• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 7 °C

Terör, Ağar, Düzel

Ahmet Altan

Önce bir gazetecilik borcumuzu ifa edelim.

Dün beni Mehmet Ağar aradı.

Son günlerde yaptığımız Susurluk haberleriyle ilgili bir şikâyeti vardı.

Geçen gün İbrahim Şahin, savcılıkta verdiği ifadede, gerçeklerin bulunması için “Ağar’ın, kardeşlerinin ve kardeşlerinin ilişkisi olan işadamının” izlenmesi gerektiğini söylemişti, biz de bu ifadeyi koymuştuk.

Ağar, “Kardeşlerimin böyle olaylarla hiç ilgisi yoktur, onlar kendi işlerinde güçlerinde olan, öyle büyük paraları ve kazançları olmayan insanlardır, onların isimlerinin bu olaylara karışması haksızlık” dedi.

Kendisinin de bir suça bulaşmadığını, defalarca soruşturmalardan geçtiğini “Ecevit gibi dürüst bir insanın” bile onun yaptıklarını takdir ettiğini, “bugünden bakarak geçmişi yargılamanın kolay” olduğunu, yaptığı yararlı işlerin görülmediğini söyledi.

Ama hakçası, konuşmasının özü kendisini savunmaktan ziyade kardeşlerinin hakkını korumaktı.

Ona, kardeşleriyle ilgilenmediğimizi, kardeşlerinin peşinde olmadığımızı, kardeşlerini suçlamaya çalışmadığımızı söyledim.

Bizim gazetede “ailelerle” ilgili haber yapmak yasaktır.

O tür haberlerin hepsini reddederiz, kullanmayız.

Şahin’in o ifadesini de, “Ağar’ın kardeşlerinden” söz ettiği için değil, ilk kez bir işadamından bahsederek Susurluk’un parasal bağlantılarına dikkat çektiği için kullandık.

Ağar’a, isterse bir açıklama gönderebileceğini ya da kendisine göndereceğimiz bir arkadaşımıza açıklama yapabileceğini, sözlerini aynen kullanacağımızı da söyledim.

Mehmet Ağar, “Benim ayrıca açıklama yapmama gerek yok, siz bu söylediklerimle ilgili birkaç satır yazarsanız yeter” dedi.

Ben de yazacağımı söyledim.

Ağar’ın kendisine de söylediğim gibi ailesiyle, kardeşleriyle ilgili konularda bizden yana içi rahat olsun, onlar bizim konumuz değil, biz Susurluk’la, faili meçhul cinayetlerle, devlet içindeki suç örgütleriyle ilgileniyoruz.

Eğer bu yazdıklarım yeterli olmazsa, yapacağı her açıklamayı da her zaman yayımlarız.

Gazetecilik borcumuzu ifa ettiğimize göre gelelim asıl konumuza; geçenlerde Radikal gazetesinin de yazdığı gibi Susurluk davası sıradan mahkemelere gönderildi, özel yetkili mahkemelere verilmedi ama Susurluk’un sıradan mahkemelerde yargılandığı bu ülkede Neşe Düzel ve Adnan Demir özel yetkili mahkemede “terör örgütü propagandası yapmakla” yargılanıyor.

Savcı, şu ünlü Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde “terör propagandası yapmaktan” mahkûm olmalarını istiyor.

AKP dokuz yıldır iktidarda ama bu saçma sapan Terörle Mücadele Kanunu’nu hâlâ değiştirmedi, pankart açan çocuktan, yürüyüşe katılan yaşlıya, şarkı söyleyen sanatçıdan, slogan atan gence kadar herkesin yıllarca hapislerde yatmasına neden olan bu yasa hâlâ toplumun tepesinde.

Bu tuhaf yasa yüzünden, “terör suçundan” yargılanmamış Kürt kalmadı neredeyse.

Pankart açtın, içeri, şarkı söyledin, içeri, mitinge katıldın, içeri.

Geçenlerde AKP’nin bakanlarından biri, “Gazetecilik yaptığı için yargılanan kimse yok” diye bol keseden atıyordu.

Sen açıkça yapılmış ve gazetede yayımlanmış bir “söyleşiyi” gazetecilik değil de teröristlik sayarsan elbette böyle çıkar “yargılanan gazeteci yok” diye palavrayı sıkarsın.

Neşe Düzel ne?

Bu toplumun gizlenen bütün gerçeklerine dokunmuş, suyun üstüne çıkmasına izin verilmeyen “alt akıntılarını” su üstüne çıkartıp topluma göstermiş, halkın gerçekleri öğrenmesinde büyük rol oynamış biri, AKP’lilere göre ne?

Terör propagandisti mi?

Teröristlik, toplumun her kesiminin ve katmanının sesinin duyulmasına yardımcı olmak değildir, bu sesin duyulmasına yardımcı olan insanları “hapse atmakla” tehdit ederek korku yaymaktır.

Böyle bir korkuyu yaydığınız, bu korkuyu yayan yasalara sahip çıktığınız için terörist sizsiniz, Neşe Düzel değil.

Ayrıca sizin o terörünüz de beş para etmez, biz öyle zavallı iniltililerle “ama çok korkuyoruz” diye kıvrananlardan değiliz, Düzel o mahkemelerde çok yargılandı, ne o zaman yargılayanlardan korktu, ne de sizden korkar, bir de siz yargılayın, ne olacak.

AKP iktidara geleli dokuz yıl, koca bir dokuz yıl oldu, o zamandan bu zamana yapılan iyi şeylerin hepsiyle övünüyorlar, “hepsini biz yaptık” diyorlar ama ne hikmetse iyi şeyleri AKP iktidarı yaparken bir de “kötü şeyleri” yapan başka bir iktidar var anlaşılan, onları yapan AKP iktidarı değil, kim o iktidar?

Bu rezil maddeleri kaldırmayan, 12 Eylül yasalarına dokunmayan, başörtüsü özgürlüğünün yolunu açmayan iktidar kim?

“Yargılanan gazeteci yokmuş”
, yargılanan gazeteci var da dürüst iktidar yok.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89