• BIST 108.615
  • Altın 145,221
  • Dolar 3,4955
  • Euro 4,1321
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 14 °C

Türk ulus devleti bir yol ayrımında

Ersin Tek

‘‘Sırtını güneşe çevirirsen gölgenden gayrı bir şey göremezsin.’’
                                                                                  *Halil Cibran

Dünya değişiyor. Toplumlar bazı sosyal ve politik benzeşmelere doğru gidiyor. Post-modern teorilerin ifadesiyle türdeşleşiyorlar.

Geçtiğimiz yüzyılda dünya, Birinci ve İkinci dünya savaşları sonunda ve 1990’lı yılların başında olmak üzere en az üç kez yenilendi. Ve en son olarak da Işid’in Kürdistan’a saldırmasıyla beraber bu değişim-yenilenme yeni bir boyut kazandı. Sykes-Picot ve daha birçok gizli yapılmış antlaşma geçerliliğini yitirmiş ve çöpe gidecek gibi duruyor.

Bir zamanların gözde olgusu aşırı merkeziyetçi, otoriter ve totaliter ulus devlet yapıları değişme zorunluluğuyla karşı karşıya gelmiş bulunmakta. Çünkü günümüz yükselen değerlerinin böyle bir siyaset anlayışı ve devlet yapısıyla gerçekleştirilmeleri mümkün değildir. Coğrafi sınırların büyük çapta sabitleştiği Ortadoğu arenasında değişim, kendini sosyal ve özellikle de siyasal hayatta göstermektedir; Arap Baharı, Rojava Devrimi, vs... Bunların getirdiği değişimler, toplumsal barışı ve istikrarı tesis etmek için yeni fırsatlar sunmuştur. Bu fırsatlardan birisi, çoğulcu ve katılımcı demokrasidir. Ortadoğu halklarının özgürlük ve demokrasi arayışları/talepleri yapılacak yeni anayasalarda garanti altına alınırsa eğer, yapılacak anayasalar sadece vatandaş ile devlet arasındaki ilişkilerin boyutunu değil, yeni oluşturulacak düzenlerin geleceğini de belirleyecektir.

Türkiye de diğer komşu ulus devletler gibi dünyanın ve Ortadoğu’nun konjonktürsel değişiminden etkilenmektedir. Türkiye’deki siyasi yapı, mevcut gelinen şartlar içerisinde, içeriden ve dışarıdan kendinden beklenen girişimler ve oluşumlar karşısında ciddi gerilimler ve sancılar yaşamaktadır. Kısacası şartlar Türk devletini de değişime zorlamaktadır. Bu anlamda, Kürd parti ve hareketleri arasında gerçekleşen ‘Kürdistan Seçim İttifakı’ da mevcut Türk siyasal yapısına karşı bir başkaldırı ve değişime zorlama anlamı taşıyor.

Ayrıca yaman bir çelişki de yaşanmaktadır; Bir taraftan kendi içinde siyasal bir intihar ve yıkım olan darbe kalıntısı anayasa ve uygulamaları devam ederken, diğer taraftan yeni Türkiye söylemleri dillendiriliyor, demokratikleşme konusunda çalışmalar yapılıyor. Mevcut iktidarın çıkmazı burada başlıyor; Cumhurbaşkanı ve Akp, seçim dönemlerinde demokrasi, barış ve kardeşlikten dem vururlar/vuracaklar. Ancak seçim sonrasında ise bunları hiç hatırlamazlar/hatırlamayacaklar. Daha önceki seçim dönemlerinde camilerin kapatıldığı, din âlimlerinin tutuklandığı, sürgün edildiği, idam edildiği, Aziz Kûr’ân’ın yasaklandığı ve Kemalistlerin iktidarda olduğu dönemleri hatırlattılar, ülkenin zenginliklerinin yağmalandığını, bir avuç insanın kanun dışı yollardan zengin edildiği türündeki propagandaları son derece etkin bir biçimde kullandılar. Ayrıca halkı sürekli kendi taraflarındaymış gibi gösterdiler. Bunun için de müthiş paralar harcadılar, projeler ve aldatmacalar hazırladılar, bir yandan çalarken, bir yandan dolu kasalardan dem vururlar/vurdular, ülkedeki ekonomik düzeni halka karşı bir şantaj aracı olarak kullandılar, devletin tüm kurumlarını bu işler için seferber ettiler…

Ancak 7 Haziran’da gördük ki, artık bir işe yaramıyor bu aldatıcı vaatler, bu palyatif çözümler. Cumhurbaşkanı ve Akp, demokratik radikalizmi reddederek, düşman ilan ederek ya da görmezden gelerek bu çıkmazdan kurtulamayacak ve bir yere varamayacak.

Nereden bakarsak bakalım, Türkiye’deki mevcut siyasal yapı bir yol ayrımına gelmiş bulunuyor; Birinci yol, modern normların gerçekleştiği, bütün bir toplumun eşit ve insanca yaşadığı, sosyal düzenin bir parçası olan bir siyasal yapı oluşturmak. İkinci yol da, mevcut ulus devlet yapısını daha bir seçkinci hale getirmek, kendi içine katlanarak katılaşmak, iç ve dış düşmanlar üreterek daha çok yıpranmak ve enerjisinin önemli bir kısmını burada tüketmek.

Ancak Cumhurbaşkanı ve Akp’nin geldiği son noktadan anladığımız, ülkeyi ikinci yola doğru sürüklemek, iç savaş çıkarmak ve bu kargaşada silah zoruyla iktidarda kalma hedefleniyor. Bu yüzden ülkedeki herkesin dikkatli olması, gerçeği görmesi/sorgulaması ve buna karşı ferasetli bir tavır geliştirmesi gerekiyor.

İlahi kader/imtihan Türk devletini/iktidarını bir yol ayrımına getirmiştir. Bu saatten sonra gerçeği/değişimi görmezden gelmeleri, ertelemeleri, geri dönmeleri, alavere dalavereye başvurmaları, tekçilikte ısrar etmeleri, vs. bunlardan hiçbirisi kurtuluş olmayacak. Kesin bir tercih yapmak zorundalar; ya tam demokrasi, ya tam parçalanma…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89