• BIST 89.573
  • Altın 146,325
  • Dolar 3,6382
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 12 °C

Yandaş sosyolojisi

Mümtaz er Türköne

Üsküdar'da Mihrimah Sultan Camii'nde, cuma namazı öncesinde genç vaiz didaktik bir üslupla tane tane, bazen kelimeleri tekrarlayarak anlatıyordu.

İnsanlar ikiye ayrılıyormuş: Tabi olunanlar, tabi olanlar; yönetenler, yönetilenler; liderler, liderlerin peşinden gidenler. “Şayet sizi yanlış yola götüren birine tabi olursanız, birlikte cehenneme gireceksiniz, sonra ona yalvaracaksınız “gücünü kullan da bizim azabımızı hafiflet”; o ise cevap verecek “benim gücüm burada işe yaramaz”. Vaiz bu sözlerle hangi liderleri kastediyor? Kim Cennet'te altından saraylarda, kendisine tabi olanları bolluk ve zenginlik içinde ağırlayabilir, kim cehennemde yoldan çıkarttığı takipçileri ile çaresiz bu konuşmayı yapabilir?

Dikkat ederseniz vaizin mübarek cuma günü kürsüden göstere göstere yaptığı propaganda bir tür partizanlık değil, çok daha kötüsü: Prensipleri, kurumları, esasları değil, gündelik politika içinde her zaman hata yapabilen ve toplumun yarısını da bu hatalardan dolayı kendine düşman etmiş fani birini yüceltiyor, camiye siyasetten daha kötü bir şeyi sokuyor: Allah'a şirk koşup imanın ve inancın ölçüsü olarak onun yerine lider kültünü yerleştiriyor.

Diyanet Sendikası'nın, Diyanet İşleri Başkanı'nın önüne koyduğu raporda yer alan dindarlığın, din adamlarına güvenin azalmasının sebeplerinin başında, ucuz totaliter diktatörlük propagandasının camilerde bu kadar ölçüsüz yapılması geliyor olmalı. Vaizin liderler ve liderin peşine takılanlar ayırımını, Kitab'ın hiçbir yerinde bulamayınca ne yapacaksınız? Ya bu vaizlerden uzak durmak için cumaları terk edecek ya da etliye-sütlüye karışmayan, ilmihal bilgileri tekrarlayan vaizlerin nasihatte bulunduğu camiler arayacaksınız. O zaman da dindarlığın görünür tezahürlerinden biri olan “cumaya gitme” oranı düşmüş olacak.

Üzerinde uzun uzun durulması gereken bağımsız bir yandaşlık sosyolojisi gelişiyor. Diyanet mensuplarının, resmen Müslüman'ı siyasî tercihi ile imanı arasında bırakıp dinden çıkartacak “lider kültü yaratma” gayretleri, bu sosyolojinin önemli bir boyutuna işaret ediyor. Din görevlileri, propagandasını yaptıkları liderleri sayesinde, maaş ve özlük hakları açısından tarihlerinin en parlak dönemini yaşıyorlar; buna karşılık toplumdaki itibarları ve güvenirlikleri hızla düşüyor. Neticede devletin müesses din anlayışı ile camiler etrafında bütünleşen bir yandaş sosyolojisi gelişiyor. Tekrarlayalım, bu yandaş sosyolojisi partizanlık anlamına gelmiyor, tek bir kişinin ismi ve bu isim etrafında inancın ve imanın rüknü gibi oluşturulan “liderlik kültü”nü esas alıyor. Sorsanız siyaset yapmıyorlar, partiden, parti politikasından bahsetmiyorlar, “zı'lullah-i fi'l arz”a, (Allah'ın yeryüzündeki gölgesine) dolayısıyla Allah'a metbuiyeti anlatıyorlar. Müminlerin imanını, dini siyasete en ucuzundan meze ederek yapılan bu saldırılarından koruyabilmek adına, laikliğin en kaba biçiminin bile şu durumdan daha ehven olduğuna ikna olabilirsiniz.

Dün, rahmetli Erbakan'ın beşinci ölüm yıldönümü idi. Doğrudan saraya bağlı medyanın hiçbirinde bu yıldönümü hatırlanmadı. Çıkartabileceğiniz birbirine bağlı iki sonuç var. Sarayın da çevresini saran yönetici elitin de Milli Görüş geleneği ile bağları kalmamış. İkinci sonuç için tersinden bakmanız lâzım. Saray iktidarı arkasındaki birikimi, birlikte yola çıktığı arkadaşlarının başına geldiği gibi tasfiye ederek, kendisine yepyeni siyasî kadrolar ve ideolojisi olmayan bir lider kültü oluşturmuş. Devlette, iş dünyasında ve medyadaki iktidar şebekesi içinde Millî Görüş'ün dindar damarını temsil eden kimsenin kalmamasına, lider kültü için bir “zorunluluk” olarak bakmayı deneyin.

Yandaş sosyolojisi, gördüğünüz gibi zengin bir alan; artık bir partiye değil lider kültüne dayanıyor, bu yüzden anlayabilmek için faşizmin karanlık dünyasına bakmak gerekiyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89