• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 3 °C

Türklerin ve Kürtlerin ortak kaderi

Mümtaz er Türköne

Kobanî’den can havliyle kaçıp Türkiye’ye sığınanlar ve bu zor durumdaki mültecileri kabul eden bizler aynı ortak kaderi paylaşıyoruz.

Olan-bitenleri en az bin yıla uzanan derinliği ve bütünlüğü içinde kavrayamayanlar çareyi de bulamazlar. Türkiye, artık hiç olmadığı kadar yeryüzünde yaşayan bütün Kürtlerin de devleti ve evi. Kobanî’de IŞİD’le baş edemeyip öfkesini Türkiye’den çıkartmaya kalkan PKK’lılar da, uzun terör yıllarının acısını hatırlayıp PKK karşısında IŞİD’e sempati duyanlar da nasıl olsa kısa zamanda kaderin demir örsü ile terbiye edilecekler. Çok geç kalmasalar bari. PKK terörünün izleri de, onu bitiren Barış Süreci de hızla geride kalmalı. Güneydoğu’da okul yakma eylemleri, kocaman şehri kasıp kavuran korkunç bir yangının ortasında birinin kalkıp komşusunun kümesini yakmasına benziyor. Bölgemiz çok uzun sürecek bir kaosun henüz başlangıcında. IŞİD, gelmekte olan dehşetli yıkımın sadece küçük işaretlerinden biri. Türkler ve Kürtler birlikte, uyum içinde bu yıkıma engel olabilir ve hem kendilerini hem de bölgenin diğer halklarını koruyabilirler.

Kaderin ana aksı bin yıldır değişmedi. Bölgenin üç ana aktörü, zaman içinde değişen kimlikleri, kişilikleri ve akıllarıyla dengeler kurdular, dönem dönem hakimiyetler tesis ettiler. Daha başında Arap dünyası kendi içinde rekabete girip Şii ve Sünni mezhepler etrafında temel kutuplaşma eksenini kurumlaştırdı. Bölgeye önce köle, sonra paralı asker olarak gelen Türkler, bu mezhep bölünmesine bir de etnik boyut getirdiler. Şia’yı Arapların elinden Fars toplumuna nakleden asıl gücün Türkler olduğunu unutmayalım. Bölgenin asıl kaderini belirleyen ve bugünleri şekillendiren merkezî irade, Türkler ile Kürtlerin marifetiyle çok erken bir tarihte oluşmuştur; mimarı, Selahaddin Eyyubî’dir. Gerçekten “Şark’ın en büyük Sultan’ı olan Selahaddin”, hem Fatimi devletini yıkarak İslâm dünyasındaki Şii egemenliğine son vermiş hem de Kudüs’ü alıp Latin Krallığı’nı yıkarak Batı karşısında bir denge kurmuştur. Bugün Türklerin ve Kürtlerin ortaklaşa paylaştıkları din anlayışı bu dönemin eseridir ve birlikte geliştirilmiştir.

IŞİD’in benimsediği Selefî ideoloji, 19. yüzyıl başlarında Osmanlı hakimiyetine karşı Bedevî Arap asabiyesini temsilen ortaya çıkmıştı. Osmanlı’nın Vehhabîlere bakışı ile bugün Davutoğlu’nunki aynıdır; IŞİD’e Türk Devleti’nin müsamaha göstermesi bu yüzden imkansızdır. O gün de bugünkü gibi basit, düz bir mantıkla vahşet üretmiş, ortalığı kana bulamış ve sonunda Batılıların inâyeti ile bir devlete sahip olmuşlardı. Selefî inancı, Türklerin ve Kürtlerin ortak İslâm anlayışı ile hiçbir şekilde bağdaşmaz. Mezarları ziyaret etmemiz ve tasavvuf ehlinden usul-erkân öğrenmemiz, Selefîlerin bizi “müşrik” olarak mahkum etmeleri için yeterli. Bu bağdaşmazlığı aynı zamanda siyasî rakiplerin bağdaşmazlığı olarak anlayabilirsiniz. Selefiliğin Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren fabrikası bir yandan Suud devletine ve körfez emirliklerine içerde bedevilerle kurdukları dengeyi sürdürme imkânı veriyor, öbür taraftan ideoloji ihracı yoluyla nüfûz alanını genişletiyor. Yıllardır Suud sermayesi ile dünyanın her yerinde Selefîlik propagandası yapıldı. Bu propaganda, İslâmiyet’in kuru bir dinden ibaret olmadığını, 14 asırlık zengin bir medeniyeti temsil ettiğini kavrayacak eğitime ve donanıma sahip olmayan lümpen kesimler arasında moda oldu. Dünyanın her yerinde ezilmiş, horlanmış, düşmanlık görmüş, yoksul gençler arasında basit reçeteleri ile kabul gördü. Bin yıl önce de, Türklerin, Çerkeslerin, Kürtlerin aynı bölgede lejyonerler olarak bulunmaları tesadüf olmamalı.

Türkler ve Kürtler tekrarlanan bu tarih içinde, bin yıl önceki gibi birbirlerine dayanmak zorundalar. Yakın geçmişe sünger çekip daha uzun geçmişte kaldığımız yerden yola devam edeceğiz. Başka türlüsü hepimiz için bir felaket. Bunun için Kobanî’de yaşananlar Kürtlerin değil, hepimizin sorunu. Oradan gelen mülteciler de sadece Kürtlerin değil, hepimizin kardeşi; daha ötesi kader ortaklarımız.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89