• BIST 82.252
  • Altın 148,354
  • Dolar 3,8176
  • Euro 4,0790
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

Tarihi yaşarken yakalamak!

Hasan Cemal

1980’lerde çıkardığım eski bir kitabımın adıdır, Tarihi Yaşarken Yakalamak...

Güç iştir bu.

Özellikle siyasette devlet adamlığını gerektirir, tarihi yaşarken yakalayabilmek...

Bu konuda İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’in ilginç bir sözü var:

“Tarih bir at gibidir, pencerenizin altından dörtnala giden bir at... Devlet adamlığında gerçek test ise, o pencereden zıplayıp dörtnala giden o atın üstüne oturmaktan geçer.”(*)

TBMM dün yeni yasama yılına başlarken düşündüm, acaba bizim siyaset meydanındaki başoyuncular bu testten geçebilecekler mi diye...

Ya da pencereden atın üstüne atlama cesareti var mı onlarda?

Bu cesaret olsa, acaba kendilerini atın üstünde mi, yoksa yerde mi bulurlar popo üstü?..

Bilemiyorum.

Ama soruların öncelikle iki muhatabı var:

Erdoğan’la Kılıçdaroğlu...

Kendilerini yakın dönemde bekleyen iki büyük sınav söz konusu:

Yeni anayasa ve Kürt sorunu...

Birbiriyle iç içe geçmiş bu iki sınavdan başarıyla çıkan bir Türkiye’nin önü açılacak.

Demokrasi ve hukuk çıtası yükseleceği için önü açılacak. Barış ve istikrar çıtası yükseleceği için açılacak. Refah çıtası daha hızlı yükseleceği için açılacak.

Türkiye eğer çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak istiyorsa...

Aş ve iş sorununu çözmek, kalkınma yolunda daha büyük hamleler yapmak istiyorsa...

Hukukun üstünlüğünü ileri demokrasilerdeki gibi yerli yerine oturtmak istiyorsa...

O zaman Türkiye kendine darbeciliğin ürünü olmayan demokratik bir anayasayla birlikte, Kürt sorununun şiddet ve silahla bağını kopartacak yeni bir düzenin kapısını açmak zorunda.

Türkiye ancak bu yolla kendi içinde gerçek bir barış ve istikrar kuşağı oluşturabilir. Ancak böyle bir barış ve istikrar ortamında güzel ve mutlu bir geleceğe doğru yol alabiliriz.

Dağlarında sürekli silah patlayan, dağlarından sürekli ölüm haberleri gelen, sürekli kan ve gözyaşı akıtan bir ülkede, ne doğru dürüst demokratik hukuk devleti yerleşir, ne de insanlarımızın karnı doğru dürüst doyar.

12 Eylül referandumu öncesinde de Tayyip Erdoğan’la Kemal Kılıçdaroğlu’na kaç kez aynı çağrıyı yaptım:

Gelin, yeni anayasa ve Kürt sorunu konusunda elele verin, Türkiye’nin önünü açın, isimlerinizi tarihe kocaman yazdırın.

Böyle bir tarihi işbirliği, Türkiye’de siyaseti bitirmeyecek ki.

Demokrasi ve hukukun üstünlüğünü ortak platform olarak benimseyen, Kürt sorununun şiddetle bağını elbirliğiyle kopartan partiler kendi aralarında yine yarışmayı sürdürecekler.

Yani siyaset devam edecek, bitmeyecek ki.

Avrupa demokrasilerinde de yaşandı bu süreç.

İki büyük dünya savaşının korkunç yıkımından geçmiş olan Avrupa’da, tüm partilerin elele vermesiyle demokrasi, hukuk ve özgürlükler düzeni ortak platform olarak kabul edildi ve siyaset böyle bir medeni ortamda devam edip gitti.

Yunanistan’da da, İspanya’da da, Portekiz’de de farklı olmadı.

Dikta ve darbelerden sonra siyasal güçler bir araya geldiler, diyalog ve uzlaşma mekanizmalarını çalıştırıp yeni demokrasi düzenlerini birlikte kurdular.

Demokrasi oyununun temel kurallarını hep birlikte anayasalara geçirip, bu çerçeve içinde siyasal rekabetlerine yine tatlı sert devam ettiler.

Biz de bunu başarabiliriz.

Türkiye de demokrasinin gereğini yapabilir.

Dileğimiz, Erdoğan’la Kılıçdaroğlu’nun da tarihi yaşarken yakalamalarıdır.

Çok şey istemiyoruz.

* International Herald Tribune, 28-29 Ağustos 2010, Martin Indyk’in Ortadoğu barış süreciyle ilgili makalesinden.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89