• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 11 °C

Ya bizim bildiklerimiz!

Hamid Omeri

Geniş ve uzun bir avludan geçerken naaş, ulu çınar, zeminin her zerresini yoklar damarlarıyla. Çekeceği ne varsa çekerken köküne doğru, mimarın bin bir zahmetle çizdiği, yokladığı ve yükselttirdiği taşları, kayaları yüklenip boy verdiklerini hissettirircesine sarsar temelinden. Yaklaşır statikçiler ve “-kesilmeli bu çınarlar” derler. Kesilirler dallarından önce sonra köklerinden. Çamur doldurulmuş kovukları düşüverir boylu boyunca musalla taşının yanına.

Bu ilk cümleleri musalla taşına varmak için kurdum desem! Zaten varacağım oraya şanssızsam eğer. Zira öylesine gitmek de var kimselerin arkandan konuşmayacağı, söz etmeyeceği haller. Yazıklanmaları duymamak en iyi ölümlerden olsa gerek.

-Tuh yazık oldu. Gencecik yaşta gitti. Aslında iyiydi.

Bütün bu sözlerle kimin bağışlayacağını, kimin bağışlayabileceğini sormaya yönelmek istiyorum.

“Biz sizi iyi biliyoruz” kanaati, çetin günlerin yakın olduğunu da hissettiriyor bana. Herkesi memnun etmeye çalışmanın böyle bir handikapı da vardır. Zira mazlum ile zalimdn bahsediyorsak çokça düşünmek gerekir. Bir arada yaşamak zor değildir ancak zulmedenlere hak vermek ve onları ‘iyi bilmek’ zulümden öte değildir.

Kendimiz olamadığımız için henüz kendi ötekimizin de farkında değiliz zannımca. Şairler bilir bunu. Bilirler kendi yabancısı olduklarının, başkası olduklarının. ‘Ben bir başkasıdır’ öylesine edilmiş bir söz değildir. İçimizdeki kendi ötekimizi fark etmeden şunu rahatlıkla söze dökebiliriz:

İyi bildiğinizi sandığınız adamlar iyi değiller sayın bayım!

Siz o taşın üzerine konulmuş herkes için ya da oraya yanaşan, yaklaşmakta olan her canlı için bu sözü söylemeyi tasavvurunuzun bir gereği olarak düşünebilir ve sürdürülebilir bir ‘baskın’ı korumaya yeltenebilirsiniz ancak bunu bize dedirtmeye yeltenmeyin. Herkese ‘iyi bilirdik’i dedirtme görevlilerine dönüşenler de sormasın bize böyle adamlar için bu soruyu. Hatta o makamın gereğini yerine getirmeli o uzmanlar ya kılmasın, kıldırmasın ya da dönerken, yönelirken “biz bu adamı iyi bilmezdik” desin “siz de şahit misiniz?” diye sorsun!

Ahlaklı olur en azından son adım. Son söz. Belki o zaman toplumsal barış denilen her ne ise olur kendiliğinden. Çünkü hak bir yönüyle yerini bulma yoluna girmiş olur. Yoksa sözüm ona hakikat bekçileri gibi olan her olayın ertesinde o muhteşem analizleriyle söylev çekenleri artık duymak dahi istemiyorum. Hiçbir haliyle.

Her dönemin adamı olmak her dönemin sözcüsü olmak garip bir durum.

Ahlaklı adamların söyleyecek sözleri olur dönemler ve şahıslara dair. Korkmadan onurluca ederler bu sözleri. Gariptir zamanında karşısında durduklarınız gün gelir sizin onlara karşı ettiğiniz sözlerinizi ederler ve size pabuç dahi bırakmazlar.  Doğrusu bu şarlatanlara; her dönemde en iyi kompartmanda yolculuk ediyor olanlarla nasıl toplumsal barışı yakalayacağız diye düşündükçe zihnim karışıyor.

Hakkın kendini bulması kendiliğinden olmaz, olmamalı bunu idrak edebiliyorum ancak bu, her dönemde güçlü olan, makamlarını, koltuklarını koruyan bu adamlarla da olmaz; olmamalı onu da çok iyi biliyorum.

Seydam yani babam her İstanbul’dan Diyarbekir’e gidişimde tam da dönüş yolunda şu sözü ederdi bana: Kurê min eslê xwe jibîr meke (Aslını unutma evladım). En yalın anlamıyla baktığımda dahi yeterdi bu nasihat bana. Bir zamanlar bütün bir geçmişini batılılaşma uğruna inkara yönelmenin ne denli büyük bir yangına ve travmaya sebebiyet verdiğini cumhuriyet çocukları hala çözemedi. Bu nedenle hala eşitlik denilen ve onların zihninde bir hastalığa dönüşen kavramı çözemediler. Bizde de buna benzer haller olmadı değil. Geçmişini kendi aurası içerisinde çözümlemek yerine bütünüyle inkara yönelme girişimleri bir döneme kadar sürdü.

Oluşturulan metinler çerçevesinde miydi yoksa salt bölgesel bir planlama mıydı ilerleyen zamanlarda bu konuya dair yapılacak sosyolojik ve toplumsal saha çalışmaları belki de en doğruya yakın verileri verecektir.

Sözü uzattım sayın editörüm bu durumda noktalamam gerekiyor. Bizim de bildiklerimiz var sizin ‘iyi’ bildikleriniz hakkında sayın bayım. Bu meyanda bizim de edecek sözlerimiz var. Farklıyız ve sizin iyi bildiklerinizi biz iyi bilmiyoruz. Şahit değiliz iyi olduklarına. Onları kim bağışlayacak biliyor musunuz? Yargı değil! Sadece ve sadece adalet tecelli ederek bağışlayabilir zalimleri.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89