• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 10 °C

Temel hassasiyet

Günay Aslan

Dönemin temel hassasiyetini Demokratik Çözüm Süreci oluşturuyor.

AKP Hükümeti bir yandan tedirgin edici tavrını sürdürüyor ama, diğer yandan da kapıyı tamamen kapatmıyor.

Başbakan Erdoğan süreci gerilim alanına kilitlese ve buradan siyasal çıkar devşirmeye devam etse de süreci çökertecek ve herkes için felaket anlamına gelecek adımları atmayı göze alamıyor.

Bir yandan kameraların önünden bağırıp çağırıyor ve tehditler savuruyor ancak, sıkıştığı her defasında da elçilerini İmralı’nın kapısına göndermekten geri durmuyor.

Daha önce 15 Ekim’de çekileceğini açıklayan PKK Lideri Öcalan’ın hükümete eline çabuk tutması ve derinlikli müzakereleri başlatması çağrısı yapması bunu gösteriyor.

Erdoğan’ın Öcalan’dan yeniden bir süre daha talep ettiği anlaşılıyor. Sürecin gerektirdiği adımları atmıyor ama, bozmayı da göze alamıyor. Bu yüzden zamana oynuyor. Sürecin sonlanması ve çatışmalı dönemin yeniden başlamasının içerideki ve dışarıdaki rakiplerinin işine yarayacağını görüyor.

Böylesi bir durumda içerideki güç dengeleri Erdoğan’ın aleyhine değişecektir. Ayrıca Türkiye batı vesayetinden özerkleşme çabasından vazgeçecek; yüzyıl öncesinde olduğu gibi yeniden diz çökecektir.

Durum bu kadar nettir.

Artık Kürtler ve Kürdistan olmadan Erdoğan ve AKP Hükümeti’nin varlığını sürdürmesi gibi Türkiye’nin bölgesinde ciddi bir varlık göstermesi de mümkün değildir.

Başbakanın süreci tıkanma noktasına getirmiş olması bu gerçeği değiştirmemektedir.

Gelinen aşamada Türkiye-Kürdistan ilişkilerinin karşılıklı ihtiyaçtan hareketle karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkar temelinde yeniden düzenlemesi kaçınılmazdır.

Türkiye’nin kısa erimli siyasi hedefleriyle Kürtlerin vazgeçilemez ve artık daha fazla ertelenemez talepleri arasında sıkışmış sürecin hayati önemi buradan kaynaklanmaktadır. Türkiye üzerine düşeni yerine getirmemiş olsa da süreç bunun için başlatılmıştır. Çözüm süreci Türk-Kürt ilişkilerini yeniden düzenlemeye; stratejik işbirliğini hayata geçirmeye adaydır.

Dolayısıyla bu saatten sonra Mısır benzeri bir darbe olmadığı sürece Türkiye’nin çözüm süreciyle girdiği yoldan dönmesi, kaderini yeniden başkalarının insafına terk etmesi ve önümüzdeki on yılları da iç savaş sarmalında tüketmesi kolay olmayacaktır.

Öte yandan Türkiye süreci çökertse ve çatışmalara yeniden yol verse dahi bundan sonuç alamayacaktır. Nesnel sürecin kaçınılmaz kılacağı yenilgiler yaşamaktan kurtulamayacaktır.

Bölgesel dengelerin kökten değiştiği, Kürtlerin tarih sahnesine geri döndükleri, Kürt mücadelesinin güçlendiği tarihsel bu döndemde Türkiye ne yaparsa yapsın Kürtlerden ve Kürdistan’dan kaçamayacaktır.

Türkiye bugün olmasa yarın Kürtlerin gasp ettiği haklarını geri vermek, Kürdistan’ı tanımak zorunda kalacaktır.

Bunu en iyi kendisi biliyor. Bunu bildiği içindirki süreci sonlandırmak ve kontrolü tamamen kaptırmak istemiyor.

Bir yandan ’Rojava’ya duvar’ gibi akıllara durgunluk veren işler yapıyor ama, El Nusra örneğinde olduğu gibi ne yaparsa yapsın yaptığı her işin sonunda Kürtlere hizmet edeceğini, onların meşruiyetini ve mücadelelerini güçlendireceğini de biliyor.

Nesnel gelişmenin zorunlu kıldığı bu sonuçları yaşamaktan kurtulamıyor. Türkiye için hayati bir önem taşıyan Kürdistan meselesinde nesnel süreç Türkiye’yi Kürtlerle uzlaşmaya zorluyor.

Türkiye bunun gerektirdiği adımları atmıyor. Söz veriyor ama, yerine getirmiyor ve süreç bu yüzden tıkanmış bulunuyor.

Devleti ve hükümetiyle Türkiye’nin verdiği sözleri yerine getirmemesi yüzünden yükselen gerilimin düşmemesi halinde önümüzdeki günlerde ciddi sorunlar yaratması kaçınılmaz görünüyor.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın, “silahlı mücadele yeniden başlayabilir” açıklamasını bu anlamda ele almak, bunu bir tehdit olarak değil, bir uyarı olarak algılamak gerekiyor...

*

29-30 Haziran tarihleri arasında Brüksel’de yapılan Barış ve Demokrasi Konferansı’nda Avrupa Barış ve Demokrasi Meclisi’nin kurulması kararı alındı.

26 Nisan 2008 tarihinde kurulan ve 5 yıl süreyle barış mücadelesine katkılarda bulunan Avrupa Barış Meclisi sekreteryası da Brüksel konferansına katıldı ve alınan kararı onayladı.

Sekreterya daha sonra yaptığı toplantıda 2 Kasım 2013 tarihinde Köln’de Genel Kurul toplantısı yapılması kararı aldı.

Sekreteryamız meclisimizin misyonunu tamamladığı düşüncesindedir. Bu amaçla Genel Kurul’a faaliyetimizin sona erdirilmesi önerilecektir. Ancak elbette kararı barış mücadelesini yürüten üyelerimiz verecektir.

ABM’nin barışsever üyelerini 2 Kasım Cumartesi günü Köln’e bekliyoruz. Genel Kurul’un gündemi, yeri ve saati için gerekli olan bilgiler www.barismeclisi.com adresinden elde edilebilir.

**

Geçen hafta 20 yıldır göremediğim bazı aile bireylerini görebilmek amacıyla beş günlüğüne seyahate çıktım. Yazımı bu yüzden yazamadım. Bilginiz olsun istedim...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89