• BIST 90.182
  • Altın 147,357
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 20 °C

Uzlaşma yöntemi!

Ali Bulaç

2015 Nobel Barış Ödülü, Tunus'tan dört kuruluşa verildi: Avukatlar Birliği, İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Sanayici, Tüccar ve Zenaatkarlar Birliği, İnsan Haklarını Savunma Birliği. Ne yaptılar da barış ödülünü hak ettiler diye merak ettik. Muhakkak ki Tunus'u önemli bir badireden çıkarmışlardı. Merak ettiğimiz konu uzlaşmayı sağlarken takip ettikleri yöntemdir.

Tunus Avukatlar Birliği Başkanı Muhammed Fadıl Mahfud'un bize verdiği bilgilere göre derin görüş ayrılıklarına ve siyasi programlara sahip siyasi partileri bir araya getirmek kolay olmadı. Nahda iki yıllık bir iktidara sahip, Nida ve diğer partiler neredeyse ona karşı birleşmiş durumda. Nahda'nın iktidarı meşru idi, seçimle işbaşına gelmişti. Ne var ki, Ortadoğu'nun en kuvvetli otokrat yönetimlerinden birini devirmiş olan taraflar seslerini sadece duyurmakla yetinmiyorlar, aynı zamanda talep ve programlarının yönetimde de yankı bulmasını istiyorlardı.

Geçen yazıda belirttiğim gibi Tunus'ta siyasi partiler ve sivil kuruluşları sadece kurumsal varlıklardan ibaret değildirler, somut sosyolojik yapılara sahiptirler. Belli bir sosyolojisi olan siyasi veya sivil hareketleri, mezhep, cemaat ve fırkaları kanun marifetiyle bastırmaya veya yok etmeye kalkışsanız bile, yok olamazlar; baskı altına alınmaları onların yok olduğu veya görüş ve taleplerinden vazgeçtikleri anlamına gelmez.

Beni Medine Vesikası çerçevesinde siyasi birliğin teşekkülü ve kamusal alanların tanzimi konusunda “mutabakat ve sözleşme” fikrine sevk eden asıl amil de siyasi ve sivil hareketlerin sosyolojik varlıklarıdır. Sosyolojiyi yok etmek mümkün olmadığına, baskı altına almak da çözüm getirmediğine göre yapılması gereken herkesin kendi itikadi, sosyal ve siyasi varoluşunu sürdürebileceği, birinin diğerleri üzerinde mutlak egemenlik kurmaya kalkışmadığı bir “sözleşme toplumu”na götürmektir.

Tunus'un söz konusu dört kuruluşu önce bir “ulusal uzlaşma ve diyalog komisyonu” oluşturmakla işe başlamışlar. Adına El Hivaru'l vatani dedikleri teşebbüsün dört ayağı var: a) Mutabakat sağlama azmi; b) Ödün vermeyi kabullenme; c) Karşılıklı müzakere; d) Sabır. Hareket noktaları şu: Hiçbir siyasi grup tek başına ülkeyi ve toplumu şekillendiremeyeceğine göre, bir iç çatışmaya veya yeni bir baskı rejimine gitmemek için “bir noktada mutabakata varma/uzlaşma mecburiyeti” var. Mutabakat ve uzlaşma (vifak) zorunlu olarak “karşılıklı ödünler verme”yi gerektirir; en azından bu aşamada ödün vermeyi göze almalı. “Nasıl bir ülke, nasıl bir toplum?” sorusunun cevabı da ancak “karşılıklı müzakere, tartışma ve pazarlıkla” olur. Ancak söz konusu üçlü süreç tarafların birbirlerine “sabır/tahammül gösterme”lerine bağlıdır. Hem birbirlerine tahammül edecekler, hem nihai gayelerini barışçıl olarak tahakkuk ettirecekleri zaman gelinceye kadar sabır gösterecekler. İcbar yok, ikna ve tahammül var.

Hiç kuşkusuz bu yolda ilerlemek kolay değil. Tunus'ta birbirinden farklı görüş ve programlara sahip 22 siyasi parti var. Herkesin verili demokrasilerden anladığı “çoğunluk bende, şu halde milli iradeyi ben temsil ediyorum” klişesi. Oysa diyalog ve uzlaşma ile sağlanacak mutabakatın bir ayağı sivil kuruluşlar ile siyasi partiler, diğer ayağıyla siyasi partiler arasında olmalıydı.

Uzun çabalardan sonra önce siyasi partiler ve sivil topluluklar, arkasından Raşid Gannuşi ve bugünkü Cumhurbaşkanı Sibsi bir araya geldi, yeni dönem için anlaştı. Böylelikle Tunus Mısır türü kanlı bir askeri darbeden, Suriye türü bir iç savaş tehlikesinden kurtulmuş oldu.

Başarıyla uygulanan bu yöntem beni fazlasıyla heyecanlandırdı. Zira benim de yıllardan beri Kur'an, Sünnet ve Medine Vesikası'ndan çıkardığım siyasi birliği tesis eder ve kamusal hayatı düzenlerken takip edilmesi gereken yöntem “muarefe, müzakere ve muahede” üçlüsüne dayanır. “Muahede” ile taraflar birbirini tanımaya ve anlamaya çalışırlar. “Müzakere” ile karşılıklı olarak görüşlerini, taleplerini, tahayyüllerini ortaya koyar, enine boyuna müzakere eder ve pazarlık yaparlar. “Muahede” ile de sivil, toplumsal veya politik-hukuki sözleşme akdederler. Bölge ve dünya günün birinde çatışmalardan bitap düşüp bu yönteme doğru gidecektir. Belki bozulabilir ama Tunus'ta küçük ölçekte de olsa bu modelin işe yaramış olması son derece önemli ve öğreticidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89