• BIST 90.009
  • Altın 145,788
  • Dolar 3,6175
  • Euro 3,9278
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 14 °C

Türk parlamentosunun sefaleti

Muzaffer Ayata

Türkiye parlamentosu “Irak” için tezkereyi uzatma kararı aldı. Yine AKP, MHP ve CHP’nin ortak oylarıyla. Bu üç parti iş Kürtlere gelince aralarındaki itişme ve çelişkileri bir kenara bırakıp hemen kenetleniyorlar.

Suriye daha karışık, Türkiye bir biçimde oradaki savaşa karışmış durumda. Suriye için bir savaş tezkeresi önerisine CHP şiddetle karşı çıkıyor. İş PKK ve Kürtler olunca itiraz etmeden kabul diyor. Halbuki şimdi Güney Kürdistan, Türkiye için en güvenlikli bölge. PKK de dahil tüm güçler barış ve çözüm arayışında. Buna rağmen CHP ve diğer partilerin bu Kürt karşıtlığı ve düşmanlığı neden?

AKP, İmralı ile başlayan çözüm görüşmelerine olabildiğince parlamentoyu karıştırmak istemedi. Bunu da şöyle açıkladı: “Parlamentoya getirsek işler yürümez, Meclis kürsüsünde işi daha da karıştırırlar...” bu parlamentonun sefaletini en iyi açıklayan bir söylemdi de. AKP bu söylemiyle kendisinin zihniyetini ve yaklaşımını da ortaya koymuş oluyordu.

Mustafa Kemal’in ‘Kurtuluş Savaşı’nı Meclis’le yürüttüğü hep propaganda edildi. En zor koşullarda ve en az imkan ve deneyimle Meclis savaşı yürüttü ise şimdi Meclis neden inisiyatif almaktan geri duruyor? Bu Meclis ne için var? Kürt sorunu cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar çözülememiş en büyük tarihi ve güncel sorundur. Binlerce genç insan bu çatışmalarda yaşamını yitirdi. Bu sorun çözülmezse insanların ölme ihtimali yine var. Bu parlamenterler ölen binlerce genç için bir araya gelip çözümü tartışmayacaksa orada ne ise yarayacaklar? İşleri ihale takipçiliği mi, kişisel çıkar sağlama veya yan gelip yatma yeri olarak mı kullanacaklar.

Türkiye’nin en önemli sorununu AKP hükümeti dediğimiz gerekçelere sığınarak parlamentoya getirmedi. Parlamento da inisiyatif almak için hiçbir girişimde bulunmadı. Barış için girişimde bulunmayan hükümet ve parlamento iş savaşa gelince hemen tezkereyi çıkarmaya evet, dediler. Burada bir kez daha somut olarak görüldü ki, bu hükümet ve parlamento zihinsel olarak Kürtlerle barış içinde bir arada yaşamaya ve Kürtlerin varlığını kabul etmeye hazır değiller.

Kürtlerin halk olarak varlığını kabul etmeye hazır olmayan bir hükümet ve parlamentoyla Kürtlerin sorunu çözmesi ve barışa erişmesi çok zor görünmektedir. Son olarak hükümetin büyük propaganda ve reklamlar eşliğinde kamuoyuna sunduğu “demokrasi paketi” bırakalım çözüme ön açmayı yama bile olmayı içermiyor. Bu paketle hükümetin İmralı görüşmelerini ve süreci tamamen devredışı bıraktığı netleşmiştir.

AKP hükümeti özünde Kürt halkını ayrı bir halk olarak kabul etmeye zihnen ve düşünsel olarak hazır değildir. Sadece Kürtlerin varlığını eskisi gibi kaba olarak inkar etme olanağı kalmadığını anlamışlar. Buna göre de biz inkarı aştık vb diyorlar. Ama sistemi öz olarak sürdürmeyi düşünüyorlar.

AKP mevcut sistemi sürdürmek istemese Kürtlerle görüşmeleri derinleştirir ve ortak çözüm arayışında olur. Ancak durum böyle değil. AKP, tarikatları, devlet güçlerini ve parti olarak kendilerini Kürtler içinde yaymaya ve yeniden ele geçirmeye çalışmaktadır. Kürtlerin yasal olan olmayan tüm güçlerini ve örgütlenmelerini zayıflatmaya ve gerekirse ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Bu yüzdendir ki, kendileri meydanlarda serbest konuşup dolaşırken binlerce Kürt politikacıyı hapishanelerde tutmaya devam etmektedirler.

AKP sömürgeci ve ırkçı sistemi devralmış ve olduğu gibi sürdürmeye çalışmaktadır. Satın aldıkları ve çıkarsal olarak kendilerine bağladıkları bazı işbirlikçi Kürtleri de kullanarak yayılmacılığı ve Kürdistan’ı yeniden ele geçirme operasyonunu sürdürmektedir. Kürdistan’da CHP ve MHP gibi kaba milliyetçi ve ırkçı partiler tükendi. Kürt halkının demokratik mücadelesi ve ulusal uyanışı ile bu anlayışların tutma şansı kalmadı. Şimdi daha çok işbirlikçi yeni bir Kürt oluşumu, dini ve ekonomik olanakları kullanarak Kürtleri elde tutmaya çalışmaktadırlar.

KCK iki gün önce yayınladığı deklarasyonla süreci oldukça net biçimde özetledi. Herşey ortada. Kürtleri ve öncülerini kandırmak, işi boğuntuya getirmek artık mümkün değildir. Ancak buna rağmen AKP söylenenleri ve uyarıları dikkate pek almıyor. Bu kendilerini devlet ve egemen olarak görmeleriyle ilgilidir. AKP tipik sömürgeci bir egemen ve kibirle Kürtlere ve temsilcilerine yaklaşmaktadır. Öyle olmasa Suriye sınırlarını Kürtlere kapatmaz ve Rojava’da silahlı güçleri Kürtlerin üzerine salmazdı. Onları silahlandırıp desteklemezdi. Bu Kürtlere tarihi düşmanlıkla ve herşeyi yapma hakkını kendisinde görmeyle ilgili bir durumdur.

AKP istediği kadar demogoji yapsın, inkar ve asimilasyonu kaldırdık desin. Öz itibarıyla değişen bir şey yok. Kürtleri bir halk olarak kabul etmiyorlar. Kendilerini yönetme ve gelecekleriyle ilgili söz sahibi olmalarını düşünmüyorlar. Kendi dilleri ve kültürleriyle bu devlet içinde Türklerle eşit şartlarda yaşamalarını düşünmüyorlar. Temel bakışları böyle olduğu için de çözüm ve barış projesinden ve zihininden uzaklar.

Türk parlamentosu tam anlamı ile bir sefaleti oynamaktadır. Onbinlerce insanın öldüğü ve milyonlarcasının mağdur olduğu bir sorunun çözümü için devreye girmeye çok uzaktır. Hükümet de parlamentoyu bu yönlü çalıştırmaya ve harekete geçirmeye yanaşmamaktadır. Ülkede kanlı sürecin bitmesi, barış ve adaletin tesis edilmesi için parmağını kımıldatmayan parlamento üyeleri savaş tezkereleri için hep birlikte el kaldırmaya devam etmektedirler. Bu parlamentoya Kürtlerin güvenmesi, oradan çıkan kararları beklemesi vaaz edilmektedir. Artık herkesin daha fazla ciddi olma zamanı gelip geçmektedir!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89