• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Diyarbakır -3 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 1 °C
  • Berlin 0 °C

‘Unutmayın, Hitler de seçimle gelmişti’

Hasan Cemal


Krakow’da, Auschwitz ölüm kampında, geçen salı günü herhalde en çok tartışılan konu Mısır’dı. Özellikle İsrail’den gelenler, Yahudiler tedirgindi.

Öğle yemeğinde Fransa Yahudi Cemaati’nin önde gelen bir yetkilisiyle tanıştım.

Havada aynı sorular uçuştu:

Mısır’da gidiş nereye?

Müslüman Kardeşler ne yapar?

Yoksa ikinci bir İran mı?

Ürdün’de de kıpırtılar başlamıştı; bölgede İran’dan otuz yıl sonra Mısır’ı da kaybedecek bir İsrail’in durumu ne olurdu?

Fransız Yahudi Cemaati’nin yetkilisi, Mısır’daki Müslüman Kardeşler hakkında ne düşündüğümü sordu.

Otoriter rejim tarafından bunca yıl bastırıldıklarını, yeraltında güçlendiklerini, otoriter rejimin çatısı altında, belki de kaçınılmaz olarak tek iktidar alternatifi haline geldiklerini, özgür seçimler yapılırsa kazanabileceklerini söyledim.

Kazanırlarsa ne olacaktı?

Asıl merak ettiği buydu.

Müslüman Kardeşler’in de yaşanan ‘değişim’den, ‘zamanın ruhu’ndan etkilendiklerini, ille de ‘dinci dikta’ peşinde koşacaklarını öne sürmenin yanıltıcı olabileceğini belirttim.

‘Oyunun kuralları’na uyabileceklerine, çok partili sistem içinde demokrasiye doğru yol alabileceklerine dair işaretler bulunduğunu söylerken, çok partili sistemle demokrasiden başka bir çare olmadığını da ekledim.

Tatmin olmuş gözükmedi.

Bana katılmadığını belli eden -ve İngilizce olarak daha belirgin olan- bir vurguyla geldi karşılığı:

“Böyle mi düşünüyorsunuz?..”

Fransız Yahudi Cemaati’nin üst düzeydeki yetkilisinin Mısır’a benim gibi bakmadığı açıktı. Anlaşılan o da Arap âleminde, Mısır’da demokrasi olabileceğine inanmıyordu.

Ben de kendisine özetle dedim ki:

“Çok şey bu sizin, ‘böyle mi düşünüyorsunuz’ sorusundan kaynaklanıyor. Mısır başta olmak üzere bazı Arap ülkelerindeki otoriter rejimler Amerika, Avrupa ve İsrail tarafından bu nedenle bugüne kadar desteklendi. Ama bakın bu demokrasi korkusu bugün kitleleri sokağa dökmüş durumda...”

Yemek biterken şöyle dedi:

“Unutmayın, Hitler de seçimle gelmişti.”

İlginçti.

Aslında bu zihniyetin altında yatan ‘demokrasi korkusu’ydu, Mısır’da halkı bunca yıl sonra özgürlük ve demokrasi diye sokağa döken...

Bu korku yüzünden, Mısır’ın tepesinde otuz yıldır boza pişiren otoriter rejim desteklenmişti Amerika tarafından, İsrail tarafından. Bu korku nedeniyledir ki, Amerika her yıl yalnız Mısır ordusuna 1.5 milyar dolar yardım yapıyordu...

Peki ya sonuç?

İstikrar mı geldi, barış mı?

El Kaide’nin beyinleri, Amerika’ya Mısır hapishanelerindeki zulümden geçerek yaşatmadılar mı 11 Eylül trajedisini?

Müslümanlar Kardeşleri sadece Mısır’da değil, Ürdün’deki, Gazze’deki baskılar da büyütmedi mi?

Hamas’ı İsrail’in Filistin işgali tarih sahnesine çıkartmadı mı?

İsrail’in Filistinlilere yaşattığı adaletsizlik değil mi, bütün Arap dünyasında İslamcı akımları bunca yıl beslemiş olan?

Bütün bunlar yaşandıktan sonra daha hâlâ “Hitler de seçim sandığından çıktı!” diyebilmek, yaşananları doğru değil yanlış okumaktır, yaşananlara isabetli değil hatalı teşhis koymaktır.

İngiliz Financial Times gazetesinin geçen gün İsrail’i uyaran başyazısı düşündürücüydü:

“Barış ve istikrar ille de despotik komşuları gerektirmiyor. İsrail, kendi güvenliğinin baskıcı Arap rejimlerinde gören resmi görüşünü artık değiştirme cesaretini göstermelidir.”(*)

* Israel’s chance to hail the Arap dawn, Financial Times başyazısı, 2 Şubat 11, sayfa 10.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89