• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 12 °C

Uzatılan el geri çevrilmemeli

Hilal Kaplan

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından, önemli bir basın açıklaması yaptı. Konuşmanın en önemli kısımlarından birisi, açlık grevini sürdüren tutuklu ve hükümlülerin taleplerine ilişkindi:

'Bu siyasî taleplerin hemen hemen ikisi esasen bugün için çözülmüş durumda. Diğer konu ise üzerinde çalışılması ve zaman içerisinde değerlendirilmesi gereken konulardır.'

Böylelikle hükümet sözcüsü Arınç, süreç boyunca beklenen sağduyu dilinin örneklerinden birini sergilemiş oldu. Grevi sürdürenlerin taleplerini sert bir üslupla reddetmek yerine, siyasal alanın varoluş nedeni olan müzakerenin açık uçlu bir süreç olduğunu hatırlattı.

Üstelik taleplere kayıtsız olmadıklarının da altını çizdi. Hükümetin, inisiyatif alarak zaten gerçekleştireceğini duyurduğu anadilde savunma hakkının yasalaşması üzerinde çalışmasını nihayetlendirip gerekli düzenlemeyi yapacağını duyurdu. Buna göre, CMK 202. maddede yapılacak değişiklikle sanıkların 'kendilerini daha iyi ifade edeceklerini düşündükleri dilde savunma hakkı' sağlanmış olacak.

Hükümet, bu açıklamayla bir ilke daha imza atmış oldu. Bugüne kadar anadilde eğitim hakkı tartışmasına dahi sert bir üslupla karşı çıkan hükümet kanadı, ilk kez bu meselede istişareye açık olduklarının altını çizdi. Anadilde eğitim hakkı, hâlen süren bir tartışma konusu ve sürmesinin vebali de sadece Ak Parti'nin boynuna değil elbette. BDP'nin yerel seçimlerde ittifak yapacağı söylentileri dolaşan CHP'nin lideri Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'nin anadilde eğitime hazır olmadığı yönündeki beyanatı bunu doğruluyor.

Arınç, Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesi meselesininse, ailesiyle görüşmesi hususunda bir sorun olmadığından, 'tecrit' diye nitelenmesinin doğru olmadığına vurgu yaptı. Ayrıca 'Öcalan, herhangi bir konuda avukatlarıyla görüşmeyi arzu ederse, bu imkanın Adalet Bakanlığı tarafından karşılanması söz konusu olabilir' diyerek de açık kapı bıraktı.

Sorun, yasada belirtildiği üzere 'terör örgütüne talimat vermek' maksatlı bir görüşme olması ihtimali varsa, bir devlet yetkilisinin de görüşme esnasında mevcut bulunması gerektiğini ibraz eden maddeden kaynaklanıyor. Devletin bu hususta geri adım atmasını beklemek ve bunun üzerinden açlık grevleriyle baskı yapmak, süreci dönüşü olmayan bir noktaya sürüklemek anlamına gelir. Açlık grevleri gündemi kilitlemeden önce Öcalan'la müzakere yolunun her zaman açık olduğunu ilan etmekten çekinmeyen bir hükümetin ülke idaresinde olduğunu hatırlatmak da fayda var.

Açlık grevindekilere birebir seslenmeyi de ihmal etmeyen Arınç, şunları söyledi:

"Unutmayın ki Türkiye'nin yeni anayasası yapılıyor. Bu yeni anayasa içerisinde yer alabilecek, belki sizin de gönlünüzden geçen pek çok şey olabilir. Süreci takip etmek yerine, annelerinizi, babalarınızı, eşlerinizi, arkadaşlarınızı, komşularınızı bütün milletimizi üzecek bir sonuçla bizi karşılaştırmayın. Bugün inanıyorum ki parlamentodaki tüm milletvekillerimiz de sizin bizi üzmemenizi, ailenizi üzmemenizi, milletvekillerimizi üzmemenizi bekliyor.''

Yeni anayasada etnisite merkezli bir vatandaşlık tanımının yer almamasını savunan, 4. yargı paketiyle terör tanımının içeriğinin sadece şiddete başvurmakla doldurulmasını sağlayan, ademi merkeziyetçi bir idarî yapıyı güçlendireceğinin işaretlerini veren hükümetin yaptığı bu çağrıya karşı, BDP de politik hakları elde etmek için ölmekten öte bir yol olduğunu, bu yüzden mecliste olduklarını açlık grevindekilere hatırlatsa hiç fena olmayacak. Ancak gelen eleştirilere cevap vermek için, açlık grevini meclise taşıdıkları takdirde, uzatılan bu eli de çevirmiş olacaklar. BDP, meclise açlık grevine girmek için değil, Kürt halkının çocuklarına kendilerini öldürmekten daha fazlasını yapabileceklerini göstermek için, siyaset yapmak için girdi. Bu doğrultuda bir politika izlemeleri sürecin sağ salim noktalanması açısından hayra vesile olabilir.

Eğer, açlık grevlerine son verilmezse, Kandil'in sürdürdüğü strateji neticesinde sadece onlarca kişi hayatını kaybetmiş olmayacak. Müzakere kapısını açık tutan bir hükümet olmasına rağmen, barış imkânını kaybetmiş olacağız.

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89