• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 2 °C

Ulusal Kongre/Konferans...

Fehim Işık

Uzun zamandır Kürtler arasında ulusal kongre/konferans toplanması konusu tartışılıyor. Irak Kürdistanı Bölgesi Başkanı Mesud Barzani’nin Türkiye seyahatinde bu konu yeniden gündeme geldi. Türk basınınının önemli bir kısmında, konu spekülatif haber ve değerlendirmelerle, farklı yönlere de çekilmeye çalışıldı.

Hiç kuşkusuz Kürtler açısından ulusal bir kurumun oluşturulması alabildiğine önemlidir. Ama şunu da biliyoruz; Kürtler açısından etkili, yön veren, daha doğrusu dört parçada ulusal hareketi yöneten bir kurumu oluşturmak da bir o kadar zordur. Bu durum birincil olarak, Kürtlerin topraklarının dört egemen devlet arasında bölünmesinden kaynaklanmaktadır. Kürtlerin bu yönüyle emsallerinden ciddi farkları var. Bu zorlukla bağlantılı şunu da vurgulamak mümkün:  Kürtlerin ulusal kongrelerinin veya konferanslarının dört parçanın birleşik bir Kürdistan'a evrilmesi amaçlı bir yapılanmaya yönelmesi mümkün görünmüyor; hatta neredeyse bu amaçlı bir girişimin yaşama geçirilmesinin imkansız olduğunu söylemek de mümkün.

Bu minvalden baktığımızda Kürt siyasal yapılarının/aydınlarının/ siyasetçilerinin, birleşik bir Kürdistan oluşturma amacıyla bir ulusal kongrede birleşmeye hazır olduklarını söylemek çok kolay değil. Kürt siyasal yapılarının güç dengeleri, ideolojik formatları, uluslar arası ilişkileri ve daha birçok etken birlikte düşünüldüğünde, diğer bir deyimle Kürt siyasalitesinin anlayış farklılıklarını, örgütlenme modellerini göz önüne getirdiğimizde, ne anlatmak istediğimiz daha rahat anlaşılır

Güney Kürdistan'da devletleşmiş federal bir yapı var. Dünyada tanınan ve ilgi gören bir siyasal statüye sahipler. Suriye Kürtleri giderek kendi öznellerinde statüleşmeye doğru yürüyorlar. Kuzey'deki Kürt hareketinin ana gövdesi ise hala ABD ve Avrupa'nın önemli bir kesimi tarafından 'terör örgütü' statüsünde değerlendiriliyor. Öte yandan dört parçadaki ana akım Kürt siyasal hareketlerinin ‘stratejik dostluk anlayışları” da farklı. Bu etkenler parçaların tümünde istenilen etki düzeyini oluşturacak, dünyadaki örneklerine benzeyen bir ulusal kongre girişimini Kürtlerin çok kolay oluşturamayacağının göstergeleri. Dolayısıyla Kürtlerin kendi ulusal kongreleri de bu koşulları dikkate alacak bir şekilde, kendi öznelliklerine uygun olacak, olmalı...

Kürtlerin ortak bir ‘Birleşik Kürdistan’ programı etrafında bütünleşmelerinin çok kolay olmayacağını, hatta bırakın kısa vadede önümüzdeki orta vadede bile bu 'bütünleşmenin' gerçekleşmeyeceğini belirtirken, bunun sonuçta dört ülkenin boyunduruğu altında paylaşılmaktan kaynaklandığına bir daha dikkat çekelim.

Bu istek dışı coğrafik paylaşım, her parçanın kendi öznelinde mücadele vermesini ve farklı durumlardan etkilenmelerini beraberinde getirdi.

