• BIST 97.587
  • Altın 144,246
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0057
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 15 °C

Türkiye’nin Nazileri

Serdar Kaya

[1918 yılında, üç gayrımüslim milletvekili Meclis-i Mebusan’a bir soru önergesi verir. Önerge, yeni hükümete son dört yıl zarfında Ermeni ve Rum nüfusa yapılan katliamların sorumluları konusunda ne yapacağını sormaktadır.]

Soru önergesinin Meclis’te okunmasının ardından söz alan Aydın milletvekili Emanuelidi Efendi, onca insanın öldürülmesinin üç dört kişinin yapabileceği bir iş olmadığını, beş on kişiye ceza vermenin konuya herhangi bir çözüm getirmediğini söyler ve yeni hükümetin bu konuda herhangi bir politikası olup olmadığını öğrenmek istediğini belirtir.

Soru önergesine cevabı, yeni hükümet adına İçişleri Bakanı Fethi (Okyar) Bey verir. Fethi Bey’e göre, son dört senede memleketin altı üstüne gelmiş, bu esnada Rumlar, Ermeniler ve Araplar kadar, Türkler de zarar görmüştür. Fethi Bey’in şu cümlesinden sonra ise, Meclis’te alkış sesleri yükselir: “Arzu ederdim ki Emanuelidi Efendi Hazretleri bu unsurlar arasına belki hepsinden ziyade zarar gören ve mağdur olan Türk unsurunu da dâhil etmiş olsunlar.”

Soru ve cevabı

Acaba Fethi Bey’in bu sözleri soru önergesinde yer alan ifadeleri cevaplandırmakta mıdır? Önergede, “Ermeni milletine mensup olmaktan başka hiçbir cürümleri bulunmayan bir milyon nüfus, kadınlar ve çocuklar istisna edilmeyerek katil ve itlaf edilmiştir” denmektedir. Buna ek olarak, Karadeniz, Marmara ve Ege’de katledilmiş ve malları gasp edilmiş olan “beş yüz elli bin Rum nüfus”un bahsi geçmektedir.

1945 yılında Almanya’da Yahudi milletvekillerinin (Yahudiler başka olmak üzere çeşitli etnik grupların soykırıma uğradığı) holokost hakkında bir soru önergesi verdiklerini düşünelim
. Kendilerine cevap veren Alman milliyetçileri, “Biz sizi öldürmüş olabiliriz ama başkaları da bizi öldürdü, askerlerimiz doğuda, batıda farklı cephelerde savaşıyordu, hatta bu bahsettiğiniz unsurlar arasında belki en ziyade zarar gören ve mağdur olan Alman unsurudur” diyecek olsa ve orada bulunan Almanlar bu sözleri alkışlasa, ilgili kimseler hakkında ne düşünmek icap eder?

Türk unsurunun iktidarı

Emanuelidi Efendi, yeniden söz aldığında, “Bendeniz Rum unsurunun mağduriyetinden ne kadar müteessir olur isem Türk unsurunun mağduriyetinden de aynı surette müteessir olurum” der. Türklerin mağduriyetini önergesinde belirtmemiş olmasını ise, Türklerin azınlıkta değil iktidarda olmaları nedeniyle buna gerek olmadığı ile açıklar. Emanuelidi Efendi’nin “Bugün hâkimiyet, Türk unsuru namına icra edilmektedir” şeklindeki sözleri, “İnşallah daima” sadaları ile mukabele görür!

Ardından, Trabzon milletvekili Mehmet Emin Bey (Yurdakul) söz ister. Ancak ilgili oturuma dair düzenleme, açıklama yapmaya değil, soru sormaya müsaade etmektedir. Ama, Mehmet Emin Bey’e göre, “Bu mesele başka”dır. Meclis Başkanı’nın bu keyfî tavra cevabı, “Öyle ise nizamnameyi bırakıp atalım” olur. Bunun üzerine de, Kastamonu milletvekili Rüştü Bey, “Milletim tahkir olunuyor, haksız ithamata maruz bulunuyor da hâlâ Meclis nizamnamesinin tatbiki düşünülüyor” der. Bu tepkiler karşısında, Meclis Başkanı, müzakerelerin bir usule bağlı kalmaması durumunda Meclis’teki heyetin bir müzakere heyeti olmaktan çıkacağını izah etmeye çalışsa da, oturumu bir düzene koymayı başaramaz.

Etrak-ı Bîinsaf

1918 yılına ait olan bu tablo, gurur duyulacak bir tablo değildir. Daha da acı olan ise, ilgili kaba ve çiğ tavırların 94 yıl sonra hâlâ değişmemiş olmasıdır.

Bir mecliste yeni bir hükümete sorulması en doğal sorulardan biri, “Peki bundan sonra ne olacak” sorusudur. İlgili soru önergesi de bu soruyu soruyordu. Ancak Türk vekillerin içinden, işlenen onca suçun ardından hicap duyup özür dilemek şöyle dursun, bu basit soruyu efendice cevaplandıracak bir kişi bile çıkmadı. Sonradan bir kısmı Ermeni katliamı sanığı olarak İngilizlerce Malta’ya götürülecek olan bu vekiller, ya konuyu geçiştirme ya da Emanuelidi Efendi’ye tepki gösterme eğiliminde oldular. Mehmet Emin Bey’in derdi ise, soru önergesinin zabta geçmesine engel olmaktı!

Soru önergesi zabıttan çıkarılmadı. Ama bu şekilde, cevaplandırılmadan geçiştirildi. Bir sonraki mevzu, yine Ermeni katliamı ve gasp edilen mallar ile ilgiliydi; ve Mehmet Emin Bey yine “Türk tezleri”ni savunmaktaydı. Bir noktada sözü yine Emanuelidi Efendi’nin soru önergesine getirdi ve “sırf Ermeni olduklarından dolayı kesilmişlerdir” mealindeki beyanları kabul etmediğini söyledi. Bunun üzerine, Halep milletvekili Artin Boşgezenyan Efendi kendisine çok basit bir soru sordu: “Ne için kesilmişler?”

Az önceki soru önergesi gibi, bu soru da cevapsız kaldı.

Kaynak:
Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, TBMM Arşivi. http://j.mp/meclis1918

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89