• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 3 °C

Utanç 'Bodrum'u!

Ergun Babahan

Cizre’de 26 insan günlerdir bir yudum suya hasret, kan revan içinde kendilerine gelecek bir ambulansı bekliyor. Bu insanların devlet gözündeki hukuki statüsü ne olursa olsun, isterse düşman olarak görünsün yapılanlar insanlık suçudur. 

Türkiye her türlü insani değerin rafa kaldırıldığı, kentlerin düşman toprağı gibi tanklarla bombalandığı bir dönemde AKP’li yetkililer açıkça yüzümüze yalan söylüyor. Ortadaki gerçek, o bölgede artık bakanların bile sözü geçmediği gerçeği. 

Evlatlarını almak için ellerinde beyaz bayrakla bölgeye giden başörtülü Kürt kadınlarını gözaltına alan, tıbbi yardımda bulunmak için gelen doktorları şehre sokmayan zihniyet, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukanın daha beterini Kürt kentlerine uyguluyor. 

Türkiye’nin çoğunluğu orada olup bitenden habersiz çünkü medyaya karartma uygulanıyor veya havuz medyası eliyle sürekli yalanlar servise sokuluyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü İcra Komitesi Direktörü Kenneth Roth’un uyarıları bence eksik ama yerinde: 

“Medyada, yargıda ve sivil toplumdaki kritik sesleri tolere etmede isteksizleşiyor. Bir hükümet etrafını siper gibi tahammülsüzlükle çevirdiğinde, otoriter rejim için gerekli zemini yaratır. Bu çok tehlikeli bir gidişattır. Türk toplumunun çok geç olmadan bu duruma uyanmasını umuyoruz.” 

Bence otoriter rejim aşamasını aştık ve bu coğrafyada uygulanabilir şekliyle faşizan bir rejime doğru hızla yol alıyoruz. Cemaate, Kürtlere, muhaliflere, gazetecilere, akademisyenlere yönelik uygulamalar artık otoriter rejim tanımlamasını aşıyor. 

Buradaki en önemli husus, Türk toplumuna yapılan çağrı ama 1930’ların Almanyası gibi tüm medya gücünü elinde tutan, farklı ses yükseltenlerini anında hapisle, davayla cezalandıran bir yönetimde halkın gerçeğe ulaşma fırsatı son derece kısıtlıdır. 

Yalanlarla beslenen, düşman kavramıyla korkutulan toplum görünen o ki, çok büyük bir ekonomik kriz yaşamazsa, toplumun geniş kesimlerinin gerçek fotoğrafı görmesi mümkün olmayacak. 

Yıllık raporunu açıklamak için İstanbul’u seçen Roth’un Kürt coğrafyasında yaşananlara ilişkin sözleri de eksik, çekingen ama yine de önemli: 

“Güneydoğu’da ne olup bittiğini kesin olarak bilmek çok güç olsa da şehirlerin belli kısımlarının harap olduğu belli. Yoğun nüfuslu alanlarda ağır silahlar kullanıldığından endişeleniyoruz, ki bu sivil ölümlerinin reçetesi. Yüzlerce sivilin öldüğü anlaşılıyor. 

Sokağa çıkma yasakları yüzünden ciddi bir soruşturma yürütülemiyor. Özellikle tedavi hakkını kullanamayan yaralılar konusunda kaygılıyız.” 


İnsan Hakları ihlalleri konusunda Rusya ile yarışan AKP zihniyeti ülkeyi Rusya ile sıcak bir çatışmanın içine sürüklüyor. Suriye üzerinden tırmanan gerilimin sıcak bir çatışmaya dönüşmesi artık imkansız görülüyor. 

Saray, Rusya ile çatışmada NATO’ya güveniyorsa yanlış yapıyor. Bu İttihatçı politikaların sonucu Türkiye’yi 1918 benzeri bir tabloyla karşı karşıya bırakabilir. Felaket bir yola girdik haberiniz ola…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89