Adım adım bağımsızlığa giden bir Güney Kürdistan ve belki de “paranın dini imanı yok” mantığından yola çıkarak onu ilk tanıyacak ülkelerden biri olması muhtemel bir Türkiye tartışılıyor şu anda. Ama aynı Türkiye, Kuzey’de hala Kürtlerin ana dili ile eğitim görmesini 'kırmızı çizgi' addetmiş. Bu bir tezattır. Ama bu tezat ister istemez Kürtlerin ulusal mücadeledeki eksenlerine de yansımış. Bu nedenle tüm dünya Kürtlerini ortak bir program ekseninde bir araya getirecek bir girişimden öte, realiteye özen gösterecek, Kürtlerin parça esaslı ilişkilerini ve parçalar öznelindeki ulusal çıkarlarını, siyasal yapılarının birbirlerine yaklaşımlarını, sorunun statü eksenli, barışçıl, demokratik çözümünü esas alacak realist bir oluşum için efor harcamak daha doğru gibi.

Bilindiği gibi ulusal kongre/konferans çalışmaları, Kuzey'de aslında birbirlerinden örgütlenme ve mücadele yöntemleri olarak farklılıklar olmakla birlikte aynı tabana hitap eden BDP, DTK ve PKK eksenli, Güney'de ise hükümet, daha da ötesi Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani eksenli tartışmalar öne çıkarılarak gündemleştiriliyor.

Türkiye'nin, Türkiye merkezli düşünenlerin bu tartışmalardan ortaya ne çıkmasını arzuladığını biliyoruz. Türkiye’yi yönetenler, Türkiye ekseninin güçlenmesini ve Kürtlerin statüsüz yaşamının devamını arzulayanlar böylesi bir çalışmadan daha çok PKK'nin silahsızlandırılmasının çıkmasını bekliyor. Elbet, bu çalışmadan PKK karşıtı etkin bir cephe çıkması bu kesimleri daha da mutlu edecektir. Barzani'ye dönük geliştirilen öznel politikaların merkezinde de bu yaklaşım var.

Kürtlerin özgürlük mücadelesinde bir yöntem olarak hala devam eden silahlı mücadelenin ulusal bir konferansta/kongrede tartışılması kadar doğal bir şey yok. Ama bu kongrenin toplanmasının, zaman zaman Kürtlerin kendi içinde de tartıştığı gibi silahlı mücadele şartına bağlanması işin özüne hizmet etmez.

Daha öncede yazdık; silahlı mücadele konusunda belirleyici olan PKK'nin bizzat kendisidir. PKK son birkaç yıldır silahlı mücadele yöntemini gözden geçirebileceğini, bunun için devletin kendilerine güvence vermesi gerektiğini söylüyor. Bu bağlamda bir konferans veya kongrenin PKK'ye rağmen PKK’nin silahsızlandırılması veya silahlı mücadeleye son vermesi kararını alması, hiçbir şeyi değiştirmez. Başbakan Erdoğan’ın ‘PKK silah bıraksın operasyonları durdururuz,” demesi, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Başbakan’ın daha açık bir dille PKK’ye ateşkes teklif etmesini istemesinin, bu anlamda daha fazla önemi var. Ama PKK’ye rağmen diğer Kürt kesimlerinin silahların susturulması kararını alması, belirleyici değil, olamaz...

Ulusal kongre/konferans, tüm Kürtlerin üzerinde mutabık kalacağı, her parçanın kendi öznel koşullarını gözeten politikaları oluşturmalıdır. Bu politikaların sürdürücüsü olmalıdır. Ama kongre/konferans hedef olarak bu politikaları önüne koymaz, yerine PKK'nin silahsızlandırılmasını, ya da daha farklı bir kavramla PKK'nin tasfiyesini koyarsa, açıktır ki PKK ve onu destekleyenler bunu kabul etmeyecek ve bu durum yeni bir çatışmanın nedeni de olabilecektir.

Kuşkusuz zor bir süreci, daha doğrusu yoğun pratik gerektiren önemli bir süreci konuşuyoruz. Konuştuklarımızın önemli bir bölümü de, her an her şeyin yaşanabileceği bir Ortadoğu’da, ne yazık ki faraziyedir.

Umarım Kürtler bu tarihi kavşağı tökezlemeden, ciddi ve etkili kazanımlarla geçerler, bu süreci olumsuzluğa taşımazlar...

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89