• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 19 °C

Tokat, İstanbul, Diyarbakır: Neler oluyor?

Ali Bayramoğlu

Demokratik açılım nedir, diyenlere verilecek yanıt şudur: Bu açılım, kelimenin gerçek anlamıyla bir “süreç”tir.

Bu süreçte amaç Kürt sorununun buharlaşması değildir, hal yoluna girmesidir.

Nasıl olacak bu?

“Siyasi tavır, algı ve karar”da, “asayiş, şiddet ve kriz bakışı”nın yerini, “siyaset, çözüm ve diyalog mantığı”na bırakmasıyla, bu mantığın bir değer olarak benimsenmesiyle ve bu değerin Kürt sorunu olmak üzere kritik toplumsal meselelerin tasavvurunu yeniden şekillendirmesiyle olacak…

Sözünü ettiğimiz demokratik olgunlaşma, yani toplumsal sorunların kabulü ve çözümünde fikir birliği demektir.

Türkiye bu konuda hızla yol alıyor.

Gerek siyasi iktidarın kararlı ve cesur tutumu, gerek toplumsal meşruiyet rüzgarının bu yönde esmesi, gerek devlet kurumlarının MİT'ten TSK'ya yeni bir arayış peşinde koşması, gerekse bölgesel ve uluslararası konjonktür bu hızın arkasında yatan temel nedenler…

Bugün demokratik açılıma alınan tavırlar ya da bu süreci köstekletmek için yapılan girişimler, asayiş, şiddet ve kriz politikasının yeni dışavurumlarıdır.

Bunu sadece MHP ve CHP gibi partilerde görmüyoruz.

Kürt kesiminden de benzer tavırlar ürüyor.

Özellikle DTP'nin bu dönemde “takınmak zorunda kaldığı tavır” bu açıdan oldukça vahimdir ve açılım sürecini baltalamaktadır.

Anlaşılan o ki, Kürt politikası bu süreci siyaseten PKK'nın tasfiyesi olarak algılıyor.

Bu algının sonucu şu:

Açılım sürecine açıkça karşı çıkmıyor. Ancak kâh çıtayı yükselterek, örneğin Öcalan merkezli bir çözüm dili tutturarak, kâh şiddeti tepki kılıfı içinde sunarak, örneğin sokaktaki eylemleri en azından dil olarak kuşatarak açılım sürecini baltalıyor. En hafif ifadeyle şiddet merkezli bir edayla bu süreci istediği yöne çevirmeye gayret ediyor.

Kritik bir dönemden geçtiğimiz aşikâr…

Demokratik açılım bir yandan fikriyat, hatta bir uygulama olarak yol alıyor, asker ile PKK sıcak temaslardan (en azından düne kadar) kaçınıyor. Ancak diğer yandan bu sürece yönelik baltalama ve engelleme girişimleri de hızlanıyor.

Dün, Tokat'ın Reşadiye ilçesinde yaşanan olaylar, bu baltalama girişiminin en vahim örneklerinden birisiydi. İlçede Sazak Köyü yakınlarında jandarma ekiplerine düzenlenen saldırıda 7 asker şehit oldu.

Bu saldırıyı kimi yaptığı bu satırların yazıldığı saatlerde henüz tam olarak bilinmiyordu, ancak kim yapmış olursa olsun, demokratik istikrarın, demokratik açılım girişiminin hedef alındığı açıktır.

Açılıma direnç ve direniş girişimleri yaygın ve çeşitli…

Önceki gece itibariyle İstanbul'da araç kundaklamaları yeniden başladı, 13 araba yakıldı.

Yine önceki gece ülkücüler Esenler'de DTP binasına saldırdılar.

Adana, Mersin, Güneydoğu'daki, büyük kentlerdeki yaygın direnişler, intifada hali, “çocuk” eylemleri malum…

İstanbul'daki eylemlerle ilgili 3 DTP'li tutuklandı.

Diyarbakır'da bir genç ateşli silahla öldürüldü…

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, “sine–i millete” dönmekten söz etti…

Ahmet Türk tekrar Öcalan'ı çözüm merci olarak işaret etti…

DTP'nin kapatılma davası bugün başlıyor.

Tablo bu ve bu tablo pek aydınlık değil…

Şüphe yok ki bunlar aşılacaktır.

Ancak görmek ve bilmek gerekir ki, şiddet şiddeti çağırır.

Şiddet siyaseti vurur.

Ve PKK mantığı askeri vesayeti meşrulaştırır.

Krizlerden ve sorunlardan beslenenlerin maskesini düşürmek herkesin işi olmalıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89