• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 14 °C

Vatandaşını gözaltında yok eden bir devlet

Ergun Babahan

Yargıyı tamamen ele geçirip yolsuzluklarını, kana bulanmış Kürt politikalarını temizlemeye çalışıyorlar. ‘‘Bizim dönemimizde faili meçhul olmadı'' diyen Erdoğan'dan yaklaşık bir buçuk ay önce gözaltına alınan ve akıbetinden haber alınamayan Hurşit Külter'e geldik. Cizre'yi ve orada işlenen suçları saymıyorum bile.

23. Tugay Komutanlığı'nda gözaltına alınan Hurşit Külter'e ne olduğunu vicdan sahibi gazeteciler, gazeteler, sivil toplum kuruluşları soruyor. Askeriye, onca görgü tanığına rağmen gözaltı olayını inkar ediyor. Adalet ve İçişleri Bakanlığı, Erdoğan'ın özel kalem müdürü gibi çalıştıkları için soruları üzerlerine bile almıyorlar.

Önüne geleni teröristlikle suçlayan Erdoğan iktidarı döneminde devletin terörüne tanıklık ediyoruz. Devlet, kendisini hukukla bağlı saydığı için devletin uyguladığı şiddete terör denilmez. Ama devlet kendisini hukukun üstünde ve dışında görmeye başladığında, uygulamalar bildiğiniz teröre dönüşür. Suriye'de olan budur; Türkiye'de olmaya başlayan da budur.

Gezi, 17-25 Aralık yolsuzluk skandalları ve Soma'da AKP'nin hukuk dışına çıkmaya başladığına tanıklık etmiştik. Bugün Kürdistan'da kendilerini hukuktan tamamen ayırdılar. Cemaat gönüllüsü olduğu iddiasıyla insanların mallarına el koyarken devletin mal güvenliği sağlama görevini ayaklar altına alıyorlar. Kürtleri gözaltında kaybederken veya Cizre'de bodrumlarda yakarken de can güvenliği ilkesini hiçe sayıyorlar.

Devleti terör örgütünden ayıran en büyük özellik, kendisini hukukla bağlı kılmasıdır. Bugün AKP hukuku tamamen yok saymakla kalmıyor, yok sayılan hukukun uygulayıcılarını tamamen Saray'ın iradesine bağlı kılacak adımlar atıyor.

Bu gelişme, bu ülkede hakları çiğnenen yurttaşların sadece uluslararası hukuk kurumlarına güvenebileceği anlamına geliyor.

Ancak bu kural, hukuka, barışçıl yollarla hak aramaya inanan, saygı gösteren insanlar için geçerli.

Sokaktaki Kürt delikanlısının bu sabrı göstereceğine inanmak elbette safdillik olur.

Erdoğan istediği kadar atıp tutsun, sonuçta onun politikaları PKK'ye katılımı tarihî bir rekora eriştirmiş durumda.

Bu hukuksuzluğun şiddeti, istikrarsızlığı, ekonomideki kötü gidişi daha da olumsuz etkileyeceği çok açık ortada. Suriyelilerin vatandaşlığa alınması, milyonlar kırık dökük gecekonduda yaşarken onlara bedava TOKİ konutları verilmesinin toplumsal gerilimi, etnik çatışmaları artıracağı da kesin. Kürtlerin evini yıkan AKP, Sünni-Araplara bedava ev vererek Kürtlere karşı savaşçı kazanmaya çalışıyor.

Ama bunun ne ekonomik ne de toplumsal altyapısıyla ilgileniyor. Attığı her adım daha çok nefret tohumu ekip, daha çok gerilim yaratmaya yarıyor.

Türk-Kürt; Sünni-Alevi sorununu hukuk ve demokrasi kuralları içinde çözememiş bu zihniyet şimdi de üç milyon Suriyeli kumarını oynuyor.

Son beş yılda attığı her adım yanlış çıkan, günü kurtarmak için her türlü saçmalığı yapan bu adamların, toplumu hazırlamadan aldıkları son kararların da farklı sonuç vermeyeceğinden emin olabilirsiniz.

Hesap verme korkusu, kof bir sultanlık hayali ve alıştıkları lüks yaşam tarzı yüzünden ülkeyi hızla yaşanmaz hale getiriyorlar.

İster Putin'den özür dileyin, isterseniz Netanyahu'nun elini öpün; uygulamalarınız şiddeti artırmaktan başka sonuç vermeyecek. Şiddetin hakim olduğu bir ülkeye de ne yatırım ne de turist gelecek. Hukuku da iğfal ettikten sonra, eksik kalan son şey Fatiha okumak oluyor. Onu başarıyla yapacaklarına eminim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89