• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -4 °C

Tek tip askerlik devam...

Gülay Göktürk

Tek tip askerlik konusundaki yazımla ilgili çok sayıda eleştiri aldım.

Eleştirilerden anladığım kadarıyla bu konu bir yazıyı daha hak ediyor. (Bu arada, mektuplarına "nasılsa okumazsınız ama" diye başlayan okurlarım için söyleyeyim; internet çıkalı beri okumadığım tek bir okur mektubu yoktur.)

Askere alma sistemleri ile ilgili tartışmaların şöyle bir zorluğu var: Hangi platformda tartışacaksınız? Bir yanda sürüp gitmekte olan bir zorunlu askerlik sistemi var ve siz buna karşısınız ama bir yandan da bu sistem içinde yapılan bir değişiklik var ve milyonlarca insanı yakından ilgilendiriyor.

Bir yazar burada iki farklı tutumu alabilir. Birincisi, temeldeki itirazınızı saklı tutmak kaydıyla, güncel değişiklik konusunda tutum alırsınız. İkincisi ise bu paradigma içinde kalarak tartışmayı reddedersiniz. "Ben zorunlu askerlik sistemine toptan karşıyım; profesyonel orduya geçilmesini savunuyorum; dolayısıyla da bu sistem içinde yapılan değişikliklerle ilgili görüş belirtmeyi reddederim" der, susarsınız. Ama o zaman da, bir köşe yazarı olarak, çok geniş bir kitleyi yakından ilgilendiren bir meselenin tamamen dışında kalmış olursunuz.

Üstelik, böylesi "platform reddetme" tutumları askerlikle de bitmez.

Mesela YÖK'ün mutlaka kaldırılması gerektiğini düşünüyorsanız, YÖK'ün yaptığı katsayı değişikliği ile ilgili fikir de söylememeniz gerekir. MGK'ya toptan karşıysanız, başına sivil sekreter geçince "iyi oldu" diye yazamazsınız. Diyanetin kaldırılmasını savunuyorsanız bu kurumun şu ya da bu uygulaması üzerine tartışmaya girmek de uygun düşmez. Okullarda Milli Eğitim'in tek tip müfredat dayatmasına karşıysanız, "din dersi zorunlu mu olsun seçmeli mi" konusunda fikir beyan etmeniz abes görünebilir.

Örnekler çoğaltılabilir. Açıkçası ben, genel olarak böyle tartışmalara farklı bir paradigmadan bakmaya, güncel tartışmaya bu paradigma içinden bakarak yeni bir boyut katmayı tercih ederim.

Ama bazen konu somut olarak o kadar çok insanın hayatını etkilemektedir ki, siz de ister istemez mevcut paradigmanın içinde kalarak tutum almaya mecbur kalırsınız.

Benim açımdan, tek tip askerlik böyle bir konu. Tıpkı yeni bir bedelli askerlik çıkması gibi, yurtdışında çalışanlara tanınan bedelli askerlik hakkı gibi ve hatta vicdanı ret gibi...

Kimileri, gerek kısa dönem askerliği, gerek bedelliyi ya da vicdani reddi, karşı olunan zorunlu askerliğe karşı kazanılmış "mevzi başarılar" olarak görebilir. Yani, "ne kadar insan paçasını kurtarırsa kârdır" hesabı... Zorunlu askerliğe karşı değil miyiz; o zaman bırakalım hiç değilse parası olanlar paçayı kurtarsın; hiç değilse yurtdışında iş bulma imkânı olanlar paçayı kurtarsın; hiç değilse arkasına uluslararası kamuoyu desteği alabilen bir kısım entelektüel paçayı kurtarsın... Hiç değilse okumuşlar kısmen kurtarsın...

İşte bu tablo benim vicdanımı kanatıyor. Bu tabloyu hani bizim o meşhur deyişimizdeki gibi "Alavere dalavere köylü Memet nöbete" tablosu olarak gördüğüm için dayanamayıp tartışmaya giriyorum.

Hele hele, okumuşlar ya da parası olanlar ya da "felsefesi olanlar" ayrıcalık talebi gerekçelerini diğerlerini aşağılamak üzerine kuruyorlarsa; ifadelerden asıl tahammül edemedikleri şeyin uzun askerlik değil, "ayaklarını bile yıkamayı bilmeyen cahil köylü çocuklarıyla bir tutulmak" olduğu ortaya çıkıyorsa, tepkim daha da artıyor.

x x x

Son olarak şu soruya cevap arayalım:

Bu değişiklik, yani herkesin 9 ay erlikte eşitlenmesi nihai olarak profesyonel askerliğe geçişi zorlaştırır mı, kolaylaştırır mı?

Doğrusu ben pek bir etkisi olacağını zannetmiyorum; çünkü zorunlu askerlikte direnişin çok ciddi ideolojik sebepleri var (ordu millet) ve bu yüzden de kaldırılması siyasetin bu ideoloji sahipleriyle giriştiği hesaplaşmada birkaç adım daha atmasını gerektiriyor.

Ama eğer söz konusu değişiklik az da olsa bir etki yapacaksa, bu etkinin olumlu olacağını sanıyorum.

Öyle ya; bu değişiklikle Genelkurmay, toplumun daha güçlü kesimlerini (yüksek eğitim ayrıcalığına, paraya, sosyal statüye sahip olan kesimini) güçsüzlerle kader birliği içine sokmuş oluyor. Kim bilir belki de bu sayede zorunlu askerliğin kaldırılması için daha büyük bir kamuoyu oluşabilir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89