• BIST 82.363
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -2 °C

Tophaneli

Nihal Bengisu Karaca

Nadide Gordimer'in "Yaşamaya Bak" adlı romanını okudunuz mu?

Hayatını çevrebilimci olarak geçiren ve şimdi kanser olup tedavi gördüğü için çevresine radyoaktif madde yaymaya başlamış olan Paul'ü hatırlıyor musunuz? Hayatlarını ırkçılıkla mücadeleye adamış olmalarına rağmen evlerinde çalıştırdıkları "zenci" ve yaşlı hizmetçiyi, Paul'ün vücudundan sızan radyoktif ışınların zararı konusunda uyarmaya bile gerek duymayan politik duyarlılık timsali anne ve babasını? Hayır mı? Özeti şu: İnsan çelişkili bir varlıktır.

Kentsel dönüşüm ve soylulaştırma politikalarının gayri insani yanlarına karşı çıkan, duyarlı kimseleri, "Tophaneliler içki yüzünden sergi bastı, sanatsever dövdü" mantığının oltasına takılmış görmek üzücü. Bu oltaya sol duyarlıklı kimselerin gelişi daha da üzücü. Biliyorum, kimi mahalle sakini dahi bu bahaneyi kullanıyor, ama bu durum mevzunun daha derin olduğunu görmemize engel değil. Konuklar portakal suyu içiyor da olsalar, bu türden olaylar yaşanacaktı. Çünkü Tophaneli, pıtrak gibi çoğalan sanat galerisi, gösteri merkezi, butik otellerin ne anlama geldiğini az çok kestirmeye başladı. Korkuyor.

Sanat galerileri, gösteri mekânları ve müdavimleri de haklı olarak hayret içinde: "Bunu hak edecek ne yapmış olabiliriz?" diye. Suçlular cezalandırılsın. Yaşanan olay basbayağı bir terör olayıdır. Fakat bir yerde camlar kırılıyor, taşlar, sopalar çıkıyor ise bir katman aşağı inmek ve yanıtları derinleştirmek gerekir. Soru: Mahalleliyi terörize eden nedir?

Cevap veriyorum: Orta ve üst gelir grubunun mahalleyi ele geçirmesi.

Avantajsız durumda olanların mahallelerinin, mekânlarının sermaye ve kültür çevreleri işbirliğiyle ele geçirilmesi, Tophane'yi "hasta ediyor"...

Onlara kızarken, Kuzguncuk'un, Arnavutköy'ün, Ortaköy'ün, Cihangir'in, Asmalımescit'in, Galata'nın, Sulukule'nin başına gelenleri, oraların onlarca yıllık sakinlerinin artık nerelerde olduğunu hatırlayalım derim. Tophane'deki olaylar ülkemizde 1970'ten beri uygulanan ama son dönemde İstanbul'da daha sık dile getirilen "gentrification", yani, soylulaştırma/mutenelaştırma/kibarlaştırma/seçkinleştirme projesinde bu kez biraz daha sert bir kayaya toslanıldı-ğının habercisidir.

Süreç şöyle işler: Tophane'de de olduğu gibi, önceleri mahalleli "farklı", "kallavi", "enteresan" ve "güçlü" komşularının olmasından hoşnut olur. Semtiyle gurur duymaya başlar. Ancak zamanla semtleri üst gelir grubundan olan kişilerin uğrak ve yerleşim yeri haline gelir ve emlak fiyatları artar. Çoğunluğu göçmenlerden, düşük gelir grubuna mensup kiracılardan oluşan ahali, mülk sahiplerinin evleri restore ederek daha yüksek fiyatlardan kiralama/satma hevesine kapılmaları sonucu, mahallelerini terk etmek zorunda kalır.

Bakmayın Tophanelilerin tam olarak ne olduğunu kestiremedikleri sıkıntılarını "içki" üzerinden, bölgeye akın eden sanatçı kişiliklerin "tarzları" üzerinden dile getirmelerine. Kaba saba konuşmalarına ve muhataplarına duydukları öfkeyi taşkın şekillerde ortaya koymalarına. Kötü kaderin ayak seslerinden duydukları mutsuzluğun tezahürü bu. Korkarım direnemeyecekler. Emlak spekülatörlerine değil de sanat galerilerine sardırmış olmaları bile, mücadele için gereken doğru iz üzerinde olma meselesini ıskalamış olduklarının göstergesi.

Kendinizi onların yerine koymayı deneyin. Alışık olmadığın türde insanlarla usulen öylesine selamlaşmak ayrı şey, her güne bir komşu eksik başlamak ayrı şey.

Hayatta pek çok şeye sahip olanlar yüzünden sahip olduğu tek şeyi, kiralık evini/dükkânını terk etmek zorunda kalma korkusu sahici bir korkudur. Soylulaştırılma süreci çoktan bitmiş olanların, iş güç, söz, kalem sahibi eğitimli adamların, epey zengin ve avantajlı durumda olanların yani; değil evlerini filan, çağdaşlık bilinçlerini, yaşam tarzlarını tehdit altında hissettikleri zaman estirdikleri teröre, içlerinin kenarlarında sakladıkları Tophanelileri üçer beşer ortaya saçmalarına bakıyorum da... Tophaneli'ye çok göremiyorum işin doğrusu.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89