• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 29 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 36 °C
  • Berlin 22 °C

Tutukluyu yakarak öldüren jandarma

Oral Çalışlar

'Hayata Dönüş' operasyonu, 30'dan fazla tutuklu ve hükümlünün ölümüne yol açmıştı. Bu ölümlerde askerin, medyanın ve siyasilerin sorumluluğu büyüktü. 

19 Aralık 2000’deki, 30’dan çok tutuklu ve hükümlünün ölümüne yol açan ünlü ‘Hayata Dönüş’ operasyonu davasındaki yeni gelişme, felaketin derinliğini teyit eder nitelikte. Operasyona katılan jandarma astsubay, kadınlar koğuşuna yönelik insanlık dışı operasyonu bütün çıplaklığıyla anlattı. Kadın tutukluları bilerek ve kasten yakmışlardı. Kadınlar canlarını kurtarmak için kapıya yöneldiklerinde asker kapıyı üstlerine kapatmış ve yanarak ölmelerine neden olmuştu. Bunu medyaya “Kendilerini yaktılar” diyerek servis etmişlerdi.

Operasyondan 10 gün önce, yani 9 Aralık sabahında cezaevine giden Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Zülfü Livaneli, Mehmet Bekâroğlu ve Can Dündar’ın da aralarında bulunduğu 6 kişilik görüşme heyetinin içindeydim. Bayrampaşa Cezaevi’ndeki ölüm orucu 60. güne ulaşmıştı. Acil bir çözüm adına tutuklu temsilcileriyle görüşmeye gittik.

Saatler süren ilk görüşmenin ardından, bir çözüm umuduna kapıldık. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, direnişe neden olan F tipi cezaevlerine nakli 6 ay ertelediğini açıkladı. Bakan, sivil toplum kuruluşlarının (Tabipler Odası, Baro, TMMOB) konuyla ilgili görüşlerinin alınarak tepkiye neden olan cezaevlerinin düzeltilebileceğini de söyledi.

Operasyonculara medya desteği

İlk heyetin ikinci gün görüşmelerden çekilmesi üzerine 11 Aralık günü biz görüşmelere Mehmet Bekâroğlu ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle birlikte devam ettik. Görüşmeler bazen umutlu hale geliyor, bazen tıkanıyordu. Türk, “Devlet içinden bazı güçler operasyon istiyor” imasında bulunarak hızla bir çözüm üretmemiz gerektiğini ifade ediyordu.

9 gün süren yoğun görüşmeler sonunda bir çözüm üretilemedi ve Türk’ün ima ettiği ‘devlet içindeki güçler’ harekete geçti. 33 kişi aynı anda 20 cezaevine yapılan operasyonda öldürüldü. Daha sonra devam eden ölüm oruçlarıyla birlikte ölenlerin sayısı yüzü aştı. Sakat kalanlar 500 civarındaydı. Sol örgütlerin süreçteki hatalarını bir gün ayrıca analiz edebiliriz ama askerin, medyanın ve siyasilerin sorumluluğunu hatırlamalı ve bir yere kaydetmeliyiz.

Operasyon, olabilecek en insanlık dışı yöntemlerle gerçekleştirildi. Medya, sunulan yalan haberleri daha da cilalayarak kamuoyunu yanılttı, operasyonculara cesaret verdi, operasyonun katliama dönüşmesini kışkırttı. Bu destek, ölüm orucunun ilk günlerinden itibaren adım adım inşa edildi. Hemen hemen bütün büyük gazeteler ve TV kanalları ‘operasyoncu’ bir yaklaşım sergiledi. Tutuklu ve mahkûmlar hedef gösterildi.

O gazetelerden birinin genel yayın yönetmeni, sorunun çözümü için uğraşanlardan birisi olan beni, kişisel olarak hedef alan tuhaf bir başyazı yazdı. Çözüm yanlısı doktorlar, avukatlar, medyanın ve köşe yazarlarının saldırısı altında kaldılar.

‘Utanç’ kayıt altında

Vahşetin zirveye tırmandığı yer, Bayrampaşa Cezaevi’nin kadınlar koğuşu oldu. Kadınları hâlâ ne olduğu çözülemeyen yanıcı kimyasallarla yaktılar. Yine o günlerde, yanan (ama olaydan sağ çıkan) kadınlardan ikisinin olayı anlatan mektubunu köşemde yayımlamamın ardından, kendi gazetemde beni hedef alan birçok yazı yer aldı.

Jandarma astsubay o gün kadınların mektuplarında anlattıklarını daha da ayrıntılı bir şekilde doğruluyor. Silahsız, dört duvar arasında kapalı olan kadınlar, yürek yakıcı bir acımasızlıkla jandarma tarafından yakılmışlardı. 6’sı hayatını kaybeden kadınların sağ kalanları, yanık bedenleriyle, yüzleriyle yaşama tutunmaya çalışıyorlar.

Umarız adalet, bu işi örgütleyen, planlayan komutanların hesap vermesine (yani gerçek suçlulara) odaklanır ve kendi yurttaşını gözünü kırpmadan öldürebilen bu anlayıştan hesap sormakta gecikmez.

Dönemin etkin gazetecilerinin ‘utancı’ ise kayıt altında. Manşetler arşivlerde... Tabii kayda değer bir ‘utanma’ veya ‘çekinme’ belirtisinden söz etmek zor. O isimlerin önemli bir bölümü, hâlâ medyanın etkili yerlerinde ahkâm kesiyor ve üstelik bu kez de sivil faşizm endişesi rolünde ‘modern’ performanslar ortaya koyuyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89