• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -7 °C

Traş kabını miğfer sanmak

Hamid Omeri

Don Kişot değiliz hiçbirimiz. Çünkü o her ne kadar yaratımı gerçekleştiren yazarın kurgusuyla traş kabını miğfer sanıp maceradan maceraya koşturuyorsa da değerlerinden kopmuş bir adam olmaması cihetiyle daha gerçek bir karakterdi(r). Bunu elbette bu gün için kahramana dönüşen ‘karakter(ler)’ bağlamında ifade ediyorum. Daha gerçekti Don Kişot. Ya da ilk cümlemi biraz tashih edeyim; hiçbirimiz Don Kişot kadar Don Kişot değiliz. Eksiğiz. Bizi birazcık olsun sakinleştirebilecek olan ya dar gerçeğimizi delemiyor ya da küçük evimizden içeri giremiyor!

Kendimizi seviyor olduğumuza göre hepimiz yurtsever adamlarız aslında. Bizim şoven adamlar olmamız için daha çok zamana ihtiyacımız var. Başkalarına aşık değiliz henüz. Daha ziyade kendimizi seviyoruz. Bir kısmımız traş kabına traş kabı miğfere miğfer dediği ve sanrılar göremediği için ‘ötekisi’ olduğunun gereksinimlerini karşılamaktan uzak sadece. O yüzden bir kısmımız hayata dokunur bir kısmımız hayata dokunana dokunur.

Gereksinimleri karşılamaktan uzak olanlar, ‘uzak’ olunca, hatalar da durmadan bir bütünlüğe dönüşüyor ve çoğu zaman gerçek ve doğru gibi görünüyor. Aşamayışımız bundan. Bütünlüğe dönüşen hatanın üzerinde çokça durulunca aldığı zaman artıyor ve bir bütünlük olarak garip bir şekilde küçük evlerin, küçük dünyaların gerçeğine ve kutsalına dönüşebiliyor.

Barışın savaşa savaşın da barışa dönüşebiliyor olması hataların bir bütünlüğe dönüşerek gerçek gibi zuhur edebiliyor olması açısından can alıcı bir örnek. Nedir kazanılan?

Dil üzerinden başlayalım; Dilimiz olduğunu iddia ettiğimiz sayesinde elde edilen kazanım(lar) nedir ve nerededir?

Her seferinde siyasetten daha görkemli sözleri var dediğim edebiyat dışında kaç sözleşme ve anlaşmamız vardır dilimizle kaleme alınmış?

Kaç görüşmemiz, müzakeremiz var, dilimizle gerçekleşmiş?

Mütercimlerin kazanımları yanlış çevirmemek adına didindiği, dikkatlice, titizce, diken üstünde otururcasına çevirmeye çalıştığı xalxaloklarımız nerede?

Böyle bakınca hisli oluyor insan. Derinleşiyor. 

‘Neden gidiyoruz?’ diyor çocuk ‘burada yaşamaya yetecek o kadar çok şey var ki’ diyor. Düşününce ne kadar büyük bir söz ettiğini görebiliyor insan. Bize bir sokakta oynayacağı oyun için yeteri kadar alanın olduğundan bahsediyor aslında. Sabahın olması ve geç saatte mor bir kadifeye dönüşmesine kadar oyun oynamasına; yaşamasına yetecek olanı böyle rahat söylüyor. Rahat söylediği için etkili. Böyle sıradan bir cümleyi kurmaya cesaret ettiği için görkemli.

Çoğu zaman araştırmaya, derin kazılara gerek kalmadan sadece yaşamaya vakit ayırarak, yaşamaya yetecek şeyleri düşünerek ve onlardan vazgeçmeyerek gitmeyebilir gitmeye yeltenen. Mevziyi kaybetmemek böyle bir şey.

Don Kişot ile başlamıştık söze onla son verelim. Şövalyemiz traş kabını miğfer eylese de, bu sanrı ile koyulduğu yol, yordam, ideallerine, inandıklarına, yaşadığı dönemin değerlerine ters değildi. Zorda kalanın imdadına koşmak bir şövalyenin yapacağı üstün, soylu bir davranıştı. Bu gün durum farklı bu nedenle biz de şaşırmış olan, gerçeğinin farkında olan çocuğun, hani yaşamak için yeterince sebebin olduğunu düşünen o küçük çocuğun yolundan gidelim. Yaşadığımızın adı savaşsa savaş diyelim barışsa barış diyelim. Zaten henüz bir ‘sorun’a bile dönüşememişken bu çok zor değil.

Pek muhtemeldir ki okumuyoruz. Kendimizi, eserlerimizi okumuyoruz. Ne dersiniz paltoyu mu çaldık? Karıştırdık mı yine? Ah be Don Kişot! Masalımız dönüşecek mi diyorsun? Ezcümle arzuladığımızı o kadar çok arzuluyoruz ki neredeyse muharebe alanından ‘bir’lik olmaya koşacağız. Zira akliselimi temsil eden Sanchomuz ya yok ya da henüz cesaret edemiyor bizi teskin edecek cümleler kurmaya.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89