• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 29 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 26 °C

Uzlaşma dersinden hep çakacak mıyız?

Hasan Cemal

Erdoğan, siyaset meydanını yumuşatacağına geriyor. Kılıçdaroğlu da öyle. Kürt siyasetçilerin dili de öfke dolu. Uzlaşma olmadan, diyalog olmadan demokrasi olamayacağını ne zaman öğreneceğiz? 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün öğle vakti CHP’nin Meclis grubunda yaptığı konuşmayı izliyorum.
Diyor ki:
“Halkın seçtiği kişiler parlamentoya gelemiyor.”
Diyor ki:
“Milli irade tutuklu!”
Diyor ki:
“Bir demokrasi ayıbı olan bu engelin kalkması lazım.”
Diyor ki:
“Varolan sorunu, CHP olarak demokrasi ve hukuk içinde çözmek istiyoruz.”
İyi güzel.
O zaman yemin boykotu niye ki?
Bu ‘demokrasi ayıbı’nı ortadan kaldırmanın yolu Meclis’ten geçmiyor mu?
BDP’yi izliyorum.
Onlar da eleştirilerinde haklı.
Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesi ve bağımsız milletvekili seçilen KCK tutuklularının serbest bırakılmaması, hem vicdana hem demokrasiye sığmıyor.
Milli irade bu örnekte de tutuklu!
İyi ama Meclis boykotu neden?
Gelip parlamento çatısı altında, Meclis kürsüsünden derdini anlatmak varken ne diye boykot yapıyorsun?..
Tayyip Erdoğan’ı izliyorum.
Katılımın yüzde 87’yi vurduğu bir seçimde yüzde 50 oy al. Yüzde 95 temsil niteliğine sahip parlamentoda tek başına sağlam bir çoğunluk elde et.
Öte yandan cari açık sorunu olsa da, daha çok dış borca dayansa da, yılın ilk çeyreğinde yüzde 11’lik ekonomik büyüme ile dünyada bir numara ol.
Üstelik bir seçim döneminde bütçe açığını yılın ilk beş ayında sıfırlayarak bir başka rekor kır, (Mahfi Eğilmez’in Radikal’de çıkan dünkü yazısı).
Üstüne üstlük enflasyon inişte olsun...
Böylesine başarılı bir çizgi çeken bir siyaset adamı yumuşamaz mı?
Siyaseten gevşemez mi?
‘Uzlaşma’ya açık hale gelmez mi?
Erdoğan böyle değil.
Dilini biraz daha sivriltiyor.
Söylemini sertleştiriyor.
Kılıçdaroğlu’na dönüp, “Tükürdüklerini yalayacaklar” diyebiliyor.
2002 yılı sonunda kendisiyle ilgili siyaset yasağını kaldıran, Siirt’teki ara seçimle kendisine milletvekilliği yolunu açan ve CHP’den kaynaklanan o uzlaşma örneğini unutuyor.
Erdoğan çektiği bu çizgiyle ‘çözüm’ün değil, ne yazık ki ‘sorun’un tarafı oluyor.
Ayrıca Devlet Bahçeli’yle bir olup Ak Parti’nin yeni bir anayasa yapabileceğini söylüyor.
Bahçeli’yle demokratik anayasa...
Geçelim.
Tayyip Erdoğan yoksa yüzde 50 oyun kibrini mi yaşamaya başlıyor?..
Eğer öyleyse yazık.
Erdoğan, 2007 seçimlerinde yüzde 47 oy alırken, vaatleri arasında yeni anayasa sözü de yer almış ama sonra unutmuştu.
Bu kez de böyle mi olacak?..
‘Yan yollar’a mı sapacak?..
Yeni ve demokratik anayasaya, Kürt meselesine gereken önemi vermeyecek mi?..
Bilemiyorum.
12 Haziran seçimleriyle birlikte yakın geleceğe daha iyimser bakmaya başlamıştım. Türkiye’nin seçim sonrası taze bir başlangıçla yeni bir ‘umut yolculuğu’na çıkabileceğini ummuştum.
Şimdi kuşkularım var.
Daha bir ay bile geçmedi.
Siyaset sahnesinde olumsuzluğun sinyalleri yanıp sönmeye başladı.
Tansiyon yükseliyor.
Siyaset geriliyor.
Erdoğan, büyük bir seçim başarısı sonrasında siyaset meydanını yumuşatacağına geriyor.
Kılıçdaroğlu da farklı değil.
Bu arada CHP’nin iyi yönetilemediğine dair işaretler gitgide çoğalıyor ki, bu da siyasal gerilimi besliyor.
Kürt siyasetçilerin dili de öfke dolu. CHP’nin yemin boykotu gibi onların Meclis boykotu da krizi derinleştiriyor.
Uzlaşma olmadan, diyalog olmadan demokrasinin yerleşemeyeceğini acaba ne zaman öğreneceğiz?..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89