• BIST 89.573
  • Altın 146,325
  • Dolar 3,6382
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 12 °C

Umut verici

Ali Bulaç

Başbakan R. Tayyip Erdoğan, Tahran ziyaretinin ardından bize üç önemli mesaj verdi:

1) Türkiye, İran'la ilişkilerini husumete ve çatışmaya çevirmeye niyetli değil; bölgede iyileştirme yönünde bir adım atılacaksa bu adımı iki ülke beraber atar, rekabet ve çatışma iki ülkeye zarar verdiği gibi bölgeye ve İslam'a da zarar verir; 

2) İran barışçıl amaçlarla enerji programı yürütme hakkına sahiptir. Programı yürütürken, 'ileride nükleer silah üretebilir' ihtimalinden hareketle engellenmesi kabul edilemez. Eğer nükleer silah tehdit ise öncelikle bölgede yüzlerce nükleer silah bulunduran İsrail var. Birinin yapma ihtimali var, öbürü her an kullanmaya hazır elinde bulunduruyor. 

3) Suriye'de süren trajediden Türkiye kadar İran da üzüntü duymaktadır. 'Serbest seçimler yapılsın, sandıktan kim çıkarsa o yönetsin' prensibini Türkiye gibi İran da benimsemektedir. 

Bu üç mesaj umut vericidir. İki Müslüman ülkeyi birbirine düşürmeye matuf fitneleri, Suriye'ye yapılacak bir dış müdahaleyi, bölge ülkelerinin birbirleriyle girişmeleri muhtemel bir savaşı, süren etnik ve mezhep çatışmaları durdurmanın yolu bu mesajların hayata geçmesinden geçer. İki ülkeyi samimi bulmamak için hiçbir sebep yok, samimi bulmayanlar Batılı ülkelerin samimiyetine ne kadar güveniyorlar, onu sorgulamalı. 

Her ne kadar hem İran hem Türk hariciyesi farklı dil, üslup ve argümanlar öne sürerek Türkiye-İran işbirliğine sıcak bakmıyorsa; kimi İranlılar kör bir biçimde kan döken Baas rejiminin, kimi Türkler silahlı mücadeleden başka seçenek bilmeyip her geçen gün biraz daha muhalefetin militarize olmasından başka seçenek üretemiyorsa, içine girdiğimiz kargaşa ve kaostan çıkış yolu budur. Her iki ülkenin şahin hariciyecilerine rağmen R. Tayyip Erdoğan-Ali Hamaney'in zımni mutabakatını önemsemek gerekir. 

Bir nokta dikkatten kaçmıyor: Özellikle R. Tayyip Erdoğan, son noktaya kadar Suriye konusunda "dış müdahale" veya "Türkiye'nin askeri müdahalesi"ne direniyor. Biliyor ki, bir müdahale kendisine karşı sonuç verecektir. Öyle savaşlar ve aptalca askeri müdahaleler var ki, sadece liderleri ve hükümetleri değil, rejimleri değiştirir. Suriye politikasını, Türkiye yanında İran'ı, Irak'ı ve Lübnan'ı da ateşin içine atacak stratejilere dayandıranlara karşı Erdoğan'ın bu teennili tutumu hayati derecede önemlidir. Suriye ve bölgedeki trajediden birinci derecede Türkiye, İran ve Mısır sorumludurlar.

Türkiye'nin ağır bir ABD-Batı baskısı altında olduğu bir gerçek. Türkiye, Batı ile olan bağlantıları (NATO İttifakı, AB üyelik süreci, ABD ile model ortaklık vs.) dolayısıyla kendi başına bağımsız inisiyatif kullanamıyor. Medya tek taraflı haber ve yorumlar pompalıyor, ama gerçekler resmedildiği gibi değil. 

İran, Türkiye'ye üç önemli teklifte bulundu ki, eğer Türkiye bağımsız olsaydı herkesin avantajına olurdu: 

a) Nükleer programı beraber yürütelim;
b) TL üzerinden alışveriş yapalım;
c) Türkiye, İran'da petrol ve doğalgaz sondajı yapsın, birlikte üretip satalım.

Son günlerde "sözde anlaşmazlık" dolayısıyla Türkiye İran'dan aldığı petrolün yüzde 20'sini kesti. Bu anlaşmazlığın "petrole ödenen yüksek fiyat"tan kaynaklanmadığını herkes bilir. Türkiye, yanı başındaki İran'dan ucuz petrol alıyor, asıl sebep ABD baskısıyla hiç değilse "ambargoya kısmen de olsa katılmak" zorunda bırakılması. Türkiye direncini kullanarak ancak yüzde 20 ile ABD'yi razı etti. ABD'nin istediği, alımın tamamını durdurmasıdır. Yüzde 20'lik alım iptal kararı alınır alınmaz elektriğe yüzde 8,1 (meskenlerde yüzde 9,2), doğalgaza yüzde 18,7 zam yapıldı. Gerçi doğalgaza zam kararı geçtiğimiz kasım ayında alınmıştı, ama asıl sebep bugünlerde bir kere daha önüne çıkan ambargodur. Kısaca ABD istedi diye ta Libya'dan alınacak petrolün ilave maliyeti halka bindirildi.

Bir başka acı örnek: Bugüne kadar İran'a para transferi konusunda Türkiye direniyor, Halkbank üzerinden transferler sürüyordu. Geçen sene Amerikalılar gelip bankacılık otoritelerini kesin bir dille uyardı, Türkiye'yi dolar sisteminden atmakla tehdit ettiler. Artık Halkbank transfer yapamıyor. Olaylar öğreticidir. Yaşadıklarımız da bize yeni çıkış yolları konusunda öğretici olmalı.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89