ilkehaber.com
Roboski Anayasa Mahkemesi'nde
Irak’ta son altı ay'da korkunç bilanço
Fransa: Türkiye sınırı açmalı
Barzani: 'Türkiye yardım etti, açıklamadık’
Salih Müslim: 'Ankara'nın askeri olmayız'

Ahmet Hakan / Hürriyet

Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

‘Türk bayrağı’ demeyecek miyiz?

31 Mart 2013 Pazar 08:34

Bazıları “Türk bayrağı demeyelim, Türkiye bayrağı diyelim” türü gereksiz önerilere abanmaya başladı.

Epeydir kanırtılan bir ‘geyik’ yeniden tedavüle sokuldu.

Şöyle:

* Türk Sanat Müziği demeyeceğiz de Türkiye Sanat Müziği mi diyeceğiz?

* Türk kahvesi demeyeceğiz de Türkiye kahvesi mi diyeceğiz?

* Türk lokumu demeyeceğiz de Türkiye lokumu mu diyeceğiz?

* Türk kızı demeyeceğiz de Türkiye
kızı mı diyeceğiz?

Neyse…

Böyle uzayıp gidiyor bu olay…

Arkadaşlar!

Ne Türk bayrağının adının değişmesine gerek var ne de Türk kahvesinin…

Ne Türk lokumuna dokunulsun diyen var ne de Türk Sanat Müziği’ne…

Bilesiniz ki:

Bunların hepsi aynı kalacak…

İstenen sadece şu:

Anayasada ‘Türk’ vurgusu yapılmasın.

Bunu talep edenlerin gerekçeleri de var.

Diyorlar ki:

“80 yıldır bazen sert, bazen yumuşak bir şekilde uygulanan Kürt varlığının inkârı, Kürt diline engel olunması, Kürtçe yer adlarının değiştirilmesi, Kürt kimliğinin bastırılması politikalarının temelinde hep anayasadaki ‘Türk’ vurgusu yatıyor. Bu vurgu nedeniyle Türk etnik kimliğinin, diğer etnik kimlikleri bastırması hukuksal ve yasal zemini elde etti… Biz bu zeminin ortadan kalkmasını istiyoruz”.

Tartışılması gereken asıl konu budur…

Türk bayrağı, Türk lokumu, Türk Sanat Müziği, Türk kızı geyiğini bir tarafa bırakıp işin bu kısmına odaklanalım.

Süreçten sonra ortaya çıkan gruplar

FANATİK SÜREÇÇİLER: Sürece yönelik en küçük bir eleştiriyi bile “vay demek sen savaş istiyorsun ha” diye susturmaya çalışanlar… “Her şey çok güzel olacak” dışında herhangi bir cümleyi duymaya tahammülü olmayanlar.

DİZ ÇÖKENLER: “Bu süreç başarıyla tamamlanırsa bunlar başımızdan 50 yıl daha gitmezler” diyerek iktidara yönelik her türlü eleştirisini askıya alıp hükümete yaklaşmaya çalışanlar.

ÖFKELİ MİLLİYETÇİLER: En katı kesim… ‘Vur de vuralım / Öl de ölelim’ sloganları onlardan geliyor… ‘Bu kadar şehit boşuna mı verildi’ cümlesi onlardan geliyor… ‘Teröristle pazarlık olmaz’ cümlesi onlardan geliyor.

MİLLİ TEDİRGİNLER: Hasan Celal Güzel ile Ümit Özdağ’ı bir araya getiren tedirginliğin sahipleri… Milliyetçi / mukaddesatçı aydınlar… İlber Ortaylı ve Halil İnalcık gibi iki saygın ismi de saflarına katarak güçlenenler…

ÖFKELİ ULUSALCILAR: Ümit Kocasakal, Tansel Çölaşan, Bekir Coşkun gibi önderleri var… İşçi Partisi, ADD gibi örgütleri var… Sürece karşılar... Ama onlar sürece ‘milli gerekçeler’le değil, ‘ulusal gerekçeler’le karşılar. Böyle bir farkları var yani…

ENDİŞELİ LİBERALLER: Başlarını Mehmet Altan, Cengiz Aktar gibi isimler çekiyor… “Terör bittiğinde Türkiye demokratikleşmiş mi olacak?” diye soruyorlar ve soruya olumlu cevap vermiyorlar…

SOSYALİST SOLCULAR: Bu zamana kadar Kürt hareketine destek verdiler… Şimdiyse “Kürtler hükümetle anlaşıyor, artık bizimle birlikte mücadele etmeyecekler” diye buruklar… Kürtlerle hükümet arasındaki pazarlığın boyutlarını anlamaya çalışıyorlar.

