• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -8 °C

Ulusalcılık sol mu

Hadi Uluengin

MALÛM, ulusalcılarda yüz surat mahkeme duvarı!

Dolayısıyla da kendilerini hâlâ “sol” (!) diye pazarlamaktan hiç utanmıyorlar.

Daha vahimi, evrensel lügat ülkemizde tersyüz edildiğinden, bütün dünyada ultra-sağ addedilecek şu neo-Nazi Karanlıkçılar, Ergenekon ajanı Odacıbaşılar, komünist yaftalı kalpazanlar falan, böylesine rezil bir sahtekârlığı bilumum alıklara sol diye yutturabiliyorlar

Fakat yine de ırkçılık, milliyetçilik, despotluk, öteki düşmanlığı gibi ayan beyan sağ eksenlerin çok fazla sırıttığı minareye bir kılıf uydurmak gerekiyor.

Alesta! Derhal her derde deva emperyalizm teorisinden medet umuyorlar.

Neymiş, o emperyalizm çağında Türkiye gibi ülkelerin “devrim”i (!) ancak ulusalcı rotada gerçekleşebilirmiş. “Sosyalizm”e (!) de sözkonusu aşama nihayetinde ulaşılacakmış.

Öp babanın elini!

***

BURADA ulusalcıların devrimden ve sosyalizmden ne anladığı konusuna zaten girmeyeceğim. O totaliter beyinler tabii ki insan ve insaniyet düşmanı hayallerle avunuyorlar.

Ama yukarıda uydurdukları savunma teorisi dahi yine ultra-sağ bir içerik taşıyor!

Ve kökenleri faşizm ve Nazizmle bütünleşiyor!

***

EVET evet, bizimkilerin papağan gibi dil pelesengi ettiği mazlum millet teriminin aslı proleter millet kavramıdır! Mucidi de İtalyan faşizminin öncüsü Enrico Corradini’dir.

Ta 1910 Floransa konuşmasında ulusal birliği geç sağlamış, dolayısıyla proleter millet kalmış ülkesini burjuva millet İngiliz ve Fransızların emperyalizmine karşı savaşa çağırır.

Noktayı da “milliyetçilik muzaffer mücadele irademiz olsun” sloganıyla koyar.

Nitekim de daha sonra Mussolini siyasetlerini hep bu tema belirlemiştir.

***

ZATEN hemen hemen aynı tarihlerde ve yine geç uluslaşmış Almanya’da ortaya çıkan muhafazakâr devrimci aşırı sağ da tekrar yukarıdaki proleter millet kavramına sarıldı.

Buradan hareketle 1. Harp’i emperyalizme karşı kendini savunma olarak nitelendirdi.

Yenilgi ertesindeki Nasyonal Bolşevik akımlar da bu eksende ilerledi.

Bitmedi! Genel olarak Nazi Partisi, özel olarak da onun “sol” (!) teorisyenliğini üstlenen Strasser biraderler anti-emperyalist söylemi “ezilen halkların sömürücülere ve tefecilere karşı verdiği mücadeleyi destekliyoruz” demek raddesine vardırdılar.

Örnekleri uzatabilir ve meselâ bugün hem Hitler’e methiye düzen, hem de “mazlum milletini Beyaz Adam’a karşı seferberliğe” çağıran ve bizim Karanlıkçıların baş tacı ettiği bir Zimbabwe Mugabe’sini falan da ekleyebilirim ki, sonuç aynı kapıya çıkacak. O da şudur:

***

YALANDAN ve riyadan yüzü kızarmayan ulusalcılar sırf vazettikleri siyasetler açısından değil, aynı zamanda hâlâ “sol” (!) olduklarını ispatlamaya çalışırken getirdikleri argümanlar açısından da ultra-sağın ta kendisidirler!

Faşizm ve Nazizm aslında Lenin’in zaten safsata ve soyut emperyalizm teorisiyle akran olduğundan, üçü de insan ve insaniyet düşmanı totalitarizmlerine kâh mazlum,kâh proleter millet deyimleri arkasına saklanarak kılıf uydurdular. Bugün de uyduruyorlar.

Artı, ortak zihin şeması birinden diğerine geçişi sonsuz kolay kıldı ve şimdi de kılıyor.

Dolayısıyla buradaki tek sorun bizim ulusalcıların dobra dobra ve açık açık ultra-sağ olduklarını itiraf etmelerinden kaynaklanıyor. Ama hadi, tabansızlığı bırak be ulusalcı!

Eh, Kürt bakkala gitme veya Mustafa Kemal’in askeriyim diye zaten yırtınıyorsun.

Dolayısıyla ha gayret, öyle emperyalizm çağı falan diye boyundan büyük lâflar etmeden şu baklayı artık tam ağzından çıkart da sen S-A-Ğ, ben selâmet, hepimiz kurtulalım!

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89