• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 27 °C
  • Berlin 18 °C

Umutları Barzani’ye bağlamak doğru mu

Kurtuluş Tayiz

Hükümet, Oslo ve İmralı görüşmelerinden sonuç alamayınca PKK ve Kürt meselesinde Erbil-Barzani merkezli yeni bir Kürt stratejisine yöneldi. Başbakan Erdoğan’ın bu kararında 13 askerin hayatını kaybettiği PKK Silvan pususu etkili oldu. Habur’da yaşanan “yol kazası”ndan sonra bile PKK’yla ipleri koparmayan hükümet, Silvan olayının ardından havlu attı ve rotasını tamamen Barzani’ye çevirdi. PKK ve Kürt meselesinde umutlar Barzani’ye bağlandı. Bir anlamda Türkiye, Kürt sorununun çözümünü Barzani’ye havale etmiş oldu. Kürt liderden beklenen ise Türkiye’nin beceremediğini başarması; yani PKK’yı dağdan indirmesi, silahsızlandırması...

Bazen hükümetin bu politikasının ciddi bir strateji mi yoksa geçici bir zaman kazanma, oyalama taktiği mi olduğu konusunda kuşkuya düşüyorum; ama her geçen gün devletin/hükümetin adeta akıl tutulması içinde, Türkiye’deki Kürt sorununun çözümünü Barzani’den bekler hale geldiğini görüyorum. Barzani, dünyanın da kabul ettiği etkili bir lider, Güneydoğu’da da seveni az değil; ancak Türkiye’nin PKK veya Kürt meselesinin çözümünü Barzani’den beklemesi hayalcilik olur. Barzani’nin bu meselenin çözümüne katkı sağlayabileceği gerçeği görmezden gelinemez elbette; ama hükümetin bütün umudunu Barzani merkezli bir stratejiye bağlaması ciddi bir hata.

Daha açık söylemek gerekirse, Barzani’den sadece PKK’yı silahları bırakmaya zorlaması beklenmiyor; ondan aynı zamanda Türkiye’deki Kürt hareketi üzerindeki PKK otoritesini kırması da bekleniyor. Bu dayatmayı farkeden BDP lideri Selahattin Demirtaş, “ABD ve Türkiye, Barzani’yi bölgesel lider haline getirmek istiyor” diyerek tepkisini dile getirmişti.

Hükümetin Barzani’ye yönelmesinde kuşkusuz PKK ve Kürt siyasetinin olumsuz tavırları etkili oldu. Kandil, Silvan’daki pusuyla birlikte büyük bir şiddet kampanyasına girişti, “devrimci halk savaşı” ilan etti. Hükümet, bu koşulların etkisi altında Barzani seçeneğine yönelmek zorunda kaldı. Ancak bu politikanın işe yaramadığı PKK’nın son Dağlıcı baskınıyla net olarak ortaya çıktı; Barzani ne PKK şiddetini sınırlayabildi ne de Kürt siyaseti üzerinde etkili olabildi. Aksine bölgede şiddet alabildiğine tırmanmaya başladı.

Öcalan’a ev hapsi tartışmalarının yeniden alevlenmesi, bence Barzani’ye bağlanan umutların boşa çıkması ve devlet içinde bu gerçeğin tekrar fark edilmesiyle ilgili. Ama Ankara’dan gelen son kulislere bakılırsa hükümet, hâlâ Barzani’ye umut bağlamaya devam ediyor.

PKK ve Kürt hareketinin engelleyici-zorlaştırıcı yaklaşımına rağmen devlet, bu meselede kendi çözümünü üretmek zorunda. PKK’yı yıllarca “dış mihrakların”, “yabancı devletlerin” maşası olarak gören zihniyetin, PKK ve Kürt sorununu çözmek için bütün umutlarını dışarıya bağlaması tutarlı değil. Eğer bu tutum doğruysa o halde PKK’nın Suriye ile işbirliğine girmesini de yadırgamamak gerekiyor. Devletin kendisi, “dış güçlere” bel bağlarken, PKK’yı Esad rejimiyle işbirliğine girdiği için kınamak ne kadar doğru olabilir?

Güneydoğu’ya Barzani merkezli bir çözüm planı geliştirmeye çalışmak bence nafile bir çaba. Devlet Kürt sorununu Irak’taki Kürt liderlerle değil, Kürt siyasetinin buradaki temsilcileriyle çözebilir.

Kürt hareketi, hükümet-Barzani işbirliğini eleştirebilir ancak çözümün önündeki en büyük sorunun yine kendilerinden kaynaklandığını da bilmek zorunda. Demokratik çözüm için ne İmralı, ne Kandil ne de BDP güven veriyor. PKK da, İmralı da ve Kürt siyasi hareketi de bugün demokratik çözüm için yeterli olgunlukta değil.

PKK, kendisine olan güvensizliğinden bir türlü silahları bırakıp sivil siyasete geçiş yapamıyor. Dahası örgütün silahları kimin için konuşturduğu veya tetiğe kimin için bastığı da kuşkulu hale gelmiş durumda.

Özetlersek, Türkiye’deki Kürt sorununu Barzani çözemez, ama Kürt hareketi de çözüm için siyasi bir yeterliliğe ulaşmış değil. Kürt meselesindeki çözümsüzlükten yüzde elli oyla iktidar olan AKP hükümeti kadar, Kürt hareketi de sorumlu sayılır; zira iki taraf da “kendi barışını” dayatarak meseleyi çözümsüz kılıyor. Bugün çatışmalar sürüyor ve gençler hâlâ ölmeye devam ediyorsa, iki taraf için de çok iyimser konuşamayız.

Hükümet artık Barzani merkezli çözüm arayışlarını bir tarafa bırakmalı. Barzani’nin katkısından elbette yararlanılmalı, ama meselenin çözümü için asıl olarak iç dinamiklere güvenilmeli. Kürt sorunu, ancak sorunun yaşandığı bu topraklarda, buradaki insanlarla çözülebilir. Gerisi boşa zaman ve can kaybı olacaktır. Bunu anlamak o kadar da zor değil.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89