• BIST 89.282
  • Altın 145,807
  • Dolar 3,6298
  • Euro 3,8933
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 17 °C

Ulusal demokratik birliğimiz her şeyin üzerindedir

Ömer Ağın

Çok az olay, bugün Türkiye’de yaşanan politik ortamla Rojava sorununu ve Suriye’deki sorunları “çözmek” amacıyla Cenevre’de toplanacak toplantı kadar birbirini etkileyen bir bütünlük arz edebilir. Diyalektiğin “her şeyin birbirine bağlılığı” yasasının bu kadar çıplak göründüğü anlar bu kadar olabilir. Bu etkilenmenin sonucudur ki insan, acaba Kürtler açısından Cenevre toplantıları yeni bir Lozan mı olacak diye düşünmeden kendini alamıyor. Bilindiği gibi Musul olayı, geniş anlamıyla “Kürt sorunu”nu Lozan’da çözümlememiş, İngiltere, Türkiye görüşmelerine bırakılmış ve bu “amaçla” “Haliç Konferansları” yapılmıştır. Bu konferansta yapılan tartışmalar ve varılan “çözüm” sonucu önce derin ilişkiler oluşturulmuş, sonraki dönemde bunların derin devletin yapılanmasının temellerini attığı bilinmektedir. Sonradan Hatay’ın Türkiye’ye katmanın “mutabakatı”nın ilkesel olarak anlaşmasına daha o günlerde varıldığını söyleyen tarihçilerin sayısı az değildir.

Konumuza dönersek: Klasik Kemalist devlet yapısının büyük yara aldığı ve deyim yerindeyse derin devletin yeniden yapılandığı bir dönemde Kürtleri Ortadoğu politikasından uzaklaştırma çabaları tarihi benzerlik ve manidar bir anlam taşımaktadır. Hemen söyleyelim daha da önemlisi tarihte olduğu gibi Kürtlerin ulusal birliğinin güçlenmesini engellemek için Rojava Kürtleri’nin temsilcilerine Cenevre kapılarının kapatılmasıyla tarih tekerrür ediyor. Kürtlerin ve Kürdistan’ın başına çorap ören şeyin bu anlaşmaların oluşturduğu politikalar olduğunu bilmeyen yoktur. Şimdi de Kürtleri Cenevre Konferansı’na almak istememelerinin nedeni “Haliç konferansları”nda varılan anlaşmanın bir versiyonundan başka bir şey değildir. Cemaat NATO’nun Türkiye ve Ortadoğu’daki vurucu gücü olmuştur. AKP hükümetinin bunlarla bugüne kadar kutsal ortaklık halinde olduğunu bilmeyen yoktur. Özgür Suriye Ordusu kendisinden beklenen, Suriye’de var olan “boşluğu dolduramadığı” için onun yerine El-Kaide devreye sokuldu ve Kürtlere karşı her türlü destekle beslendi. Unutulmasın, AKP’nin Kürtlere karşı tavır alması ve çözüm sürecinde ayak sürümesi en çok kendisine zarar verecektir. Demokrasi güçleri de şunu iyi kavramaları gerekir: devletin krize girmiş olması ve egemen güçler arasındaki çatışmaların derinleşmesi Kürt halkının mücadelesi sonucu olmuştur. Düşman kardeşlerin arkasında uluslararası emperyal güçlerin olduğu ve bölgenin yeniden yapılanmasında farklı çıkarlar için tutum aldıkları açığa çıkmıştır. Hem çatışan güçlerin hem de arkalarında duran destekçilerinin hiçbir zaman ülkeye demokrasi getirmeyecekleri bilinmektedir.

Bu değerlendirmeler biliniyor iken; son günlerde “dostça ve yapıcı bir içerik” taşımayan, eleştiri sınırını aşıp deyim yerinde ise adeta bir kara propagandaya dönüşen söylemler dikkatten kaçmıyor. Kürt Özgürlük Hareketi’nin Kürdistan’daki tüm etnik gruplara karşı tutumu çok net olarak bilindiği halde PKK yöneticilerinin kimi konuşmalarının cımbızlanarak çarpıtılmaya çalışılması Cenevre toplantısı arifesinde düşündürücüdür.

Türkiye’deki yerel seçimlerin sadece yerel yöneticilerin seçimi olarak kalmayacağı, Türkiye’nin politik yaşamında ve demokrasi açısından bir imtihan olacağı açıktır. Kürtlerin Rojava’da elde ettikleri demokratik yapılanmanın bu seçimleri doğrudan etkilemenin yolunu kesmek amacıyla Kürt temsilcilerinin Cenevre’ye çağrılmadığını gayet net olarak biliyoruz. Rojava’da Kürtlerin geliştirdiği “özyönetim” biçiminde ortaya çıkan “Kendi kendini demokratik biçimde yönetme tarzının Türkiye’de ve Ortadoğu’da yaygınlaşmasını engellemek için Rojava Kürtleri’nin Cenevre’ye çağrılmadıklarını görmemek için kör olmak gerekir. TEV-DEM’in yaptığı şu açıklamayla, “Kürtler tüm inkâr politikalarına karşı kendi topraklarında onurlu duruşlarını sürdüreceklerdir” Kürt halkının kararlığını ifade etmiştir. Kürt halkı bugün Rojava’da aldığı kararla tarihi tutumunu net olarak göstermiştir. Şehit Cihat Meydanı’nda yapılan mitingde Süryani, Arap, Ermeni ve Kürt konuşmaları Ortadoğu halklarına bir kez daha güven vermiştir. Halkımız demokrasi ve özgürlük istiyor. Bizim “seçim” budur. Ulusal demokratik birliğimiz her şeyin üzerindedir!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89