• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 7 °C

Varsa yoksa İlker Başbuğ

Gülay Göktürk

Doğrusu çok yadırgıyorum...

Ortada iki yüz küsur sanıklı bir dava var. Bu sanıkların içinde hukuk hatasına kurban gitmiş onlarcasının olması mümkün...

Ama bakıyoruz, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan dahil ağzını her açan İlker Başbuğ'a yapılan haksızlıktan söz ediyor.

Ben bunu, yanlış olmanın ötesinde ayıp buluyorum.

Bu, her şeyden önce diğer sanıklara ayıptır. Kendinizi, "kurunun yanında yandığına" inanan ve Genelkurmay Başkanlığı'na kadar yükselme şansı olmamış bir subay sanığın yerine koyup düşünün. Temyize giden bir davada herkes tek bir sanık hakkında -mahkemeyi etkileyebilecek- olumlu beyanlarda bulunuyorsa ve kimse sizden söz etmiyorsa, bir kere daha kim vurduya gittiğinizi hissetmez misiniz?

Darbecilik asil bir suç mu?

Aslında bu ilk değil. Aynı hata tutuklama kararı sırasında da yapılmıştı. O zamanlar da en yetkili ağızlar dahil her ağzını açan Başbuğ'un tutuklanmasına muhalefet şerhi düşüyor ve aynı şeyi söylüyordu: Tutuksuz yargılansa olmaz mıydı? Ayrıca eski bir Genelkurmay Başkanı'nı teröristlikle suçlamak yakışık alıyor muydu?

Oysa kimse ne Başbuğ için ne de başka sanıklar için tutuklu ya da tutuksuz yargılansın deme durumunda olamazdı. Bu mesele, böyle herkesin rahatlıkla fikir beyan edebileceği, taraf tutabileceği bir mesele olmamalıydı. "Tutuklu yargılanmanın istisnai, tutuksuz yargılanmanın kural" olduğu ilkesi her somut durumda karar vermeye yetseydi, zaten mahkeme heyetlerine gerek kalmazdı.
İkinci itiraz ise birinciden de vahimdi: Nasıl olur da koca Genelkurmay Başkanı'na terörist dersiniz?..

O zamanlar da yazmıştım:

Bu itirazın arka planında darbecilik suçlamasını teröristlik suçlamasından daha hafif; daha az yüz kızartıcı; ya da daha "asil" bir suç olarak görme, darbeciliğin yerine göre suç olmayabileceği; "yüce amaçlarla" da darbe yapılabileceği anlayışının sürmesi yatıyor.

Oysa geldiğimiz noktada artık darbeciliğin de en az terörizm kadar ağır ve yüz kızartıcı suç olduğunu idrak etmemiz gerekiyor.

Ortaya çıkan kimi belgelere baktıktan ve darbe heveslilerinin bu heveslerine ortam hazırlamak için bazen en gaddar terör örgütlerin bile kalkışmadığı kıyım planları yapabildiklerini gördükten sonra hâlâ darbeciliğin teröristlikten daha masum ve daha az utanılacak bir suç olarak algılanması, bu konuda köklü bir zihniyet dönüşümünün yaşanmadığını ortaya koyuyor.

"PKK'yı da kapsayacak affı kabul etmem"

Nitekim İlker Başbuğ da toplumdaki bu algıya uygun bir şekilde hem PKK'yı hem de Ergenekon sanıklarını kapsayacak bir affı kabul etmeyeceğini söylüyor. "Teröristlerle aynı affın kapsamı içine alınıp serbest kalmaktansa içeride yatarım daha iyi" diyor.

Yani kendisini o kadar farklı, o kadar "ulu" katlarda görüyor.

Başbuğ ve dava arkadaşları, teröristle darbeci arasında özde hiçbir fark olmadığını, bir tanesi demokratik rejimi uyuşturucu parasıyla silah alıp dağa çıkarak yıkmaya çalışırken, ötekinin de aynı şeyi halkın kendisini korusun diye eline verdiği silahın gücüyle yaptığını; sonuçta her ikisinin de çoğunluğun iradesini silah zoruyla bastırma noktasında birleştiğini belki hiçbir zaman anlayamayacaklar. Anlamaları da kolay değil.

Ama hiç değilse siyaset sınıfının bu benzerliği derinden kavraması gerekmez mi?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89