• BIST 109.156
  • Altın 153,325
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 4 °C

Taş atan çocukları 'devletleştirmek'

Oral Çalışlar

Bölgede yaşanan sorun temelde bir kimlik sorunu. Yani bir sosyal sorun. Bu sorun çözümsüzlüğe mahkûm edildiği için tam bir siyasi soruna dönüştü.

Diyarbakır’a her gittiğimde, Suriçi’nde, Bağlar’da dolaşırken, ortalıkta, ellerinde mendil, ayakkabı boyama kutusu taşıyan, küçük gelirleriyle ailelerini ayakta tutmaya çalışan çocuklara rastlarım. Çaresizlik içindeki bu çocukların hayatta kalmak için büyük bir dirençle çabaladığına tanıklık ederim. Sonra onların babaları, dedeleri olduğunu sandığım-bildiğim insanlarla, Ulucami önündeki kürsülerde sohbete dalarım. Orası Diyarbakır’ın siyaset meydanı gibidir.

İnsanlar son yıllarda, tepkilerini, duygularını daha açık ve korkusuz dile getirir durumda. Bu çocukların ağabeylerinin bir kısmının dağlarda, bir kısmının mezarda, bir kısmının hapishanede olduğunu anlatıyorlar. İşte o noktada bu çocukların geleceğini düşünürüm. O çocukların büyük çoğunluğu, köyleri yakılmış, devlet güçleri tarafından yaşadıkları bölgelerden kopartılarak buralara sürgün edilmiş ailelerin çocukları. Arkadaki acıyı ve dramı uzun uzun anlatmaya gerek yok…

Daha dramatik olansa şu: Bütün bunlar, büyük ölçüde, devlet güçleri tarafından (‘terörle mücadele’ konsepti içinde) gerçekleştirildi. Bir dönem, bu köylerin boşaltılması ve Kürtlerin şehirlere sürülmesi bir çözüm gibi görünmüştü. Bu şekilde PKK’nın köylerdeki lojistik desteğinin yıkılacağı ve böylece PKK’nın teslim alınabileceği söyleniyordu.

İtiraz etmiştik. Bu stratejinin, bedelini tüm toplumun ödeyeceği yeni felaketlere kaynaklık edeceğini söylemiştik. O günlerde yazdığım yazılara bakıp, geriye yolculuk yaptığımda, kimsenin bu itirazları dinlemediğini fark ediyorum... 

O çocukları yaratan ortam...

Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, soruna çözüm üretebileceğini düşündüğü bir formülle kamuoyunun önüne çıktı. Söylediği özetle şu: “Anne ve babalar çocuklar üzerinde gerekli otoriteyi sağlayamıyorlar. Bu durum böyle devam ederse çocukları ailelerinden alacağız ve rehabilitasyon amacıyla devletin bakım kurumlarına yerleştireceğiz...”

Aşamalı bir yöntem izleneceğini söyleyen vali, ‘Kabahatler Kanunu’na göre, ‘çocuklarına hakim olamayan’ aileleri önce cezalandıracaklarını, bunun sonuç vermemesi durumunda ise ‘çocukları devletleştireceklerini’ belirtti.

Diyarbakır Valisi’nin çıkışını, çözümü yanlış yerde arayan bakış açısının tipik bir örneği olarak değerlendirebiliriz. Bölgede yaşanan sorun temelde bir kimlik sorunu. Yani bir sosyal sorun… ‘Sosyal sorun’, çözümsüzlüğe ve görmezden gelmeye mahkum edildiği için şimdi tam anlamıyla bir ‘siyasi sorun’a dönüşmüş durumda. O çocuklar artık ‘Kürt meselesi’nin bir parçası. Onların tepkilerinin ve öfkelerinin arka planındaki birikimin görmezlikten gelinmesi, bölgedeki somut gerçekliği ıskalayan çözüm projelerinin üretilmesini beraberinde getiriyor. O çocukların ortaya çıkmasına neden olan süreç, esas olarak siyasi bir süreç olduğundan, çözümün ‘siyasi paket’ten bağımsız düşünülmesi bir anlam ifade etmiyor. Onları, (daha önceki bazı uygulamalara paralel şekilde) ‘Yatılı Bölge Okulları’ içinde eğiterek dönüştürmeye çalışmak, insan haklarına ters düştüğü gibi, işlevsellik açısından da anlamlı görünmeyen bir yaklaşım.

O bölgenin çocuklarını, aileleriyle, dilleriyle, çevreleriyle, kültürleriyle, alışkanlıklarıyla bir bütünlük içinde değerlendirebilmek ve kabullenebilmek gerekiyor. Bölgedeki aileler ve çocuklar son derece kötü maddi ve manevi koşullarda yaşıyorlarsa, bunun birinci sorumlusu olarak devleti görmeleri de anlaşılabilir. Devletin görevi onlara sağlıklı bir aile ortamı sağlamak. O ailelerin tamamına yakını işsiz, yersiz yurtsuz. Köylerine dönemiyorlar, yeni bir yaşam kuramıyorlar. Aileler devletin ezici politikaları nedeniyle yeteri kadar ezilmiş ve cezalandırılmış durumdalar.

Yeniden cezalandırma yoluna giderek bu insanların çocuklarını ellerinden almak, daha yeni bir travmaya ve sorunun daha da ‘taşlaşması’na neden olabilir.

Kısacası, bu projenin bir çözüm ışığı içerdiğinden söz etmek mümkün değil.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89