• BIST 81.901
  • Altın 146,149
  • Dolar 3,7772
  • Euro 4,0057
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin -1 °C

Tebrikler! Kızınız F tipini kazandı

Oral Çalışlar

ODTÜ öğrencilerinin mezuniyet törenindeki slogan, içinde bulunduğumuz trajikomik durumu özetliyordu. 

Pankart asmak, izinsiz gösterilere katılmak, bildiri dağıtmak vb. nedenlerle kaç öğrencinin hapiste olduğunu bilen var mı? Bu rakam (farklı kaynaklara göre) 500 ile 700 arasında değişiyor.

Şimdiki HSYK üyesi Ali Suat Ertosun, ünlü ‘19 Aralık 2000 operasyonu’ döneminde Cezaevleri Genel Müdürü’ydü.

Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, birkaç kez ilgili gazetecilerle cezaevleri üzerine bilgilendirme toplantıları düzenledi. O dönemde de çok sayıda öğrenci tutukluydu. Hangi gerekçeyle tutuklu olduklarını sorduğumda ‘Terör suçu’ cevabıyla karşılaşıyordum. Ertosun’a, böyle bir bilgilendirme toplantısında, “Bu gençlerin ne kadarı gerçekten bir şiddet eylemine katılmış, ne kadarı sırf yazı, çizi, bildiri nedeniyle tutuklu?” diye sordum. Bir açıklama yapamadı. 

Şiddetle siyaset arasındaki sınır

Aynı soruyu cezaevlerinden mektup gönderen gençlere sorduğumda, ‘tutuklu gençlerin yaklaşık yüzde 93’ünün şiddet eylemleri dışında olduğu’ cevabını almıştım. Yargı, ülkemizde belki de hiçbir dönemde, ‘şiddetle siyasi eylem arasına sınır çekme’ yönünde bir yaklaşım göstermedi.

‘Terör örgütü üyeliği’ ülkemizde ceza yargılamasının son 20 yılına damgasını vurdu. 1991’de, TCK’daki düşünceyi suç sayan 141/142. maddeler kaldırılırken, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) çıkarıldı. TMK, terörle mücadele ediyor gibi görünse de hep ‘düşünce’yi, ‘yasal siyaset’i hedef aldı. En büyük zararı görenler; üniversiteliler, yasal alanda siyaset yapanlar ve özellikle Kürt siyasetçiler oldu.

Diyelim ki gençler bir bildiri dağıtma eylemine katılıyorlar ya da okulda bir gösteriye. Yakalandıkları andan itibaren ‘terör örgütü üyeliği’ maddesi yakalarına yapışıyor. Bir bildiri yüzünden aylarca, yıllarca hapiste yatan, mahkûm olup 15 yıl ceza yiyen gençler tanıyorum... Hiçbir şiddet eylemine katılmamış olmasına rağmen bu gerekçeyle tutuklanan gençlerden gelen mektupları zaman zaman köşemde yayımlıyorum. 

Üniversitedeki mezuniyet gösterileri

Geçen günlerde üniversitelerde mezuniyet törenleri yapıldı. Çok sayıda üniversitelinin hapiste olması, arkadaşlarının tepkisine yol açıyor. Bazı törenlerde öğrenciler tutuklu arkadaşları için gösteriler yaptılar.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde öğrencileri temsilen konuşan Hüseyin Göksel şöyle dedi: “Biz burada Hukuk Fakültesi öğrencileri olarak, fikirlerinden dolayı tutuklu bulunan arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşmasını diliyoruz... Demokrasinin ülkeye hemen gelmesini istiyoruz, gelsin ki öğrenciler görüşlerinden dolayı yargılanıp tutuklanmasın.” Hukuk Fakültesi’ndeki tutuklu sayısının mezun sayısına eşit düzeyde seyrettiği ifade edildi.

Galatasaray Üniversitesi öğrencileri de tutuklu arkadaşlarını hatırlatmak amacıyla mezuniyet törenine poşularla katıldılar.

ODTÜ öğrencilerinin mezuniyet törenindeki şu slogan trajikomik durumu özetliyordu: ‘Tebrikler! Kızınız F tipini kazandı...’

Marmara Üniversitesi öğrencileri diploma töreninde hocaları Büşra Ersanlı’ya mesaj gönderdiler: ‘Hocam okulu bitirdik, mezun olduk...’ 

Gençleri tehlike görmeyin efendiler

Yasalar, kriterler vb. değişiyor, ‘gençleri yargılayan zihniyet’ ise değişmiyor. 20 yıl, 30 yıl önce ne ise bugün de aynı.

Bir rejimin karakterini en net yansıtan noktalardan biri, gençlerine karşı tutumudur. Değişim sözcüğünün çok kullanıldığı bir dönemde, hâlâ siyasetle ilgilenen yüzlerce gencin hapislerde olması, ironik ve moral bozucu.

Gençler zaman zaman agresif, acımasız olabilirler... Yumurta atabilirler, yuh çekebilirler, yaşlı siyasetçileri kürsüden inmeye zorlayabilirler. Bazı görüşleri gerçekçilikten uzak, bazı yargıları ölçüsüz, içinde yaşadıkları topluma tepkileri ‘abartılı’ olabilir. Bunları tolere edebilen, sorunların kaynağını gençlerde değil sistemde arama cesaretini gösterebilen rejimin adıdır demokrasi.

Gençlerin üzerinde siyasi, ahlaki, psikolojik, yargısal baskı/şiddet uygulayan, onların sisteme tepkilerini ‘şiddet’ ve ‘terör’ kapsamında algılayan, gençleri hapislere tıkan rejimler ihtiyar ve kokuşmuş hale gelirler...

Gençlerden korkmayın efendiler. Geleceğe güvenin...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89