• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 29 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 37 °C
  • Berlin 23 °C

Tehlike çok ciddi

Nabi Yağcı

Seçime kadar gerilim tırmanacak, zira her iki tarafta da gerilimi tırmandıracak malzeme birikimi yeterince var, yeniden yeterince patlayıcı yakıt birikti. Bu nedenle şu günlerde başka hi...çbir konu gördüğüm manzaranın bende yarattığı kaygının üstünde öneme sahip değil. O nedenle başka konulara girmeye şimdilik niyetim yok.

Kısır oy hesabı içinde olanlar yine tehlikeyi görmüyorlar. Tek bir oy için ödenen bedelleri görüyoruz, canlarla ve ülkemizin geleceğiyle ölçülen bir bedel bu. Değer mi? Üstelik mesele yalnızca seçim sonuçlarından çıkacak oy dağılımı meselesi de değil, mesele seçim sonrasında izlenecek siyasetleri seçim öncesinde şimdiden hazırlama niyetleriyle bağlı. Böyle olunca seçim öncesinden başlayan tehlikeli gerilimin en azından seçimler boyunca süreceğini ve sonrasına da sarkacağını tahmin etmek zor değil.

Taraf’ta Emre Uslu 7 mayıs tarihli “AKP ye ‘ortalık karışacak, oy kaybınız olur’ diyen asker kim” başlıklı yazısında kaygıları arttırıcı, düşündürücü pek çok ipucu veriyor. Kastamonu’da polis aracına saldırı olayını önceden uyaran ve uyarısı doğru çıkan Uslu’nun bu yazısını bu nedenle daha bir dikkatle okudum. Benim yalnızca siyasi analizden çıkarak vardığım sonuçların onun somut bilgilere dayanarak yaptığı yorumlarla çakıştığını görmek doğrusu ürküttü beni.

Birilerinin şu düşünceyi telkin ettiğini söylüyor Uslu: “Ülkede güvenlik zaafı var. Bu zaaf son dönemlerde askerî tutuklamalar nedeniyle oluştu. Bu zaafın yaratılması için devlet içinde bir grup hükümete rağmen hareket etti, tutuklamalarla askerin operasyon kabiliyeti sınırlandı ve seçim sürecinde bu zaafı oluşturdu.” Uslu, “Bir kaynağım ‘O uyarı etkili olduğu için AKP Güneydoğu’da düşük profilli adaylar çıkardı. Sırf. Güneydoğu siyasal çekişmeye karışmasın diye. Ama AKP’nin aday listesinde hesaplamadığı şey ‘Güneydoğu karışacak’ diyenle karıştıran aynı eldi’ değerlendirmesini yaptı” diyor ve yazısını “‘Önümüzdeki günlerde Güneydoğu karışacak, Bu karışıklık çerçevesinde birileri çıkıp bir şeyler söylerse çok oy kaybı olur’ diyen asker kim ve bu karışıklıkta dahli var mı? Daha da önemlisi AKP’liler bu kirli tezgâhı görüyorlar mı” sorusuyla bitiriyor.

Aman Tanrım! Bir satranç hamlesi hesap eder gibi, tuzaklarla dolu böylesi sinsi ve ince hesaplar yapmak ancak Bizans ile saray geleneğini birleştirerek labirent siyasetinde ustalaşmış bir devlet içinde mümkün olabilirdi. Gerçekte buna siyaset demek de mümkün değil, savaş oyunları demek daha yerinde olur.

Biraz geriye gidip hatırlayalım; Deniz Baykal daha koltuğundan indirilmezden önce CHP’de bir siyaset değişikliği olmuştu. CHP ana ekseni “Şeriat geliyor, laik rejim tehlikede” şiarına endekslenmiş siyasetini çaktırmadan terk edip, “Devlet güçleri zaafa uğratılıyor, devlet zayıflatılıyor” söylemine yönelmişti. Kısmi anayasa değişikli için halk oylaması kampanyası boyunca da CHP bu söylemi temel aldı. Bu değişiklik paketinin devleti zaafa uğratacağını işledi. Çok ilginçtir ki, yüksek yargıdan da aynı günlerde benzer beyanatlar geldi.

“Laik rejim tehlikede” şiarından “Devlet zaafa uğratılıyor” şiarına geçiş birinci taktiğin başarısız sonuç vermiş olmadığından dolayı olmadı. Kendileri açısından istenen sonuç alınmış Ergenekon çevresi ulusalcı sol da dahil edilerek konsolide edilmişti yani sabitlenmişti. Yani elde edilebilecek azami sonuç elde edilmişti.

Şimdi sıra daha fazlasına gelmişti. Daha fazlası, AKP’yi parçalayıp, iktidardan düşürmek için bir CHP-MHP koalisyonunu çıkaracak koşulları hazırlamaktı. “Şeriat geliyor” sloganı bu amaca uygun değildi. Zira bu slogan AKP’yi bölmek yerine tersine birleştirici olduğu gibi, şeriat tehlikesini reel tehlike olarak gösterecek bulguları göremeyen sağduyu sahiplerini de AKP çevresine çekiyordu. “Devlet güvenliği tehlikede” hedefi ise konsolide edilen milliyetçi/ulusalcı güçlere yeni çevreleri ekleyerek hegemonya alanını genişletici olacaktı. Bu stratejinin özellikle Emniyet teşkilatı, polis içinde etkili olması işten bile değildi. Kastamonu’daki saldırının ilk kez doğrudan polisi hedef almış olması bu açıdan üstünde durulmaya değer bir nokta.

Bu stratejinin uygulanabilmesi için AKP’nin milliyetçi çizgiye geriletilmesi ve Güneydoğu’nun karışması gerekirdi. Bu iki yönelim de zaten karşılıklı olarak birbirine etkileyerek gerilimi tırmandırmaya yetecekti.

Maalesef ortalığı kan gölüne çevirmeye yönelik bu vicdansız strateji şu âna kadar başarı kazanmış görünüyor. Oyunu bozan tek siyasi kişilik son açıklamalarıyla demokratik siyaset alanına işaret eden Abdullah Öcalan oldu.

Eğer BDP, DTK seçimleri boykot kararı almazsa büyük tehlikenin kenarından dönmüş olacağız, ama tehlike bitmiş olmayacak.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89