• BIST 97.651
  • Altın 145,042
  • Dolar 3,5684
  • Euro 3,9748
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 25 °C

Yanlışı düzeltmenin araçları

Murat Belge

Halil Berktay, Marksist sosyalizmin tarihî seyri içinde ve özellikle iktidar konumunda “icraat”ına bakarak, bugün bu ad, bu bayrak altında anlamlı bir hareket kurulamayacağını söylüyor. Ben kendi hesabıma bu konuda kararsızım; daha doğrusu, öyle olmadığını düşünüyorum; ama Halil Berktay’ın işaret ettiği noktaların ne kadar ciddi olduğunu da biliyorum. Bununla hesaplaşmamış bir sosyalizmin dünya için gerekli olduğunu da düşünmüyorum.

Örneğin şunu da biliyorum: bu sosyalizm türünün fiilen yaşandığı ülkelerin insanları, bugün, dünyada sosyalizme en uzak insanlardır. Bütün bu ülkelerde, KP iktidarları ayaktayken şöyle ya da böyle işleri tıkırında olanlar, bugün de vardır ve eski rejimin özlemini çekiyorlardır. Ama bunlar sonuçta bir avuç insandır ve çoğunluğun onların özlemini çekmesi tasavvur edilecek bir şey değildir. Bu rejimlerin çeşitli alanlarda iyi kötü kurduğu “sosyal” karakterde kurumlar bile, kitlelerin “o günler”e özlem duymasına yol açmıyor. Bunları belirli bir kesinlikle, güvenle söylüyorum, çünkü o ülkelere sık sık gittim, bir yığın insan tanıdım, onlarla ilişkilerim sürüyor –yani bunun böyle olduğunu biliyorum.

Bunun böyle olması epey anlamlı bir şey değil mi? “Abartmayın. Birkaç küçük kaza olmuş olabilir. Ama sizin yaşadığınız hayat olabilecek en iyi hayattı” yollu tavsiyelerde bulunabilir misiniz bu insanlara. Oturduğunuz yerden, onlara bunları söylemekle, “bu çok kötü bir şeydi” diyenleri de döneklikle suçlamakla, gülünç duruma düşmez misiniz?

Bu insanların sorunlarının bir hayli varoluşsal olduğunu da düşünüyorum. Halil gibi, benim gibi insanlar, ne bileyim, Stalin’in otuzlarda uyguladığı tasfiye veya Polonya’da bile bile Nazi kıyımına zaman kazandırma gibi olaylardan, Çekoslovakya’nın işgalinden, böyle şeylerden daha fazla etkileniriz. Ama Bulgaristan’da Romanya’da, “sokaktaki adam” kategorizasyonuna giren adam, bize korkunç gelen bu olaylardan pek fazla etkilenmiyor olabilir. Onu doğrudan etkileyen gündelik hayatının nitelikliliği ya da niteliksizliğidir. Bu toplumlardaki yaygın hoşnutsuzluğu doğrudan buraya bağlayabilirsiniz. İnsanlar yediklerinden, giydiklerinden mutlu olmadılar, yıllar yılı. Elde edilemeyenin burukluğu, her zaman, elde edilebilenin keyfine ağır bastı.

Bunları sayfalarca yazıp uzatabiliriz. Ben gene de, bütün bu olup bitenlerin sorumluluğunu teorinin kendisinde veya teoriyi biçimlendirmiş olanlarda aramıyorum. Teori, dün de yazdığım gibi, sonuçta bir “on dokuzuncu yüzyıl teorisi”dir. On dokuzuncu yüzyılın birçok önyargısını, ideolojik körlüğünü aşabilse de, bir yığın handikabını taşıyagelmiştir. Dün değindiğim “totalite” arayışı da bunların arasındadır. Ancak, daha da önemlisi, geleceği bilimle kurma inancıdır (“pozitivizm” gibi ideolojilerin türediği ve “bilim” sayıldığı/sanıldığı bir çağın kaçınılmaz iyimserliği). Bu özelliğiyle, buradaki “hakikî mürşit” inancından çok da farklı değildir –“başarılı sonuç” almak bakımından da öyle.

“Marksist” olduğunu iddia edenlerin körü körüne inanma ihtiyacı, teorinin kılına dokunamama şeklinde tezahür eden bir sadakat, yaşanan birçok felâketin asıl nedenidir bence. En önemli sorun “teorinin yanlışlığı” değil (çünkü her teori içinde yanlışlık taşır, taşımaya mahkûmdur), “yanlışı düzeltme araçlarının yokluğu” oldu. Bu yokluk da, büyük ölçüde, kendini sosyalist olarak tanımlayanların teoriyle kurdukları ilişki biçiminden beslendi.

Teori, bir “müze nesnesi” gibi, hayat koşullarından izole edilip sıkı sıkı saklanacak bir şey değildir. Manolya falan da değildir. Çekiç, testere gibi, zora geldiğinde buna dayanmak üzere yapılmış bir şeydir.

Ama artık eleştirmeyi bırakıp bunun bugün ne olduğunu, ne anlama geldiğini ve insanlığa ne vaat ettiğini konuşmaya başlamak gerekiyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89