• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 6 °C

Türkmen Dağı: Rus-Türk ilişkilerinin diyeti

Fehim Taştekin

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından kurulan Russian Institute for Strategic Studies (RISS) 2 Haziran’da Türkiye’den Ankara Politikalar Merkezi’nin temsilcilerini ağırladı. Masada RISS damgasını taşıyan bir viski: Markası Strateji. Şişenin üzerindeki resim de konsepte uygun: Satranç tahtasında ayakta duran beyaz şah Putin’i, devrilmiş olan siyah şah da Obama’yı temsil ediyor. Bu masa, Türk-Rus ilişkilerini normalleştirilmesine yardımcı olmak için kuruldu. Türk tarafının bütün masrafları RISS tarafından karşılandı. Her iki taraf da toplantıdan çıkan sonuçları kendi ülke liderlerine sundu.

Bu toplantının yanı sıra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rusya Federasyonu Bağımsızlık Günü münasebetiyle Putin’e kutlama mektubu göndererek “Türkiye ve Rusya arasındaki münasebetlerin hak ettiği seviyeye yükselmesini temenni ederim” mesajı verdi.

Erdoğan kritik süreci yönetmesi için de hem NATO hem de Orta Doğu tecrübesi olan Brezilya Büyükelçisi Hüseyin Diriöz’ü Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi olarak atadı. Eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Diriöz daha önce de Ürdün Büyükelçisi ve Dışişleri Bakanlığı'nda Orta Doğu Genel Müdürü olarak görev yapmıştı.

Erdoğan ayrıca Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’u diğer yabancı diplomatlarla birlikte iftara davet etti.

Rusya ile yeni bir başlangıç yapmak üzere atılan bütün bu adımlara paralel olarak Türkiye'de iktidar çevrelerinin ‘Osmanlı yadigarı’ diye milliyetçi damarları kaşıdığı Suriye’nin kuzeybatısındaki Türkmen Dağı'nda, Türkiye destekli gruplar mevzilerini kaybetti. Türk-Rus ilişkilerinin bozulmasına neden olan da Rusya’nın Türkmen Dağı’ndaki silahlı grupların mevzilerine yönelik olarak ekim-kasım 2015’te yürüttüğü operasyonlardı. Türkiye “Türkmenler katlediliyor” diyerek bu operasyonlara sert tepki vermiş ve sonunda 24 Kasım 2015’te Türk hava sahasına girdiği gerekçesiyle bir Rus bombardıman uçağını düşürmüştü. Türkiye’nin desteklediği gruplar da muhaliflerin bölgesine paraşütle inen pilotlardan birini silahla vurarak öldürmüştü.

Son günlerde Türkmen Dağı’nda silahlı grupların elinde kalan köylerden birçoğu Suriye ordusunun kontrolüne geçti. Son hamlelerle Suriye ordusu, Bayır-Bucak Türkmen bölgesinde Türkiye sınırlarına iki kilometre kadar yaklaşmış oldu.

Suriye Türkmen Meclisi’nden İzzet Sohta Al-Monitor’a: “İsa Pınar, Karaman, Hayat düştü. Yamadi, Sallur ve Cip Toros hala bizim elimizde. Ama durum çok vahim, çok kritik. Bir süper gücün kullandığı silahlara karşı koyacak imkânımız yok” diyerek çaresizliğini dile getirdi.

Eski Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa ise bazı kritik mevzileri kaybettikten sonra Türkmen güçlerinin karşı hamle başlattığını ve bazı noktaları geri aldığını belirterek Al-Monitor’a şöyle dedi: “Mücadele bitmedi. Türk hükümeti de Türkmenlerin arkasında olduğunu söylüyor. Ama biliyorsunuz bölgedeki kriz artık uluslararasılaştı, Türkiye’nin de yapabilecekleri sınırlı”.

Bayır-Bucak bölgesinde Suriye ordusuna karşı koyanlar arasında Nusra Cephesi, Ahrar El Şam, Cund El Şam ve Türkistan İslam Partisi gibi selefi-cihatçı gruplar ile Türkmenlerin kurduğu İkinci Sahil Tümeni yer alıyor.

Ankara’nın Türkmenleri Suriye yönetimine karşı kullanışlı bir karta indirgeyen politikası bu şekilde çökmüş oldu.

