• BIST 90.182
  • Altın 146,281
  • Dolar 3,6195
  • Euro 3,9306
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 21 °C

Ya Allah!

Şeyhmus Diken

 

Bizim bir Şeyhimiz vardı. Şeyh dedikse öyle bildiğiniz sadece takke ve küllah türünden şeyhlerden değil tabi. Entelektüel, şair-yazar-kültür sanat şahsiyeti bir Diyarbekirliydi şeyh…

Eminim beni de, şeyhi de tanıyanlar bu ilk satırları okuduklarında “Tamam işte vallahi Şeyhmus, Veysel Babayı tarif ediyor” diyecekler. Vay babanıza rahmet demek de sözün bu noktasında bana düşecek elbette…

Aynen Veysel Babayı, Veysel Öngören’i tarif ediyorum…

Veysel Öngören haysiyetli bir aydındı. Yıllar önce öte yakaya göçtü. İnanç açısından öyle çok hassasiyetleri olmadığını biliyordum Veysel Abinin. Bir gün imzaladığı kitabının ithaf kısmına “Şeyhmus’a, ya Allah” diye yazıp imzalamıştı. Sormuştum Veysel Abi’ye. “Abi, nerden çıktı bu, ya Allah”, diye. “Ya hu” demiş ve eklemişti: “Büyüklerimiz de bir işe el atar, başlarken ‘ya Allah’ deyip başlamaz mı? İşte bizimkisi de öyle, kitap imzalarken de bir işe başlıyoruz ya! O halde ‘ya Allah’ demek gerek”…

İşte, söz sözü açtı. Ve söz gidip Veysel Abinin ilk sözüne el verdi.

Şimdi ilk evvel www.Diyarbekir.net sitesiyle yol arkadaşlığına başladığımız sevgili Mehmet Poyraz’ın epeyce bir zamandır, eğer şu an bu yazıyı okuyorsanız siteye zaten girmiş olduğunuz www.ilkehaber.com adlı bir haber sitesi üzerinde iddialı bir tarzla çalıştığını biliyordum. Nihayet sona geldiğini ve artık naçizane benim de bir köşe “kapmam” gerektiğini söyleyince ilk ve yeni bir işe başlar gibi elbette “Ya Allah” demek gerektiğinin ayrımına varmış oldum.

İşin doğrusu benim hem sanal âlemle hem de bilgisayar teknolojisi ile tanışmam pek eskilere dayanmaz. Taş çatlasa altı, yedi yıllık bir geçmişim var. Çok ürkek yaklaşmıştım bilgisayara, internete de. Şimdilerde sık kullanmama rağmen hâla tam anlamıyla işin içine girdiğimi söyleyemem.

Zaten bir yıl öncesine kadar da yazılarımı elle yazıyor ve daha sonra bilgisayarda temize geçiyordum. Yeni, yeni önceden yazmadan bilgisayar başına oturup yazma alışkanlığım oluşmaya başladı.

Pek tabii ki; bizim kuşak gibi kâğıtlar üzerinden derdini paylaşmayı hem bir erdem, hem de daha doğru bir “iş” addedenlere göre bu sanal âlem çok da “makbul” ve “matah” bir dünya değil. Duygu, yok denecek kadar…

Ama Köroğlu’nun sözü misali “Delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu.” Bizimkisi de o kavilden işte. İstediğimiz kadar yazılı bütün kâğıtlara “Ayet-i Kerime” gibi kıymet biçip atmayalım. Eğer bir şey kâğıda yazılmamışsa hiçbir kıymet taşımamıştır düşüncesinde olalım. Şimdilerde artık kâğıdın pabucu dama atılıyor gibi. Bakın benim ben diyen birçok kitabın bile bin basılıp en az yarısı depolarda çürür sonra da kelepircilerin yolunu gözlerken, sanal dünyada onbinlerle tıklanıyor birçok kalem erbabının yazdıkları.

Velhasılı kelam sanal dünyanın web siteleri, haber portalları, paylaşım adresleri olmadan da olmuyor. Bizler gibi kâğıda, mürekkebe bulaşmış olanların tercihlerinde ısrarları olmadan da olmuyor. Öyle anlaşılıyor ki, bizler ikisini bir arada omuzlayacağız. Artık bizden sonrakiler tercihlerini ne yana kullanırlar o onların bileceği…

Son söz olarak ne mi demeli.

İşte, İlke Haber yayında, arada bir bu köşeden sizlere merhaba edeceğiz.

O halde sevgili Veysel Abiyi (Öngören) bir kez daha saygıyla yâd ederken peşinen “Ya Allah”…

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89