• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 27 °C
  • Berlin 16 °C

Temel haklarda azla kifayet meziyet midir?

Ahmet İnsel

Dün Başbakan seçim sonrası balkon konuşmalarını hatırlatan ama balkondan indikten sonra yaptığı konuşma ve icraatlar nedeniyle artık etkileme kapasitesini yitiren uzun girizgâhtan sonra, 18 konuda değişiklik içeren reform paketini açıkladı.

Kapsadığı konular açısından diğer dört pakete nazaran daha geniş ama kısa vadede acil sorunları çözme açısından ise çok fazla temkinli olan bu yeni paket için ne devrim demek mümkün ne de içi bomboş diye bir kenara atmak.

Bu paketin beklentilere oranla en az hitap ettiği kesim Aleviler. Alevilerle ilgili herhangi bir somut ilerleme önerisinin olmayışını, iktidar çevreleri, Alevi topluluklarının kendi aralarında ne istedikleri konusunda anlaşamamaları olarak sunabilir. Böyle bir savunma, 20-25 yıl önce Kürtçe konuşma yasağının kalkması mücadelesi verilirken Kürtlerin hangi Kürtçenin tanınması konusunda hemfikir olmadıkları gerekçesini ileri süren devletçi şahinlerin iddialarını hatırlatıyor.

Yeni pakette KCK davalarına, terör suçu kapsamının aşırı genişlemesinin yarattığı ağır hak ihlallerine yönelik hiçbir adım yok. Kürtlerin, özel eğitim kurumlarında Kürtçe eğitim yapma hakkıyla, yerleşim yerlerinin eski adlarına dönme imkânıyla, q, w, x harflerinin kullanılabilmesiyle ve Kürtçe siyasi propaganda yapma izniyle yetinip bir sonraki paketi beklemeleri öneriliyor. Bunların her birinin tek başlarına anlamlı kazanımlar olduklarından hiç şüphe yok. İlkokuldan itibaren iki dilli eğitimin özel okullarda başlayabilecek olması, Kürtçe konusunda geri dönüşsüz bir meşruiyeti perçinliyor. Bir yandan da Kürtlere var olan azınlık okulları konumunu önerip onları azınlık statüsüne yerleştiriyor. Atılan adımın en büyük çelişkisi bu. Türkiyeli Kürtlerin eşit yurttaş olarak tanınma taleplerini azınlık statüsünde tanınma taleplerine yönlendiriyor. Yerel yönetimlerle ilgili hiçbir açılım içermiyor.

Çoğunluğun, “O koparmadı, ben istediğim kadarını verdim” hissini tatmin etmek için mi bu yapılıyor? Herhalde, çünkü Terörle Mücadele Yasası’nın yarattığı sorunları kısmen bile olsa giderici hiçbir önlemin alınmamış olması da benzer bir nedene dayanıyor: “Şimdi onun sırası değil!”

Seçim sistemi konusunda ise AKP usta bir manevrayla iki öneri getirip birinden birini seçin, yoksa var olan % 10 barajlı sisteme devam ederiz, diyor. Bugün % 10 barajının esas mağduru Kürt siyasal hareketiyle solda ve sağda küçük oy oranlarını aşamayan siyasal hareketler. Partilere devlet yardımını % 3 sınırına çekerek % 10 barajının devam etmesi durumunda bağımsız adaylarla girme yolunun bedeli de BDP açısından arttırılmış oluyor.

Önerilen yeni iki seçim sistemi konusunda önümüzdeki dönemde ciddi bir tartışma olacak. AKP çevresinin, her seçim bölgesinin bir milletvekili çıkardığı dar bölge sistemini tercih etmesi ihtimali güçlü.

Kamu hizmetinde başörtüsü yasağının TSK, emniyet, hâkim ve savcılar dışında kaldırılması demokratik normalleşme açısından olumlu bir adım. Bütün demokratların istisnasız destekleyeceği bir diğer adım ise ilkokullarda ‘andımız’ uygulamasının kalkması. Mor Gabriel Manastırı veya Romanlarla ilgili adımlar ise aslında Başbakan’ın “Tek bir paket halinde açıklanan en kapsamlı reform paketi” olarak nitelediği bu pakette yer almasına gerek kalmadan çoktan çözülmüş olan sorunlar, atılmış olması gereken adımlardandır.

Esas itibariyle milliyetçi seçmeni hem tatmin ve biraz huzursuz edecek ama ayağa kaldırmayacak, Kürtleri ise tatmin etmeyecek ama “Gene biraz daha yol aldık” diyecek dozda ustaca ayarlanmış, ulusalcıların, Kemalistlerin diş sinirleri üzerinde dişçi tornasıyla dolaşıp onları arkaik adımlar atmaya sevk etmeyi planlayan, çok amaçlı bir öneri paketi bu. Yasa değişiklikleri, bakanlar kurulu kararı, yönetmelik değişiklikleri aşamalarında başka tornalardan nasıl geçecek, bilmiyoruz.

Bu paket, demokrasi mücadelesinin önünü kesiyor mu? Hayır! Acil ele alınması gereken bir dizi ağır temel hak ve özgürlük ihlali sorununu çözüyor, eşitlik taleplerini karşılıyor mu? Hayır! Azla kifayet bir yaşam tarzı olarak meziyet olabilir ama temel hak taleplerinde azla kifayet etmeye zorlanmak bir demokrasi için meziyet değildir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89