• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Diyarbakır -3 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 1 °C
  • Berlin 0 °C

Turkey: Rescue me*

Yusuf Karataş

Yazımızın başlığını ABD’nin ‘think tank’ kuruluşlarından CFR’nin ‘Türkiye uzmanı’ Steven A. Cook’tan aldık. Cook, Erdoğan’ın ABD ziyaretinin hemen öncesinde yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin büyük ihtirasları ile Bölge’ye düzen getirebilme yeteneği arasındaki uyumsuzluğun Türkiye’yi kurtarılması gereken bir ülke olma noktasına getirdiğini söylüyordu. Yazar, 2012 sonunda İsrail-Filistin arasındaki ateşkes sürecinde de Türkiye’nin devre dışı bırakılması ve Mısır’ın tekrar öne çıkmasını değerlendirirken Türkiye’nin Bölgesel liderlik iddiasının abartılı olduğuna dikkat çekmişti. Cook, bu dikkat çekici tespitlerinde “kurtarılması gereken bir ülke” haline gelmesini Türkiye’nin ihtirasları ile açıklıyor.

Peki, gerçekten öyle mi? 

Öncelikle elbette Türk burjuvazisinin AKP’de ifadesini bulan yayılmacı ihtirasları olduğu açıktır. Ancak bu meselenin sadece bir yönüdür. Çünkü, AKP’nin yeni Osmanlıcı ihtiraslarını canlandıran ABD’nin Bölge’de Türkiye’ye biçtiği roldü. Cook’a hatırlatmak gerekir ki, Türkiye’ye ‘Bölgesel liderlik’ rolü de gene Erdoğan’ın bir ABD ziyareti (2007 Bush-Erdoğan görüşmesi) sonrasında verilmişti. Mesela ABD, Erdoğan’ın İsrail’e karşı çıkışlarının Arap ülkeleri üzerindeki etkisini dikkate alarak bu çıkışlara bir süre ses etmemişti. 

Yine AKP’nin Kürt meselesi ve ticari ilişkiler üzerinden giderek Barzani (Kürdistan Federe Yönetimi) ile yakınlaşmasını da kendi çıkarına aykırı görmemişti. Suriye’ye müdahale girşimlerinde de hep Türkiye’nin hassasiyetlerini paylaştığını ve yanında olduğunu söylemişti. Ama gelinen yerde Bölgesel kamplaşmanın seyri ve değişen dengeler, ABD’yi poitikalarında daha esnek davranmaya zorladı. AKP/Erdoğan ise, başta Esad’ın gidişi olmak üzere uyguladığı politikaları (İsrail’e ve Irak’ta Maliki’ye karşı tutumunu) Bölge’de kendisi için bir varlık yokluk meselesi haline getirdi. Nihayetinde yeni bir ABD ziyareti sonrasında Başbakan Erdoğan’ın görüşleri ‘değişti ve gelişti’! Zaten İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi süreci daha önce başlatılmıştı. Şimdi Suriye konusunda AKP, ABD’nin çizgisine (Obama, Suriye krizine siyasal çözüm bulmak için başlatılacak ikinci Cenevre görüşmeleri sürecinde Türkiye’nin önemli bir rol oynayacağını söylemektedir) çekildi. Yine ABD’nin Irak’ta Türkiye’nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile enerji/petrol konusunda anlaşmalar yapmasından duyduğu rahatsızlık da TPAO’nun Kürdistan bölgesinde ABD’nin petrol tekeli Exxon Mobil ile ‘ortak’ çalışması kararı ile giderildi. 

Türk medyası; Obama ve ABD’nin, Erdoğan ve Türk heyetini nasıl ağırladığını ballandıra ballandıra anlatadursun işin aslı Türkiye’nin Bölge’de ABD’nin ayağına dolanan politikalarının ABD ile uyumlu hale getirilmesinden ve tabii bu çerçevede Türkiye’ye yeni roller verilmesinden ibarettir. Her görüşme sürecinin en öncelikli konularından biri olan (en azından Türkiye için) Kürt sorunu konusundaki sessizlik, şimdilik her iki tarafın gidişattan memnun olduğunu göstermektedir. Ancak bu memnuniyet-sessizliğin ne kadar süreceğinin de Suriye’de krizin çözümü, Rojava’nın (Suriye Kürdistanının) durumu ve AKP’nin Öcalan’la yapılan görüşmeler çerçevesinde hangi adımları atıp atıp atmayacağına bağlı olduğunu hatırlatmak gerekiyor. 

ABD ziyareti sonrasında Erdoğan’ın/AKP’nin Bölge politikalarına verilen ‘ayar’ın Türkiye’yi nereye sürükleyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak sizi bataklığa süren tarafından kurtarılmayı bekliyorsanız, kapıda sizi daha büyük felaketlerin beklediğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.

*Türkiye: Kurtar beni

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89