• BIST 89.764
  • Altın 145,200
  • Dolar 3,6300
  • Euro 3,9131
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 7 °C

Tarihe not düşelim

Yalçın Akdoğan

Son dönemde tarihi gelişmeler yaşanıyor. Aslında tarihi olarak nitelenen birçok düzenleme, uygulama veya adım, sadece normalleşmenin bir parçası ve tezahürü. Yeni Türkiye eski sorunları geride bırakmayı gerektiriyor. Her sorunun aşılması ise yeni bir birlik ve bütünlük motivasyonu sağlıyor. İtilen, horlanan, dışlanan, haksızlığa uğrayan kesimlerin sorunlarından kurtulması ayrışmayı ve kutuplaşmayı değil birleşmeyi ve kucaklaşmayı getiriyor.

Başörtüsü meselesi ideolojik önyargıların ve yanlış siyasi kurguların ürettiği sun’i bir sorundu. Laiklik yerine laikçiliği öne çıkaran zihniyet, demokratik ve özgürlükçü ruhu kaybettikçe farklı toplum kesimlerini ‘karşıt’ olarak konumlandırıyor ve sisteme yönelik bir karşıtlık oluşmasına sebep oluyordu.

Türkiye’nin demokratikleşmesi demek, yanlış kabullerin ve haksızlık üreten uygulamaların değişmesi demektir. “Demokratikleşelim ama başörtüsü sorunu, Kürt sorunu, azınlıklar sorunu vs devam etsin” demek sadece kendini kandırmaktır. İnsanca bir yaşam ancak özgürlükçü ve adil bir düzenle mümkündür. Toplumsal birlik ve beraberliğin, iç barışın ve ülke bütünlüğünün de gereği de budur. Düşman tanımlayan düzenler sadece düşmanlık üretirler ve düşman ürettikçe beka sorunu, bütünlük sorunu, birlik sorunu yaşarlar. Kürt meselesi konusunda ‘bölünüyoruz’ korkusu pompalayan MHP’nin anlayamadığı gerçek tam da budur. Sorunları derinleşen ülkelerin iç barışı ve bütünlüğü riske girer, sorunlarını çözen ülkeler daha güçlü dinamikler üzerinde yükselirler.

***

Başörtüsü sorununun çözülmesi birçok özgürlük ve hak alanında rahatlama sağlayacaktır. Meseleye kadın hakları olarak bakanlar da, eğitim hakkı, örgütlenme veya siyaset yapma hakkı olarak bakanlar da, fırsat eşitliği veya çalışma hakkı olarak bakanlar da netice de insan olmanın değerine, kutsiyetine ve saygınlığına vurgu yapmaktadırlar. Birçok hak ve özgürlüğü bir kalemde ortadan kaldıran ve türlü zulümlere sebep olan başörtüsü yasağı kalkmadan insanca bir düzenden bahsedilemezdi.

Bu tür haksızlıkların ortadan kalkmasını kimse bir ‘risk’, ‘tehlike’, ‘sorun’ olarak algılamamalıdır. Demokrasiye ve insan haklarına inanan hiç kimse bu tür yasakları savunamaz ve bunların ortadan kalkmasını bir sorun olarak göremez. Herkesi kendi yaşam tarzına, görüşüne veya kabullerine göre dizayn etmek isteyen tektipçi zihniyetin ise artık şunu görmesi gerekiyor: Haklar kimsenin tekelinde değildir ve insanoğlu onların dar kalıpları içinde yaşamak zorunda değildir. Siyasi görüşler, anlayışlar farklı olabilir. Ancak bunların hiçbiri büyük toplum kesimlerinin en temel haklarını ortadan kaldıramaz ve onları insaniyetten mahrum şekilde yaşamasını dayatamaz. Kimse kimsenin keyfine göre yaşamak durumunda değildir.

Başörtüsü mağdurları on yıllardır türlü zulümlere rağmen büyük bir olgunluk ve vakarla demokratik çözümü beklemiş, hukuki zeminden hiç sapmamıştır. Bugün aynı olgunluk, önyargılarını aşmak zorunda olan kesimlere düşmektedir.

Başörtülü bayanların siyasete katılımı konusunu bir demokrasi meselesi olarak görmemek büyük bir ayıptır. Toplumun büyük bir kesiminin kabulü olan bir konunun ideolojik tartışmalara kurban edilmemesi gerekirdi. Başörtülü kadınlar meselesini, temsil ve katılım açısından değerlendirmemek demokratik körlük olur.

Bazı AK Partili milletvekillerinin başörtüsü ile genel kurula girmeleri siyasi gövde gösterisi falan değil sadece bir normalleşme adımıdır, olması gereken sıradan bir durumdur. Bunu önemli bir hadiseye dönüştüren geçmişte yapılan ayıplar ve engellemelerdir.

Başını örtmek bu bayanların kişisel tercihidir ve genel kurula böyle girmeleri de bunun doğal bir uzantısı ve kişisel takdirleridir. Bunun arkasında ‘tuzak’ ‘oyun’, ‘istismar’ gibi siyasi manevralar aramak son derece yanlıştır.

Muhalefet partilerinin bu meselede de siyaseten AK Parti’yi eleştirmeleri bir yere kadar normal karşılanabilir, ama önemli olan meselenin özüne nasıl tepki verdikleridir. Bu durumu normal mi görüyorlar, bir sorun olarak mı algılıyorlar?

MHP ve BDP, AK Parti’yi eleştirse dahi meseleye destekler vaziyette pozitif bir tutum takınmış görünüyor. Devlet Bahçeli’nin kriz çıkarması beklenen CHP’ye anlayışlı olma çağrısı yapması ve gelişmeleri saygıyla karşılamak gerektiğini söylemesi önemlidir.

HDP’nin olumsuz söylemde bulunan milletvekili Levent Tüzel’i düzeltmesi ve ardından destekleyici açıklamalar yapması olumludur. HDP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel bu durumu özgürlük ve kadınların başarısı olarak gördüklerini söylemiştir. Sırrı Süreyya Önder de özgürlükçü bir tavır takınmanın ötesinde Genel kurulda yaşanabilecek bir engellemeye karşı başörtülü vekillere açık destek sunacaklarını belirtmiştir. BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan bu durumu önemli bir aşama olarak gördüğünü belirterek, “Bu üç arkadaşımız türbanlarını takıp genel kurula geldikleri zaman onların yanında olduğumuzu, onlarla birlikte olduğumuzu göstereceğiz” demiştir.

CHP içindeki görece demokrat bazı vekiller ise bunun karşı konulamaz bir durum olduğunu bildikleri için dolaylı izahlarla da olsa engelleyici olmamak gerektiğini vurgulamışlar ve ulusalcılara karşı ‘siyasi fayda-zarar’ mantığıyla tavır takınmışlardır.

Kılıçdaroğlu her ciddi konuda olduğu gibi net bir tutum takınamamış ve parti içinde bir fikir birliği oluşturamayacağını bildiği için meseleyi kendi haline bırakmıştır.

Yasakçı zihniyetin temelindeki önyargıların, korku ve kaygıların aşılmasının yolu sorunları devam ettirmek değil, meseleyle yüzleşmektir. Emin olun Türkiye normalleştikçe kendi ürettiğimiz sorunların bedelini sadece kendimizin ödediğimizi ve bunun da ülkenin hayrına olmadığını daha iyi göreceğiz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89