri IŞİD’le terbiye etmeye çalışanları bildiği için yapıyordur. 

Barışçıl toplantılarında 200’e yakın can kaybı veren, il ve ilçe binaları yakılıp yıkılan Kürtlerin yaşadığı mağduriyeti, uğradığı insanlık dışı muameleyi tam görmeden “Ama PKK de hendek kazdı” noktasına gelmek yanlış. Demirtaş’ın şu sözleri yanlış mı: 

“Faşizm ricayla minnetle durmaz. Faşizme yalvarılmaz. Halkımızı bu çerçevede bulunduğu her yerde onurlu, görkemli direnişi sahiplenmeye çağırıyoruz. Geri adım atmak bu tarihi dönemin şerefine yakışmaz. Kimsenin malını çalmadık, toprağını işgal etmedik, gasp etmedik, kimsenin köyünü yakmadık, kimsenin dilini yasaklamadık. Biz kendi topraklarında onurlu bir halk olarak yaşamak istiyoruz.” 

Rejimin adını faşizm koyanların farklı bir muhalefet tarzı ortaya koyması kaçınılmazdır. Atilla İlhan o ünlü romanında ne der: “Memleket kurtlar sofrasına dönmüşse, isyan haktır.”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89