• BIST 82.656
  • Altın 147,550
  • Dolar 3,7843
  • Euro 4,0339
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin -3 °C

Vazodaki akrep

Mücahit Bilici

Bugüne kadar hep çatışmaktan sakınmış olan Cemaat’in neden AK Parti’yle çatışmayı göze aldığı çokça tartışıldı. Bu kadar stratejik aklı olan bir cemaatin neden bir intihar saldırısına giriştiği soruları haklı olarak soruldu. Fakat geçmiş pratiği ve atfedilen özellikleri gözönüne alındığında, AK Parti ile böyle mecbur olunmayan ama sonuçları ölümcül görünen bir çatışmaya Cemaat’in niçin girdiğine dair mantıklı bir açıklama üretilemedi. Böyle durumlarda hep yapıldığı gibi yapısal sebepler teşhis edilemeyince aktör patolojisi açıklayıcı argüman hâline geldi. Özetle, Cemaat’in muhtemelen kafayı yediği (veya kafasının başka şer odaklarca yendiği) için böyle bir yola girdiği açıklaması yeterli görüldü. Bu aynı zamanda Cemaat’in kriminalize edilmesi açısından da elverişliydi ve sonra bu yöndeki propaganda çalışmaları bu algıyı iyici sağlamlaştırdı. Sonuç: Cemaat, devlet memurları ve AK Parti taraftarlarınca bir linçe muhatap durumda. Mesela, Fethullah Gülen’e ne zaman bebek katili deneceğini merakla bekliyorum.

Fakat Cemaat’in intihar saldırısı tezi eksik kaldığı için ikna edici değil. Çünkü şu ihtimali hesaba katmıyor: Hükümetin iddia ettiği ve pek çok kişinin de şüphelendiği üzere Cemaat devletin içinden fazlasıyla haberdar. Cemaat toplumun geri kalanının aksine devletin ve siyasetin iç akıntılarına kulak kabartmış ve kirli çamaşırları biliyor görünüyor. Cemaat’in ihanet gibi suçlamalarla muhatap olup meşruiyet kaybına uğramak pahasına toplumla arasındaki makasın bu kadar açılmasına neden izin verdiği sorusunun başka bir makul açıklaması şudur: Halk AK Parti’yi dışarıdan bildiği için geçmişle mukayese edip, büyük bir başarı sayıyor, kaybetmek istemiyor. Cemaat ise Parti’yi belli ki içeriden bilip gelecekle mukayese ediyor ve başarısız buluyor, hatta dehşete düşüyor. Yani halk süslü ve güzel bir vazoyu görüyor ama içini bilmiyor. Vazoyu sahiplenip korumak istiyor. Cemaat ise vazonun içinde (veya dostunun sırtında) bir akrep görüyor. Kendi imajı dâhil belki çok şeyini kaybetme pahasına akrebi göstermek veya oradan çıkartmak için o vazoyu kırıyor. Yoksa bunca riski, yaptığın şeyin doğru olduğuna ancak çok emin isen üstlenirsin. Bu ihtimalin varlığı ve bu senaryonun doğruluğu durumunda cevaplanması gereken bazı sorular olacaktır:

Birinin içi pis olup dışı temiz görünüyorsa ve diğerinin ise dışı pis görünüyor ama içi temiz ise , bunlardan hangisi daha temizdir?

İyi niyetle kötü şeyler yapanlar mı kötüdür, yoksa kötü niyetle iyi şeyler yapanlar mı?

Özetle Cemaat zaten patlayacak bir balonu erkenden patlatmakla kısa vadede hain, uzun vadede ise kahraman olmayı tercih etmiş olabilir. Hakikati kavga bitince öğrenebileceğiz. Ancak sebep ne olursa olsun siyasi bir kavganın insafsız bir propaganda ile dinî bir kavga gibi sunulmasına zerre kadar saygı duymuyorum.

Özetle bu siyasi kavgada bir tarafı tutmakta herkes serbesttir. Mesela hükümeti desteklemeye kimsenin itirazı olamaz. Gülen Cemaati, bencildir, acımasızdır, kadrolaşıyor, şu şu mensupları şöyle şöyle suiistimallerde bulunmuş, bizi dinlemişler vesaire dense ve bu özellikler ve kişiler somut olarak cezalandırılsa buna hiç kimsenin itiraza hakkı olmaz. Ama bir siyasi partinin propagandasının gazına gelip, çirkin de bulsanız, yanlış içtihatla amel ediyor da saysanız, bir cemaatin üstünde tekfir edercesine tepinmek, hainlik suçlamaları eşliğinde parti mutfaklarında pişirilen propaganda malzemelerinin hararetli taşıyıcısı ve paylaşıcısı olmak zilletli bir hâldir. Parti mensuplarının ve devletin istihbarat memurlarının görevleri gereği yaptıkları bir işe kendini gönüllü yapıp alet olmak büyük bir hatadır. Ya vazoda gerçekten akrep varsa?

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89