• BIST 109.166
  • Altın 153,787
  • Dolar 3,8247
  • Euro 4,5082
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 3 °C

Uçabilecek miyiz

Murat Belge

Bu savaş bir bitse, diyordu Güler Sabancı, geçen gün, “uçarız”. Doğru, Türkiye’nin ekonomisi epey bir zamandır uçmaya başlamıştı zaten. Her şeye rağmen kanatlanmaya başlamıştı. Ama bu her şeyin arasında özellikle bu savaş, uçmaya çalışan bir martının ayağına bağlanmış ip gibiydi. Ayağından yere bağlı martı, uçmasına uçuyordu da, ancak aynı yerde daireler çizerek uçabiliyordu. Bugün de durum bu.

Bunca yıldır, verimsiz ve sonuçsuz bir iç savaşa kaç tanker dolusu parayı yakıt olarak boca ettik acaba?

Söze ekonomiden girdik, onun için “para” çerçevesinde konuşuyorum. Elbette öncellikle bedeli hiçbir parayla ölçülemeyecek insan hayatı kaybı var.

28 Nisan’la 27 Mayıs arası, 1960’ta, öğrenci protestoları devam ederken, Celal Bayar’ın “tenkil, tenkil” demesi bilinir, anlatılır. Yangına körükle gittiği için de suçlanır. Doğru mudur, böyle yaptığı, ateşe benzin döktüğü? Bence doğrudur. Sonuçları da zaten ortada.

Ne hikmetse, bu olayda çözümü “şiddetle bastırmak”ta gören Celâl Bayar’ı suçlu bulan kesimler, Kürt sorununu şiddet ve yıldırmayla çözmeyi aklına koyan TSK’yı eleştirmeyi akıl edemediler. Hâlâ da edemiyorlar.

Celâl Bayar ve genel olarak Demokrat Parti’nin, başkaldıran bu öğrencileri Halk Partisi’nin kışkırttığına inanıyorlardı Büyük ölçüde haklıydılar. Halk Partisi’nden “birileri” ile TSK’dan “birileri”, 27 Mayıs darbesiyle sonuçlanacak yolu açmak üzere uğraşıyordu.

“Gençler”, 2002-13 arasında olduğu gibi o gün de bu oyunun “figüranı” olacaklardı. Kendilerini “esas oğlan” olarak görürken, ipin ucu başkasının elinde olacaktı.

Ama bu, zamanın Cumhurbaşkanı’nın “tenkil, tenkil” demesini haklı gösterir mi? “Provokasyon” hepimizin diline pelesenk. Herkes kendi hoşuna gitmeyen şeye “provokasyon” dediği için, “terör” kavramında da olduğu gibi, neyin provokasyon olduğu konusunda anlaşamıyoruz. Diyelim ki o zaman da provokasyon hazırlayan vardı... Binlerce üniversite öğrencisi birçok şeyi göze alıp sokağa dökülüyorsa, “tenkil” demeden önce, “Nedir sizin şikâyetiniz” diye sormanın bir yolunu bulmak gerekir. Aklı başında bir iktidar, öncelikle, şiddete yönelen durumları yumuşatmanın yollarını arar. Demokrasi, sorunları çözmenin yöntemi demektir. İktidarların “başının belâsı” değil, iş yapmalarını kolaylaştıracak yöntem, ondan da öte, “atmosfer”dir.

Bir de, şu çok önemli nokta: bir toplumda böyle bir yüksek gerilim ortamı oluşuyorsa, iktidarı elde tutanların, “Bu işte bizim bir payımız var mı? Varsa nedir?”diye düşünmesi gerekir.

Celâl Bayar düşünmekten yana değildi. Bugünün Kürt sorunu bununla kıyaslanamayacak kadar girift, karmaşık bir sorun. Uzun bir tarihi var, acı olaylarla, kan ve ateşle dolu.

Eruh’ta PKK gerillaları gelip ateş açtığında, elinde yetki tutanların bu “uzun tarih”i düşünmeleri gerekirdi. “Zabıta vakası”, “anarşi”, “vatana ihanet” gibi bildik lakırdılara tutunacak yerde, “Niçin böyle yaptılar?”ı daha ciddi düşünmeleri, düşünürken de sosyoloji, toplumsal psikoloji gibi disiplinlerin birikimine, kazanımına yer vermeleri gerekirdi. Yapmadılar, çünkü o “uzun tarih” biçimlendirenlere (son analizde, gene “kendileri”) eleştirel bakmalarına imkân yoktu. Kaldı ki, o “uzun tarih”in son evrelerini biçimlendiren bizzat kendileriydi. “Kürt yoktur” zırvalığını icat eden, Diyarbakır hapishanesi cehennemini yaratan, Kürt köylerinde her türlü onur kırıcı eziyeti (pislik yedirmekten insanları çıplak dolaştırmaya vb.) uygulayan, kendileriydi.

Ve bir şeyi yapan onlarsa, o şey her türlü eleştirinin üstünde olmalıydı.

Öyle de oldu. Yıllardır, üzerimizden atamadığımız onun için de uçamadığımız ağırlık oydu.

Ama sorun yalnızca ağırlığın altından sıyrılıp çıkmaktan ibarete değil. Ağırlığın oradayken toplumun her yerinde yaptığı tahribatı, çarpılmayı onarmak gerekiyor “benim de çarpılan yerlerim var mı” diye sormayı unutmadan.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89