• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 10 °C

Topraktan fışkıran kafatasları ve JİTEM

Hilal Kaplan

"Müslümanlar, Kürt meselesinin neresine düşer?" tartışmaları yapıladursun, Doğu-Batı Kardeşlik Platformu yıllardır sürdürdüğü eylemselliğiyle işin teorik kısmını pratikle aşarak hayırlı işlere imza atmaya devam ediyor. Tüzüklerinde amaçlarını şöyle özetlemişler:

"İçinde bulunduğumuz coğrafyanın doğu ve batısında yer alan STK'ların İslam ortak paydasından hareketle Kürt sorunu ve özgürlüklerle ilgili algı paylaşımında bulunmak, sorunu doğru tanımlamak, ortak bakış açısı elde etmek, ortak söylem geliştirmek, dayanışma ve ortak duruş sergilemek, Kürt Sorununun çözümü yönünde irade beyanında bulunmaktır."

Bu hayırlı birlikteliğin öncülerinden Ahmet Ay'ın JİTEM'e dair kişisel tanıklığından da yola çıkarak kaleme aldığı, Star gazetesinin son Açık Görüş ekinde yer alan önemli bir yazısından kesitler paylaşmak istiyorum. Okuyalım ki "Bölgede 1990'lara geri dönülüyor" propagandasının yapıldığı zamanlardan geçerken o günlerin en acı gerçeklerinden birisiyle yüzleşelim:

JİTEM neden kurulmuştu?

"JİTEM'i kuranlara göre: Siyasi iktidar ve muhalefet, kendi menfaatlerini önceliyor, PKK ile ciddi ve etkili mücadele için kanun, genelge ve yönetmelikleri düzenlemiyorlar, değiştirmiyorlar. JİTEM'e göre o gün bütün yöneticiler, hıyanet ve delalet içerisindeydiler. Devletin terörle mücadelede sonuç alıcı, mantıklı ve stratejik bir planı bulunmamaktadır ve sadece günü kurtarmaya yönelik mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Şimdiye kadar ele geçirilen PKK militanları, mahkemelerde ya serbest bırakılıyorlar ya da hafif cezalarla kurtuluyorlar. Bu sebeple yargı da PKK'yı zor durumda bırakacak kararları alamamaktadır. Bizim ülkemizin şartlarında eğitim alan askeri birliklerle, gerilla mücadelesi veren PKK karşısında başarılı olmak mümkün değil. Bu sebeple PKK ile savaşacak anti-gerilla güçlerine bir an önce sahip olmak için kollar sıvanmalıdır. İşte bu anlayışla kurdurulan JİTEM, yıllarca Jandarma Genel Komutanlığı ve Genel Kurmay Başkanlığı yetkililerinin "böyle bir yapılanma/birim yoktur" dedikleri, ama bölgede yaşı müsait herkesin iğrençliklerini, cinayetlerini, uyuşturucu ticaretini gördükleri bir örgüttür JİTEM. Bölge insanının beyaz Toroslu, genellikle gerilla kıyafetli ama kâh spor, bazen de alelade kıyafetlerle gördükleri elemanlardı JİTEM'ciler."

JİTEM'in kanlı tarihi

"Devlet olsa, bir gece yarısı köye baskın gerçekleştiren JİTEM elemanları köyün bütün kadın ve erkeklerini daracık meydana toplar ve erkeklere hanımlarını hedef alan akıl almaz küfürler ettikten sonra "ul.o şeref...ler, namusunuz varsa bu küfürlerden sonra dağa çıkarsınız, yoksa bir daha ki gelişimizde hepinizin..." diyebilirler miydi? Devlet olsaydı, bu olaydan sonra (JİTEM amacına ulaşır ve) o gece 4, bir sonraki gün de 2 genç dağa çıkar mıydı? JİTEM'in özellikle böyle kötü ve zalim davranarak gençleri dağa göndermeye zorlaması önemli hedeflerindendi."

Bölge insanı için JİTEM

"Kurumlarımızın bir türlü bulamadıkları JİTEM'i bölge insanı 7'den 77'ye bilir, tanırdı. JİTEM ile ilgili anlatılan hiçbir hikaye "şehir efsanesi" değildir. Özellikle Hakkâri, Şırnak illerinde JİTEM'i, eylemlerini, yaptıklarını bilmeyen yok gibiydi. Öyle ki hangi cinayetin JİTEM'e ait olduğunu hemen anlayabiliyorduk. Mesela sabaha karşı alınıp götürülen Vedat'ların vücutlarına her türlü işkence uygulandıktan sonra yolun kenarına bırakıldığını duyarsanız şaşırmayın. Mesela Ali'lerin okul çıkışı beyaz Torosa bindirildiğini ve cesedinin iki gün sonra kulakları, burnu, dili kesilmiş halde bulunduğunu duyarsanız asla yalan sanmayın. PKK ile ilgili davadan mahkemeye çıkarılıp serbest kalanların adliye kapısından çıkarken beyaz Toros'lara bindirildiğini, hâkimlerin savcıların veremedikleri cezaları JİTEM'in işkencelerle öldürerek verdiğini az duymadık."

JİTEM, devlet içinde devletti

"JİTEM derken güvenlik güçleri içinden birileri "rutin dışına" çıkmış algısı oluşuyorsa bu ciddi bir yanılgı ve yanlıştır. Bu algı baştan hatalı olunca JİTEM hakkında doğru bir kanaat oluşturma imkânsızlaşır. JİTEM devlet içinde devlet gibi bir yapılanmaydı. Bilahare kendilerinin itiraflarından öğrendiğimize göre başına buyruk, her birim kendi inisiyatifiyle eylem yapacak kadar rahattı. Elbette ki çoğu cinayet ve eylemlerini planlayarak yapıyorlardı ancak spontane gelişen pek çok eylemi de gerçekleştirebiliyorlardı."

Uğruna binlerce şehidin toprağa düştüğü bir ülkeden o şehitlerin çocuklarının, torunlarının kemiklerinin topraktan fışkırdığı bir ülke inşa ettiler. Merhum şairin "şüheda gövdesi bir baksana dağlar taşlar" dediği memleketin dağına taşına "Ne mutlu Türküm diyene" yazarak becerdiler bu işi... Lanet olsun o zalimlere!

JİTEM karargâhının arka bahçesinden çıkan kafatasları haberini dehşet içinde izleyenler... Ve bu acı haberler karşısında "Acaba oğlum mu?", "Yoksa babam mı?", "Sonunda ziyaret edeceğimiz bir mezarımız olacak mı?" diye bekleşenler... İşte Kürt meselesi bu iki duygu hali arasındaki uçurum üzere kuruludur; biz toplum olarak o uçurumu kapatmaya çalışmadıkça da kanamaya devam edecektir.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89