• BIST 89.695
  • Altın 145,769
  • Dolar 3,6139
  • Euro 3,9332
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 17 °C

Yargıya güven

Ekrem Dumanlı

Sanırım sorular karışıyor. 'Yargıya güvenmiyor musunuz?' demekle 'Herkesin güvenebildiği bir yargıya ihtiyaç var mı?' sorusu aynı değil. Hele son yıllarda yaşanan bazı garip olaylardan sonra...

Yargıya güvenmek gerekiyor kuşkusuz. Çünkü herkesin adalete sığınmaktan başka çaresi yok. Ne var ki böyle bir güvenin tesis edilemediği de aşikâr. Öteden beri bu böyledir. Türk fikir hayatının çok önemli bir yazarı yarım asır önce 'zulüm adalet tacını giyerse' deyip bir çığlık atıyordu. Keşke o gün o sese kulak verilebilseydi.

Bugün durum daha da karışık. Yüksek yargının adaleti temsil etmesi ve hakem rolünü üstlenmesi gereken bazı birimleri, siyasî parti gibi görülüyor. Hatta bir siyasî parti gibi de değil. Malum bir partinin noteri gibi de görülüyor. Ne yazık ki algı böyle. Ve ne yazık ki bu algı boşuna oluşmuyor. Çok acı!

Bugünlere bir çırpıda gelinmedi. Yargının imajını en çok yargının bizatihi kendisi altüst etti.

O kadar gerilere gitmeye de gerek yok. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında hokus pokus yapıldı ve onlarca yıldır süren Meclis geleneği '367 zorunluluğu' sayesinde altüst edildi. Tam bir hokkabazlıktı yapılan. Çünkü hiçbir cumhurbaşkanı seçilirken böyle bir şart istenmemişti. 'Olsun, nasıl olsa Anayasa Mahkemesi (AYM) buna izin vermez' diyenler hüsrana uğradı. Bazı üyeler 'Biz bu kararı torunlarımıza anlatamayız' dedi ama iş işten geçmişti.

Meclis 411 oyla bir yasayı onayladı. Anayasa'da çok açık bir şekilde AYM'nin yetkisi belirtiliyordu ve teamül de hep o çerçevede cereyan ediyordu. Ne yazık ki AYM, yetkisini aşarak içeriğe müdahale etti. Üstelik akla hayale gelmeyecek yasakçı gerekçelerle.

YARSAV diye bir örgüt var; yüksek yargıdan pek çok kişi de buna üye. 1980 öncesi Pol-Bir, Pol-Der gibi örgütler vardı; Polisler onlara üyeydi ve yandaş-karşıt ikilemi içinde yaşıyorlardı. Olan da vatandaşa oluyordu. YARSAV da böyle bir görüntü veriyor. Nerede siyasî bir olay var, bu örgütün başkanı orada. Üstelik bu kişi hâlâ savcılık yapıyor. Ama ne hikmetse Ergenekon sanıklarına taktikler verebiliyor. Halkın neredeyse yarısının oyunu alan bir partinin kapatılması tezgâhında aktif roller üstleniyor. AYM üyesi bir kişinin durumu ondan geri mi? Maalesef! Beyefendi, eşiyle beraber her siyasî kavganın içinde. Ankara'nın göbeğinde bir hâkim bahsi geçen kişileri aratmıyor zaten. Adam daha yazılmamış yazılar için gazete isimleri vererek yayın yasağı getiriyor. Hukuk tarihinin en komik kararını nasıl alıyor? Komşusu mahkemeye giderek... Bir de televizyonlara çıkıp Anayasa'ya aykırı kararlarını savunup adeta canlı yayında tartışacak adam arıyor...

Demem o ki yargı durup dururken kan kaybetmiyor. HSYK'nın son operasyonu bile başlı başına korkunç bir hataydı. Sokaktaki vatandaş ne düşünüyor: 'Ergenekon örgütünü araştıran savcılar/hâkimler tayin ve terfi silahı kullanılarak sindirilmeye çalışılıyor.' Bu imajın oluşmasında asıl sorumlu HSYK'nın bizzat kendisi. Ergenekon zanlıları ile oturup kalkan, onların gizli toplantılarına iştirak ettiği resmen ortaya çıkan kişiler zanlılar hakkında 'aile dostum, arkadaşım' der; ardından da savcı ve hâkimleri harcamaya kalkarsa (en azından böyle bir imajın oluşmasına sebep olursa) tabii ki yargı yıpranır.

Üstelik HSYK'nın halk nezdinde bir sabıka kaydı var. Şemdinli savcısı Ferhat Sarıkaya'nın ocağını söndürdü bu ekip. Savcı yanlış bir mütalaada bulunsa bile bu kadar orantısız ceza uygularsan kamu vicdanı senin kâbusun olur, peşini bırakmaz. HSYK'nın verdiği orantısız ceza Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden dönüyor. AİHM, ocağı söndürülen (meslekten men edilip avukatlık bile yapamayacak hale getirilen) savcı Sacit Kayasu'nun mesleğe iadesini istiyor. HSYK'dan tık yok.

Başa dönerek şu soruyu tazelemek isterim: Güvenilir bir yargı sistemine ihtiyaç var mı? Evet! Ancak yargıya güvenmek için yargının hem bağımsız olması gerekiyor hem tarafsız. Yargı reformu buna katkı sağlayabilir; ancak sorunun çözümü şu zihniyet değişikliğinden geçiyor. Yargı mensupları cübbeyi giydiği an siyaset elbisesini çıkarıp atmış olacak. Bizde yargı bağımsız olmasına bağımsız da tarafsız mı o konuda çok büyük bir tereddüt var. Yargı bu tereddütü ortadan kaldırmaya mecbur.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89