Öcalan İslamcı mı oldu?

Öcalan mesajında…

* Bin yıllık kardeşlikten…

* İslam şemsiyesinden…

* Hazreti Muhammed’den…

* Osmanlı deneyiminden…

Söz edince…

Herkesin kafası karıştı…

Sağda solda “Acaba Öcalan İslamcı mı oldu” falan deniliyor.

Bir ‘hidayet’ten söz ediliyor.

CEMİLE YAPTI

Sevinenler sevinmesin, yerinenler yerinmesin…

Öcalan, o vurgularla iktidardakilere ‘cemile’ yapmıştır.

İktidarda laikler, Kemalistler, orducular falan olsaydı…

Öcalan’ın mesajlarında…

Bu sefer çok farklı temalara küçük göndermeler yer alacaktı.

Bakınız:

Askeri vesayet döneminde Öcalan’ın yaptığı “Bu işi asker çözer” vurgulu açıklamaları…

Nilgün Belgün’den tek kişilik gösteri

Caddebostan Kültür Merkezi’nde seyrettik Nilgün Belgün’ü…

Şarkılarla... Anılarla... Danslarla...Taklitlerle...

Ve hepsinden önemlisi güçlü bir oyunculukla bezenmiş sağlam bir oyundu izlediğimiz.

Nilgün Belgün kendi hayatından damıttığı eğlenceli öyküler anlattı bize…

Rum babaannesini… Onun aşkı için Müslüman oluşunu… Büyükada’daki çeşitliliği… Çocukluğunu… Evliliklerini… Oyunculuğunu... İstanbul’da kabarenin yükselişini... Falan…

Zerre kadar sıkmadan… Eğlendirerek… Güldürerek…

Ve yine hepsinden önemlisi…

Kadından nasıl da iyi bir komedyen çıkabileceğini kanıtlayarak…

İyi eğlencenin 10 altın kuralı

1) Planlanarak eğlenilmez, spontaneye açık olun.

2) Hep kafa denkleriyle eğlenilmez, araya ‘çaylak’ alın.

3) Anı anlatarak eğlenilmez, anlatacak anı çıkarmaya çalışın.

4) Durum komedisiyle eğlenilmez, zekice esprilere odaklanın.

5) Yüksek sesli müzik eşliğinde eğlenilmez, Ferhat Göçer’den uzak durun.

6) Kadın-erkek dengesizliğinde eğlenilmez, gerilimli bir karışımı oluşturmak için çabalayın.

7) Herkesin gevşediği ortamlarda eğlenilmez, aranızdan çabuk öfkelenenin üzerine oynayın.

8) Hep aynı yerde eğlenilmez, ‘hadi’ dendiğinde hiç nazlanmadan mekân değiştirin.

9) Mızmız tiplerle eğlenilmez, kalendermeşrepler bulun.

10) “Çok eğleneceğim çok” diye eğlenilmez, beklentileri hep düşük tutmalısın.

Genelleme yapma

Her erkek bir dünyadır… “Erkekler” diye başlayarak genelleme yapma.

Her kadın bir âlemdir… “Kadınlar” diye başlayarak genelleme yapma.

Her ilişki kendine özgüdür… “İlişkiler” diye başlayarak genelleme yapma.

Her aşk biriciktir… “Aşklar” diye başlayarak genelleme yapma.

Her ayrılık özgüldür… “Ayrılıklar” diye başlayarak genelleme yapma.

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, TwitterTwitter, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖNE ÇIKANLAR
GAZETE BAŞLIKLARI