• BIST 89.466
  • Altın 146,241
  • Dolar 3,6463
  • Euro 3,9145
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 14 °C

Üç aşamalı takvim

Abdülkadir Selvi

Öcalan'ın silahların bırakılması ve sınır dışına çekilmesi çağrısından sonra sıra çekilme takvimine geldi.

Habur sürecinden önemli farklılıklar arz eden yeni sürecin en önemli özelliği bir takvime bağlı olması.

Kritik Nevruz atlatıldıktan, Öcalan'ın mesajı açıklandıktan sonraki süreç, sınırlarımız içindeki PKK unsurlarının sınır dışına çekilmesi.

Sayılarının 3500 civarında olduğu söyleniyor.

Çekilme sürecinin Haziran sonu itibariyle tamamlanması öngörülüyordu. Ancak Kandil'in Öcalan'a gönderdiği cevabi yazıda, çekilme sürecinin daha geniş bir takvime yayılması öneriliyor.

Kandil, Tokat ve Dersim gibi merkezlerde kış mevsiminin geç bittiğini ve mesafenin uzak olduğunu belirterek, çekilme takviminin birkaç ay uzatılmasını talep ediyor.

Öcalan'ın, çekilme ve dağdan iniş süreçlerinde takvimin sarkmasına sıcak bakmadığı söyleniyor.

İktidar cephesi ise takvimde çok fazla oynama olmamasına rağmen 1 aylık bir gecikmenin sorun oluşturmayacağı kanaatinde.

Haziran sonu olmazsa Temmuz sonu olabilir deniliyor.

Önemli olan silahlı unsurların Türkiye dışına çıkması.

Böylece çekilmenin takvimi de ortaya çıkıyor.

1-Temmuz sonuna kadar sınır dışına çekilme.

2-Temmuz-Eylül, arası ise hazırlık süreci.

Bu süre, dağdan inecek silahlı unsurlar için yapılacak olan hazırlık dönemi olarak değerlendirilecek. Yerel yönetimler yasasına konulan şerhin kaldırılması başta olmaz üzere, ihtiyaca göre gereken yasal düzenlemeler yapılacak.

3-Eylül ortası 31 Aralık tarihleri arası ise silahların bırakılması ve dağdan iniş süreci.

Yıl sonuna kadar üç aşamalı takvimin tamamlanması öngörülüyor.

Çekilme sürecinde üzerinde neredeyse fikir birliği olan bir nokta var.

O da örgüte katılmış ama hiçbir eyleme katılmamış militanların durumu. Çekilme sürecinde bunların tamamının yurtdışına çıkmasına gerek duyulmuyor. Ayrıca PKK da dağdaki lojistiğinin bu kadar sayıyı kaldıramayacağı kanaatinde.

Sayıları 225-250 arasında olan örgüt liderleri ve eylemlere katılmış, haklarında yasa takibat yapılmış olanların dışındakilerin, sınır dışına çekilirken de, dağdan inerken de, 'Ruh gibi çıkıp, ruh gibi içeri girmeleri ' düşünülüyor.

İRA sürecinde yer alan İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi David Reddaway, aracı ülke olan Kanada'nın kendilerine bildirdiğini doğru kabul ettiklerini söylemişti. Reddaway , Kanada'nın,İRA'nın gösterilen silah depolarını denetleyip, mekanizmaları sökülmüş raporu verdiğini, kendilerinin de bunu doğru kabul edip, ayrıca bir inceleme yapmadıklarını anlatmıştı.

Çözüm süreçleri bir ölçüde de bir gözün kör olduğu, bir kulağın sağır olduğu süreçler.

Tabii bu arada her bir başlığın kendi içinde bir sorunlar yumağı olduğu unutulmamalı.

Bel ki şu anda sorun olarak gözükmüyor ama sürecin ilerleyen aşamalarında karşı karşıya kalacağımız sorunlar olacak.

1- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kimliğini taşıyan ailelerin Mahmur kampı benzer yerlerde doğan ama hiçbir kimliğe sahip olmayan çocuklarının durumu.

2- PKK'nın kadınları. Sayıları 750-1000 arasında olduğu tahmin edilen ve örgütte etkili bir güç olan kadınların durumu. Örgütte bomba düzeneklerinin hazırlanması, mayın yapımı ve bakımı gibi görevler üstlenen kadınların topluma kazandırılması ciddi bir sorun teşkil edecek gözüküyor. Mayın hazırlayan eller, börek açıp, kocasına çocuk doğurmayacak. Bunların topluma kazandırılması, demokratik siyasi mücadeleye kanalize edilmesi gerekiyor.

3- BDP'nin çözüm sürecini Meclis'e onaylatma talebi, iktidarın gündeminde yok. Ancak şuna yeşil ışık yakabilirler.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulacak bir komisyon, çözüm süreçlerine yönelik sabotajları araştırabilir. Bunun için çözüm süreçlerinin aktörleri ve bölge halkıyla konuşup, hazırlayacağı raporla sürece katkı yapabilir. Bu seçenek iktidarın masasındaki en üstte duran dosyalar arasında yer alıyor.

Çözümde psikolojik eşik aşıldı. Şimdi sıra çözümü kurumsallaştırmaya geldi. Yani işin hem zor hem de en çok görünür olan yüzü…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89