• BIST 89.764
  • Altın 145,200
  • Dolar 3,6300
  • Euro 3,9131
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 7 °C

Tek devlet, tek bayrak, tek dil ve 'tek adam'

Ergun Babahan

Herkes Avrupa kupası kura çekimlerinde olduğu gibi torbadan hangi ismin başbakan olarak çıkacağını bekliyor. Her türlü yetkiyi Saray'a bırakmış olan AKP kurmaylarının bile net bir fikri yok. Çünkü bu konular partide değil, Erdoğan ve damadından oluşan yetkili kurullarda belirleniyor. Yarışmanın yerini atamanın aldığı bir sisteme dönüştü Türkiye'nin çarpık demokrasisi.

Evet, AKP'den önce de Türkiye'nin Siyasi Partiler Yasası sorunluydu. AKP ısrarla bu yasada reform yapmaktan kaçındı. Yüzde 10 barajı gibi, 12 Eylül'ün mirası olan bu yasaya sahip çıktı. Darbe anayasasından bahsedenler, darbecilerin en etkili yasalarından olan Siyasi Partiler ve Seçim Yasası değişikliğini hiçbir zaman gündeme getirmedi.

Çünkü zihinlerinde demokrasi fikri yoktu, iktidarı ve gücü ele geçirince darbecilerin geliştirdiği hukuksal yapıya sahip çıkmakla kalmadılar, bu sistemi kendi lehlerine olmak üzere daha da bozdular. Bugün artık Türkiye'de bir hukuk devletinden söz etmek mümkün değil. MHP kongresi öncesi yargı sistemi üzerinden yapılan müdahaleler, yargının artık iktidarın denetiminde bir erk haline geldiğinin açık göstergesi.

Türkiye'de artık tek kişinin oyu var. Milyonların ne düşündüğü, neyi veya kimi tercih ettiğinin önemi yok. Erdoğan, damadına danıştıktan sonra oyunu kullanıyor ve herhangi bir kişi ya AKP ilçe başkanı ya da başbakan oluyor. Tek bir oy ülkenin kaderine hakim olmuş durumda bulunuyor. O oy, başbakanı işinden edebiliyor, yenisini belirliyor. Koca bir parti ve ülke bu durumu olağan karşılıyor.

Bir iş yapmak, bir yere atanmak isteyen herkes, bu oyu kazanmak için her türlü hokkabazlığı yapıyor. Kimi aşkını ilan ediyor, kimi yeni bir halifelik dönemi başladığını duyuruyor. En çok bağıran, lideri için göğsünü siper eden mutlaka karşılığını alıyor ve bunlar genellikle devşirmelerden çıkıyor.

Bu kaos ortamında başta Kürt meselesi olmak üzere ülkenin hiçbir sorunu konuşulmuyor, tartışılmıyor. Eğitim sistemi yerle bir edilmiş, yolsuzluk norm haline gelmiş, ekonomi ciddi bir krizle karşı karşıya gelmek üzereymiş kimsenin umurunda değil. Tıpkı hukuk devleti normunun yok edilmesi ve ifade özgürlüğünün tamamen ortadan kaldırılmış olmasını dert etmedikleri gibi, bunları da etmiyorlar.

Bütün bunların üzerine bir de Avrupa Birliği ile yaşanan kriz ortaya çıkıyor. Türkiye'yi iyice yalnızlaştırıp Mısır düzeyi bir ülke durumuna düşürecek bir gerilimin ortasındayız. Avrupa Birliği çıpasının kaybedilme riski artarken bu toprakların insanlarının daha kaliteli bir yaşam standardı yakalama şansı da azalıyor.

Kabul etmek gerekir ki, tek adam kültünün bu topraklarda alıcısı var. Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren sistem, güçlü bir lider etrafında örülmüş durumda. Kuralları aşabilen, gerektiğinde anayasayı ihlal edebilen bu tek adamın tercihlerinin tek belirleyici olması, toplumun geniş yığınlarını rahatsız etmiyor. Hatta bundan memnunlar bile diyebiliriz.

Tekçiliği seven bir şekilde yetiştirilmiş bir insanlar topluluğu burası. Tercih yapmak zorunda kalmaktan hoşlanmayan, çok seslilik ve renklilikten rahatsız olanların ülkesi. Bununla da yetinmiyor, kendisi gibi olmayanı, düşünmeyen ve yaşamayanı imha etmeye kalkıyor. Önümüzdeki dönemin tek adamlık rejiminin hukuki bir boyut almasıyla birlikte, bu tekçiliğin katlanılması daha da güç bir hal alacağını söyleyebiliriz. Acı ama gerçek bu.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89