• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 4 °C

Tarihi işleri spekülasyona boğmak

Kurtuluş Tayiz

PKK ve HDP, bir süredir Abdullah Öcalan'ın Newroz mesajının video-konferans yöntemiyle sunulması için bastırıyordu. Sırrı Süreyya Önder, önceki gün İmralı ziyaretinde bu talebi Öcalan'a iletti. Abdullah Öcalan ise şu yanıtı verdi: "Bunlar önemli değil, asıl önemli olan fikirlerdir; spekülasyonlarla barışın gölgelenmesine izin vermemeliyiz."

Basit gibi görünen bu örnek, büyük işlerin küçük hesaplarla gölgelendiğini göstermesi bakımından oldukça önemli. Çözüm sürecinin başından beri bu zihniyet sorunuyla boğuşuyoruz aslında. Kuşkusuz bir tarafa özgü değil bu sorunlu yaklaşım, siyasetin geneline hakim olan kusurlu bir düşünme biçimini yansıtıyor.

Siyaset, tarihten koparıldığında geriye kısır çekişme ve günlük kavgalar kalır.

Lider ile politikacı arasındaki fark burada ortaya çıkar; liderler, geleceği şekillendirmenin mücadelesini verirken, politikacı günün sonundaki kazancını düşünür; liderler verili olanı değiştirmeye çalışırken, politikacı verili olana takılıp tarihi ıskalar; liderler tarihi işlerle uğraşır, politikacılar ise gündelik çekişmelerle...

"Tarihi işler", büyük değişim yaratan çalışmalardır. Çözüm süreci de bu tarihi işlerden biridir. Bu sürecin aktörleri, çözüm süreciyle aslında büyük değişim mücadelesi veriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, projesini "yeni Türkiye" sloganıyla formüle ediyor. AK Parti iktidarı, soğuk savaş döneminin ürünü, darbelerle tahkim edilmiş otoriter cumhuriyet modelini değiştirmeyi başardı, Türkiye'nin ekonomisini büyütüp, siyasal sistemini yeniden kurma yolunda ilerliyor. Yapılacak hala büyük işler var; yeni anayasayı yapma gibi. Anayasanın değiştirilmesi mücadelesi teknik bir mücadele olarak görülse de, ülkedeki köklü değişimi yeni bir hukuka bağlama anlamına geliyor. Ülkede büyük değişimler yaşandı ancak bu kalıcı bir hukuki sözleşmeye dönüştürülemedi. Statüko hala ayak diriyor. Sorunun en büyük muhatapları hala bir uzlaşmaya varmış değil.

Kürt tarafı, bu muhataplardan biri. Abdullah Öcalan, Kürt siyasetine öncülük ediyor. Siyasi iradesi ve politik gücü var. "Demokratik Cumhuriyet" projesiyle, Türk-Kürt ilişkilerinde son yüz yılda yaratılan zorunlu birlikteliği, gönüllüğü birlikteliğe çevirmeye çalışıyor. Bunun "tarihi" bir iş olduğundan kuşku yok. Öcalan'ın üstesinden gelmeye çalıştığı bu tarihi işi örgütü ve tabanı anlıyor; fakat örgütün yönetici grubu, Öcalan'ı anlamakta ciddi sorunlar yaşıyor. Öcalan, yüzyıllık bir sorunu çözmeye çalışıyor, Kandil ve HDP'li yöneticiler ise günlük mevziler kazanma peşinde. Günü kazanma uğruna bütün bir geleceği tehlikeye atıyorlar. Değişim hedefleri olmadığı için eski Türkiye ile işbirliği yapmaktan çekinmiyorlar. Selahattin Demirtaş'ın Bugün, Cemil Bayık'ın Cumhuriyet gazetesinde manşete çıkması, Kürt siyasetine dair çok önemli bir gerçeği ele veriyor; PKK, eski Türkiye'ye ait bir yapı. Öcalan, bastırmasa PKK yine eski Türkiye'nin darbe aracı olacaktı. Öcalan'ın, PKK'ya "silahı bırak" çağrısını 28 Şubat'ta yapmakta bu kadar ısrarlı davranmasının sebebi de bu; PKK, darbenin değirmenine su taşıyan bir örgüt olmaktan çıkacak, eve dönecek, siyasete katılacak, "yeni Türkiye"nin, "demokratik Cumhuriyet"in bir parçasına dönüşecek.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89