• BIST 89.955
  • Altın 145,546
  • Dolar 3,5984
  • Euro 3,9105
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 7 °C

Türk romanının varlığı ve yokluğu meselesi

Fatma Barbarosoğlu

Aşağıda okuyacağınız satırları bir okuyucum gönderdi. Yeşil Sözlük'ten. Bana bu bilgiyi gönderen okuyucum ne düşündüğümü merak ediyor: "Ben sizi esas romanlarınızla tanıdım ve sevdim. Siz bu ibareleri görünce ne hissediyorsunuz" diye soruyor. Anlatayım. Ama çok başka bir yerden anlatacağım. Dolaylı bir anlatım olacak benimki.

Lakin önce Yeşil Sözlük yazarının görüşlerini paylaşmalıyım sizinle.

"sosyolog olarak güzel tespitleri ve kitapları olan, hikâyeci olarak harika hikâyeleri olan ama asla romancı olamayan ve inatla roman yazmaya çalışan yazar abla." *

(sallapati,9.10.2009 22:21 )

"Romancılığım" üzerine konuşmam gerekiyor demek ki.(Siz her ne kadar yazı olarak okuyorsanız da, ben biraz sonra söyleyeceklerimi "yazı " olarak değil konuşma olarak kabul ediyorum.)

"Romancılığım" dedim çünkü bu konuda bendenizden değerli yazar Selim İleri de cevap bekliyor yazısından anladığım kadarıyla. Sebebi şu:Değerli tarihçimiz Kemal Karpat uzun süredir beklenen kitabı "Edebiyat ve Toplum"un yeni baskısına uzunca bir giriş ilave etmiş.O girişte şöyle bir bölüm var: "Roman yüzyılımızın en önemli yazı türü olmasına rağmen Türkiye'de henüz tam anlamıyla gelişmiş ve yerleşmiş bir yazı türü değildir.Her ne kadar son yıllarda Adalet Ağaoğlu,Alev Alatlı,Orhan Pamuk,Ayşe Kulin ve kendine mahsus bir yazı türünü temsil eden Fatma Karabıyık Barbarosoğlu gibi yazarlar bizi "Türk romanına götürecek bir yol çizmişlerse de Türk romanı henüz yazılmamıştır."

Selim İleri, Kemal Karpat hocanın andığı yazarların da hakikaten böyle düşünüp düşünmediğini merak ettiğini yazdı Zaman gazetesindeki köşesinde. Adı geçen diğer yazarlardan nasıl bir karşılık geldi bilmiyorum ama kendi adıma İleri bu yazıyı yayınlayalı bir hayli olmasına rağmen hiçbir şey için geç kalınmış sayılmaz ilkesine bağlılığımdan şimdi yayınlıyorum.(Yazıyı esasında Selim İleri'nin köşesini okur okumaz yazdım. Lakin sıcak gündem roman üzerine bir yazı yayınlamama fırsat vermedi.)

Kemal Karpat Hocanın bendenize bahşetmiş olduğu "kendine mahsus bir yazı türünü temsil eden" ifadesinden onur duydum. Şükranlarımı arz etmek isterim. Kendimi Türk romanını temsil eden ilk beş yazar içinde görmediğimi de söylemeliyim.(Listedeki diğer isimlerin temsi kabiliyetini size bırakıyorum.) Haddimi bilirim. Had bilme iki taraflı bir yapıdır. Yazamıyorsun diyenler de harika yazıyorsun diyenleri de aynı ciddiyetle dinlerim.

Fakat Türk romanı yazılmadı tespitine katılmadığımı da söylemek isterim. Kemal Karpat Hocanın anmış olduğu isimler Türk romanını tek başına temsil etmeye yetmez. Hoca zamanın sosyal ve siyasi olaylarının romanlarda temsil edilmesini çok önemsiyor. Benim için de bu temsil çok önemlidir. Ali geldi veli gitti romanları ancak popüler edebiyatın içinde yer alabilir.

Türk romanı 1950'den bu yana aynı anda pek çok damarın aktığı bir zenginlik olarak devam ediyor. Zaman zaman ideolojik yapılar, zaman zaman da günümüzde olduğu gibi kitabın ürüne dönüşüp metalaşması sonucu çok satanların diğer kitapları örttüğü durumlar yaşıyoruz. Ama bu iyi yazarların iyi romanlar yazdığı gerçeğini değiştirmiyor. Sessizlik suikastına maruz kalmak Tanpınar'dan bu yana devam ediyor.

Üstelik Karpat hocanın çok önemsediği sosyal gerçeklik ile bağını koparmadan akıyor Türkiyede roman. Mesela Orhan Pamuk'un Kar romanı bir romancı sezgisiyle Ergenekon'dan önce Ergenekonlaşmayı hisseden bir romandır. Aynı bağlamda Oya Baydar'ın "Çöplüğün Generali" ise Ergenekon davası sürecini toplumsal hafıza açısından ele alıp anlatması ile çok başarılı bir roman.

Kemal Karpat hocaya Türk romanı yazılmıyor intibaını veren şey eleştirmen eksikliği. Ömer Türkeş her türlü telif romanı tek kişilik ordu olarak takip ediyor. Nurdan Gürbilek beş altı yazar etrafında ince ince ördüğü incelemeleri ile çağdaş Türk edebiyatına sahip çıkıyor.

Fakat sorun üniversitelerin edebiyat bölümlerinde başlıyor. Bazı bölümler Tanpınar'dan bu tarafa geçemiyor, diğerleri de kendilerine ölçü olarak "çok satanlar" listesini alıyor.

Yaz sıcağında uzun yazılar okumanın zor olduğu konusunda okuyucularım bendenizi uyardı. Onun için yazıyı ikiye böldüm.Cuma günü buradan devam edeceğim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89