• BIST 82.352
  • Altın 148,034
  • Dolar 3,8356
  • Euro 4,0738
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin -1 °C

Türkiye boğazına kadar savaşın içine girmiştir

Ömer Ağın

Tayyip Erdoğan kılıcını çekmiş herkese Don Kişot misali saldırıp duruyor. Bir zamanlar Tanzanya’nın devlet başkanı İdi Amin gibi gece rüya görüyor, gündüz de gördüğü rüyayı gerçek sanıp sağa, sola saldırıyor. Erdoğan’ın rüyasına en çok Küreler giriyor. Kürtlerin kararlı duruşu hükmetti tedirgin ediyor. AKP’nın mecliste savaş teskeresini çıkarması ve hızlı bir şekilde “büyük savaş” hazırlıklarının tamamlamış olması savaşa körükle gittiğinin göstergesidir. Bu devletlerini Kürtlere karsı saldırgan yapan ve savaş çıkarmaya kadar götüren biri Kürtlerin kazanımlarıysa, diğer ise Kemalizm ve Baascılığın “Kürtler bölücücüdür ve yabancı güçlere alet oluyorlar...” ortak düşüncedir.

Bugüne kadar Kürtlerin özgürlüğünü engellemeye yeten temel şey bölge devletlerinin Kürtlere karşı ortak duruş göstermiş olmalarıdır. Gün döndü, devran değişti. Kürtler özgürlükleri için birçok mevzi kazandılar ve dünya kamuoyunun da gündeminin orta yerine oturdular. Bu, mücadeleci bölge devletlerinin despot, yok sayma, tekçi ve inkârcı politikalarını dağıttı. Kürtlerin onları yok sayan politikalarını yıkmakla kalmadı, aynı zamanda bölge devletlerinin arasındaki çelişkiyi derinleştirdi. Kürtlerin, bölge demokrasisine yaptıkları en büyük katkı bu olmuştur. Çelişkinin artması, çatışmayı da hızlandırdı. Başta Türkiye olmak üzere bölge devletleri dünden daha fazla savaş konumuna geldiler.

Neden mi? Türkiye emparyal bir konuma gelmiştir. Değişim koşularında bölge “ganimetinden” pay almak istiyor. NATO üyesi olması, bölge halklarına karşı yayılmacı konumunu daha da cesaretlendiriyor. Ama AKP hükümetini saldıranlaştıran en önemli neden, Kürtlerin özgür, eşit ve kendini yöneten bir konuma yaklaşmış olmalarıdır. Korkuları yalnız Kürtlerin özgür olacaklarından kaynaklanmıyor, aynı zamanda Türk halkının demokrasi yolunda mevzi kazanmaları da onları korkutuyor. Tayyip Erdoğan’a şunu söyletmiştir: “Sen her an gerekirse savaş edecek gibi hazır olmak zorundasın. Eğer sen buna hazır değilsen zaten devlet değilsin. Millet olamazsın. Sen buna hazır halde olacaksın, gerekirse böyle bir şey olursa bir zulme uğrarsan gereğini yapacaksın.”

Abdullah Gül tezkere ile ilgili Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı’yla görüştükten sonra “Suriye’de en kötü senaryolar gerçekleşiyor. Bu durumun böyle devam etmesi kesinlikle beklenemez” açıklamasını yaptı. Türkiye Suriye’yi egemenliği altına almakla tüm Arap ülkelerini “dize” getirmek istiyor. Tıpkı 1. Selim’in yaptığını yapmak istiyor. İşte tarihten “ders” çıkarmak buna derler.

Dünyanın birçok gazetesi, uzman yazarlar ve kimi politikacılar, AKP hükümetinin niyetini çok net olarak anlamış durumdadır. Hükümetin saldırgan, yayılmacı ve savaş çıkarma isteği uluslararası demokratik güçler tarafından da fark ediliyor.

05 Ekim 2012 Paris - Fransız Le Figaro gazetesi, “Ankara’nın Suriye’ye yönelik eylemlerinin Kürt faktöründen kaynaklandığını belirtirken, Qamişlo’da geçen hafta bomba yüklü araçla düzenlenen saldırının da Ankara tarafından kumanda edilmiş olabileceğine” dikkat çekti.

Fransa’nın Liberation Gazetesi’nin yaptığı yorumda; “Ankara daha önce Suriye’nin kuzeyinde çatışmadan kaçan sivillerin korunması için tampon bölge kurulmasını dile getirdi. Bu gözlerini Kürtlerin üzerinde de tutmalarını sağladı” diyor...

AKP hükümeti içeride ve dışarıda fırsat kollayan bir politika izliyor. Kürtlerin “olumsuz” koşullarını kullanarak hem Kürtleri birbirine düşman yapmaya çalışıyor, hem de var olan durumdan yararlanarak Kürtleri kendisine “köle etmek” için uğraş veriyor. Özellikle Güney Kürdistan’ın dört bir yanı Şii veya Şia mezhebiyle çevrili olduğu için en çok “zorluk” çeken Güneyli Kürtler oluyor.

Ama Kürtler tuzağa düşmüyor. Son olarak Batı Kürdistan’da kazanılan yeni mevziler ve statü tüm Kürtler için önem taşıyor. Kürtler bu parçada statü kazanmakla kalmadılar, aynı zamanda ulusal birliklerini de kurdular. Şii ve Sünni mezhebinden olan Kürtler özgürlükleri için aynı örgüt çatısı altında birleştiler. En önemlisi Suriye’deki Asurî-Süryani-Keldanî ile Ermeni toplumunun temsilcilerini de demokratikleşme sürecine kattılar. BDP ve DTK temsilcilerinin de toplantıya katılmış olmaları, Kürtlerin ulusal demokratik birlikleri yolunda atılan önemli bir adım oldu.

Suriye Kürtleri çok olgun ve esnek bir politika izlediler. Ta başından beri Suriye’de çatışma halinde olan güçlere angaje olmadılar. Kürt özgürlük hareketinin Kürt halkını iyi tanımış olması ve stratejik öngörüsü, başka bir değişle sezgisel zekâsı tüm Kürtlerin ortak bilincinin oluşmasına temel dayanak oldu.

AKP hükümeti haksız bir savaşın içine girmiştir. Hak gaspına dayanan bu savaşa karşı çıkmak ve Kürtlerin özgürlük isteminin yanında yer almak hepimizin görevidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89