Türkmen Dağı’ndaki yenilgi, Ankara-Moskova hattında köprüleri yeniden kurma çabalarına denk geldi. “Türkmen Dağı namustur” diyen İslamcı ve milliyetçi çevreler sosyal medyada tepkilerini yüksek sesle dillendirirken, hükümet kanadı Suriye ordusuna desteğini sürdüren Rusya’yı bu kez hedef almaktan özenle kaçınıyor.

Erdoğan’ın Türkmen Dağı’nın düşmesi karşısındaki çaresizliği ve sessizliği sanki Moskova ile ilişkileri düzeltmeye yönelik bir diyet gibi.

Tekrar Rusya ile barışma faslına geçersek, ne Erdoğan’ın mektubu ne de Rus elçisinin iftara daveti yeni bir sayfa açmak için yeterli görülmedi. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Erdoğan’ın mektubunu ‘protokol mesajı’ olarak yorumlayıp özür ve tazminat şartlarının yerine getirilmediğini hatırlattı.

Ankara’nın jestleri ve Moskova’nın üslubunu yumuşatmasına rağmen iki taraf arasında gerçek bir diyalogdan söz edilemez. Aslında Suriye savaşı ve uçağın düşürülmesinden kaynaklanan kriz şunu gösterdi: Türk-Rus ilişkileri, Rus turistler, Rus gelinler, bavul ticareti ve Rus inşaat sektöründeki Türk müteahhitlerin kurduğu ilişkilerin ötesinde sağlam bir temele oturtulabilmiş değil. Moskova’da 2 Haziran’da eski diplomat, eski istihbaratçı ve uzmanları buluşturan toplantından çıkan sonuç da bu.

Ankara Politikalar Merkezi İstanbul Temsilcisi Barbaros Binicioğlu’nun Al-Monitor’a verdiği bilgilere göre taraflar hem resmi hem sivil kanatta kapsamlı bir iş birliği ve diyalogun başlatılması gerektiğini vurguladı.

Türk-Rus yakınlaşmasını zorlayan faktörlerden biri her iki taraftan işadamlarının hükümetlere yaptığı baskı. Yakınlaşmayı kolaylaştıran bir başka etken de Türkiye’nin ABD ve AB ile ilişkilerinde yaşadığı gerilimler.

Buna karşın, Ankara’nın Ukrayna ve Kırım’daki gelişmelere paralel olarak NATO’yu Karadeniz’de daha fazla rol almaya çağırması Rus tarafına yönelik olumsuz bir sinyal. Moskova’daki temaslarda da Rusya’nın bunu ‘Montrö Anlaşması’na yönelik bir tehdit’ olarak yorumladığı not edildi. Bu açıdan Türkiye ilişkileri onarmaya yeltenirken de istikrarsız tepkileri yüzünden sağlıklı bir diyalog kuramıyor.

Binicioğlu’nun toplantıyla ilgili Al-Monitor’la paylaştığı sonuçlar şöyle: “Herkes Türkiye ile ilişkileri geliştirme konusunda çok istekli. Diplomasi kanalı istenildiği gibi çalışmıyor. Bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyorlar. Sivil kanatta iki düşünce kuruluşunun buluşması da bu ihtiyaçtan kaynaklandı. Toplantının ikincisini Türkiye’de yapacağız. Bu çerçevede Moskova’da bir iş birliği anlaşması imzaladık. Biz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a önerilerimizi ilettik, onlar da Başkan Vladimir Putin’e bir rapor sundu. Uçak düşürme olayının Batı’nın bir provokasyonu olduğuna ve Türklerin bilerek bunu yapmadığına inanıyorlar. Ancak Türk hükümetinin bu olayı sahiplenmesi, ‘Yine düşürürüz’ demesi ve sağ yakalanan pilotun öldürülmesi ciddi rahatsızlık doğurmuş. Eğer kriz iyi yönetilebilseydi ve kamuoyu için malzeme yapılmasaydı mesele bu noktaya gelmezdi. Rusların dile getirdiği bakış acısı böyle. ‘Bu kriz öyle ya da böyle geçecek’ diyorlar. Fakat hepimiz de fark ettik ki Türk-Rus ilişkileri çok kırılgan. O yüzden farklı boyutlarda ilişkileri yeniden değerlendirme gereği ortaya çıktı.”

Akkuyu Nükleer Santrali, Mavi Akım Doğalgaz Boru Hattı, Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı gibi stratejik yatırımlara rağmen Türk-Rus ilişkileri stratejik akıldan yoksun. Bir başka bozucu etken de karşılıklı güven eksikliği ve Türk Hükümeti’nin farklı bloklar arasındaki gel-git tavırları. (Al-monitor)

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89